TOKAT GAZETESİ

5.BÖLÜM OKUMAK SEVGİSİ VE AİLE

5.BÖLÜM OKUMAK SEVGİSİ VE AİLE

Kararlaştırdığımız gün evimizin yakınında çay evinde Umutcan ile buluşarak birer çay içtik. Yürüyerek apart öğrenci evlerinin olduğu  Umutcan ile Alihan’ın kaldığı   eve   doğru  yürümeye başladık. Alihan evde kalarak  yemek hazırlıyormuş.  Ben yemeğe değil sohbet etmeye, güzel bir eğitim ve öğretim muhabbeti etmeye gittiğimizi söylememe rağmen Umutcan:

“Abi, O kadar bilgi ve sevginizi   paylaşıyorsunuz bizimle , bunu  da bizlerin eğitimi ve gelişimi için  yapıyorsunuz. Bizim  de size,  evimizde   yemek hazırlamamıza,   size sevgimize de  böyle  göstermemize izin verin ” dedi.

Bu söz üzerinde  yolumuzun üstünde  markete  uğrayarak birkaç   hazır kek  ve çerez aldık. Çay ile  beraber  sohbet  esnasında  yemek için.

Umutcan ve Alihan’ın kaldığı apart ev 2 küçük odalı   mutfağı  hemen kapının girişinde duvara  monte edilmiş, banyo ve tuvaleti aynı  yerde olan   bir  evdi. Burası küçük olmasına  rağmen kirası uygun   olduğundan   iki kafadar arkadaşın  rahatça kitap okuyacağı ve ders çalışacağı mekandı. Bu  mekan   gerçekten de Umutcan ve  Alihan için  ideal  bir yerdi. Çünkü  onları sık ziyaret ederek   malayani konuşmalar  yapacak  arkadaşları  geldiklerinde  yatacak yer bulamıyorlardı. Bunu anlatınca  “Nasıl  da anladın abi” gibisinden gülümsedi ikisi de.

Umutcan’ın kaldığı odada  açıldığı zaman  yatak, kapandığı zaman  koltuk kanepe olan koltuğa oturduk. Ben  ve Umutcan  yan yana  otururken Alihan güler yüzlü tavrı ile   Umutcan’ a ve bana  bakıyordu karşı kanepeden.

Konuşmaya başlamanın tam zamanıydı.  Ben  baktım Umutcan ve Alihan beni dikkatle dinliyor,  konuyu anlatmanın  tam zamanıydı. Tam  konuşacakken   geçen buluşmada  verdiğim kitap hakkında görüş belirtmediklerini fark ettim. Dikkatle Umutcan’a bakmaya başladım ama  o da unutmuş olacak ki  bakışımı tam anlamadı.”Bir aksilik mi var dercesine  şaşkınca bana bakmaya başladı. O hatırlamayınca   söylemek  bana kaldı.   Bunu hatırlatınca   Umutcan özür dileyerek  anlatmaya  başladı:

“Abi kusura bakmayın, sizi burada  ağırlamak heyecanımız  ile  unuttum anlatmayı. Geçen hafta bana armağan ettiğiniz “İnsan insana” kitabını bir haftada  zevkle okudum . PDR Öğrencisi olarak  inanın  bana çok şey kattı. İnsan ilişkilerinde iletişim psikolojisinin ne kadar önemli olduğunu daha iyi anlamaya başladım. Sadece  ders kitabı okuyarak  iyi bir  psikolojik danışman olunamayacağını daha iyi anlıyorum artık” dedi.

“Umutcan Kardeşim, Doğan Cüceloğlu kitaplarını ben zevkle okuyarak hatta bazılarını birkaç defa okuyarak  iyice kafama yerleştirdim. Bu  kitaplardan her   buluşmamızda sizlere de vereceğim. Amaç sadece bilgi paylaşımı ve  sevgi paylaşımı değil  kitap ve  dergi  paylaşımı güzel şeyler paylaşımı da olsun. Paylaştıkça bilgi ve sevgi çoğalır.Acılar azalır.  Eğer sizler  burada  okulunuz dışındaki insanlardan  da  hakikaten faydalanırsanız size hayat sevinci katarlar. Bu size bağlı. PDR  Öğrencisi olarak okuduklarınızı   uygularsanız    hem okuduklarınızı uygulamanın hem de   birilerine faydalı olmanın  sevincini yaşamış olursunuz.”

Bu sefer Alihan konuşmak için fırsat kolluyordu. Bunu anlayarak Alihan’a baktım. O da O’na bakınca konuşmaya başladı:

“Abi,  Umutcan okuduktan sonra bende  hemen okudum. Gerçekten de    bizim insan olmamız ve insan insana iletişimin en büyük insan özelliği olduğunu anladım.  Empati yaptığımız zaman  insanları daha iyi anlayacağımızı  ve  bize yapılmasını istemediğimiz davranışların  başkalarına da yapmamamız gerektiği ve insan olarak kime nasıl davranmamız   gerektiğini gösterdi”

Ben ikisini de kitabı gerçekten de okuduklarını ve anladıklarını görünce tebrik ettim.

Onlara önce konuşmamız gereken konuyu konuşmamızın,  daha  sonra da yemek yememizin  daha mantıklı olacağını söyleyerek  konuya geçmek istediğimi anlattım.

Bedeni doyurmak kolaydı da, ruhu  doyurmak  kolay olmuyordu. Benim ruhum ise yaşım nerede  ise 50 yi aşmasına rağmen halen açtı ve   okudukça okumak, okuduklarımı da  Umutcan ve Alihan   gibi gençlere  anlatmak, anlattıkça daha  da anlatmak istiyordum. Bu yüzden önce beyinlerimiz doysun. Sonra acıkan karınlarımız  doyuralım   istedim. Baktım gençler de beni dinlemeye hazır. Ben de  anlatmaya hazırım:

“Sevgili gençler, çocuklarımızın  ve siz de PDR hocası olduğunuz zaman öğrencilerinizin kitap okumasını   istiyorsanız  mutlaka   kitap okumalısınız ama  elinde kitap olan ama okumayan ya da  okudukları üzerine düşünmeyen  ya da uygulamayan  insanlardan olmamak, okuyan düşünen uygulayan insan olursak o zaman okuduklarımız önce bizlere, sonra da   öğretmen isek  öğrencilerimize ve  aile fertlerimize da etki, eder. Ama bu konuda etkili olmamız için de karşımızdaki insanın istek ve hevesi olmalı. İstek ve hevesi olmayan insana biz bir şey anlatamayız ki.”

YORUMLAR

    Bu yazıya henüz yorum eklenmedi.

Köşe Yazısını Yorumla

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.İşaretli alanların doldurulması zorunludur. *


Tartışma Başlat