ODAMI AYAZ TESLİM ALINCA...

Son zamanlarda eş, dost ve arkadaşlarla yaptığımız gönül sohbetlerinde “İnsan hangi yaşta, en çok nasıl ve ne zaman korkar.” üzerine konuşmaktayız.

İnsan hayatının sabahı, ikindisi, öğlesi, ikindi ve sonrasında ayrı ayrı huzur ve mutluluk oyunlarının dozu dahi farklı farklıdır.

Özellikle akşama dakikalar kala abdest alır dua vaktini beklemeye başlar.

Her alandaki olumlu ve olumsuz oluşumlara daha sağlıklı ulaşmanın, dokunmanın ve dahi merhaba demenin sessizliğinde bir ömrün tahlilini yapar aralıklarla.

Acı da zevk verir denmiştir. Ama ben asla hiçbir acıda  zevke ulaşamadım. Taze balık yemek için oltayla dalgaların derinliğinden bir tat, bir yudum serinlik almaya niyetin saatlerce bekleyişle paralel sabra ulaşan güneş ısınmışlığında adım adım yürümek gerek.

Gerçek insan nerededir. Ağzından çıkan mıdır. Beynindekiler mi, ulaşmaya çalıştığı hedef mi, yalan söyleyen dili mi?

Ooofff… o kadar çok kelime var ki yazabileceğim. Ama ben daima sonucu acıya ulaşınca gördüm. İliklerime kadar yaşadım.

En iyi yaşayan insanlara bir türlü ulaşamadım. Marazdan doğan merhametin kimseye faydası olmamıştır.

Yalnız olmadığının rahatlığında nefes almak, uzanmak alabildiğine, ayaklar ve kolların özgürce hareket halinde oluşu…

Uzanabildiğin, görebildiğin, dokunabildiğin, nefes gönderdiğin neyin varsa avuçlarına alıp, tuttuğunla yetinmek.

Eyvallah deyip gecenin ayazına takılmadan neye ihtiyacın varsa yanına almak, olmayınca, gelmeyince, yoklar hanesine bir çizgi daha ilave etmek.

Derinliğin neresinde olursanız olun su ihtiyacında bir yudum serinlemek dünya hayatında olmazsa olmazlardandır.

Yutkunmak, burukluğu vakit teslim alınca. Titremeyen ne kalır dersiniz.

Göz titrer, gül titrer, tel titrer, ayak, ateş dahası yürek titrer de yol kalmış mıdır önünde arar durur garibim.

Biraz önce “Dersimiz Atatürk” filmini izledim. Kendi titreşimimle.

Millete Onun kadar hizmet edenleri saygı, sevgi ile anıyor bu gece dualarımı gönderiyorum.

Haydi çocuklar, gençler Şair Halim Yağcıoğlu’nun “Atatürk’ten son Mektup” şiirini okuyalım.

“Siz beni hala anlayamadınız” diyelim.

Balkon kapısı açık kalmış be gülüm.

Çalışma odam alabildiğine serinliyorken,

Geceye ısınmak üzere teslim oluyorum. 

 

 

Osman BAŞ

10.11.2010