TOKAT GAZETESİ

5.Bölüm Okumak sevgisi ve aile -3-

5.Bölüm Okumak sevgisi ve aile -3-

 

5.Bölüm Okumak sevgisi ve aile -3-

 

“Çok güzel Kur’an okuyan bir tanıdık vardı. Bu yaşlı adam kendisi gibi çocukları veya torunlarının da Kur’an okumaya sevdalı olmasını dilerdi. Ama çocukları ve torunlarında o sevgi yoktu. Ama adam o kadar istiyordu ki bunu, torununun oğlu da aynı kendisi gibi Kur’an okuyan bir insan oldu. Hatta ülkede en güzel Kur’an okuyan insan bile seçildi.”

Umutcan gülerek:

“Yani, istemek istemek hep istemek lazım öyle mi”?

“İstemenin de ötesinde çabalarımızı hiç bırakmamak lazım. Okumayı seveceğiz ki ailede çocuklarda okumanın en önemli iş olduğunu anlasınlar.”

Biraz susarak Umutcan ve Alihan’a dikkatlice baktım. Gelişmek İstek ve çabası ile adam gibi dinlemek gayretini yüzlerinden okuyunca konuşmaya devam ettim:

“Sevgili kardeşlerim, gerek vakıfta, gerekse daha önce 30 yıl boyunca çalıştığım kütüphane,  iş yerlerinde gençlere hep okuma sevgisi aşılamaya çalıştım. Çoğu ilk başka çok gayretle başladılar. Buna panik atak mı deniyor ne.  Sonradan gayretleri hemen söndü. Çok az kişi de istedi ama gerçekten isteyerek sabretti. Her zaman yanımıza gelerek bizi dinledi, uyguladı. İstediğini nasıl isteyeceğini bildi ve bizim aşımız tuttu ve şimdi onlarda kitap okumayı seven insanlar oldular. Benim de babam gazete okurdu. Benim okuma sevgim de oradan bana geçti. Babam  amcalarım içinde  okurken bende  hem kardeşlerim hem amca  çocuklarım hem dayı çocuklarım  içinde   kitap okuma sevgisi olan tek  çocuk olarak büyüdüm. Çok horlandım, çok küçümsendim ve kendime ve Rabbime verdiğim sözü tutarak okumaya aşkla bağlandım ve manevi zengin ben oldum. “

Umutcan:

“Gerçekten takdir edilesi bir davranış abi” dedi.

Güldüm. Dikkatle Umutcan’a baktım. Bu bakış, “seni önemsiyorum, söyleyeceğim konu  ve söz çok önemli” mesajı veren bakıştı. O da bunu anlayınca  bana  “dikkatle sizi dinliyorum” bakışı ile baktı. Alihan ‘da aynı bakışla baktı.Ben de konuşmaya devam ettim.

“Bunu   yakın arkadaş, akrabalar ve   öğrenciler  dahil herkes söyler hayatım boyunca bunu söyleyen on binlere rastladım. Ne yazık ki, bizim verdiğimiz  dergileri veya kitapları okuyan,  uygulayan ve bizim kitabımızı satın alan çok az insan oldu. “

Bunun üzerine Umutcan:

”Ben sizin kitaplarınızı  okudum abi. Gerçekten de  çok faydalandım. Sizi tanıyan insanlar   sizi gerçek manada tanıyamamışlar ve faydalanamamışlar. Okumayı aşk derecesine  seven insan gerçekten de okuduklarını  uygulamaya  çok gayret ediyorsa  en büyük ibadeti ve vatanseverliği yapmış demektir. Sizinle tanıştığımız  ve  konuştuğumuzdan beri hayatıma  renk geldiğimi  hissediyorum. Bende  okuyacağıma  ve  çocuklarıma okuma sevgisi aşılayacağıma   kendime söz veriyorum abi. Ben PDR Hocası olduğum zaman  sizin kitaplarımızı  öğrencilerime tavsiye edeceğime ve   onlarla okuma  saatleri yapacağımıza  inanıyorum. Her   gittiğim yere sizi de davet edeceğim  ve  anlatacağım. Böylece  hayat renklensin abi” dedi.

Baktım Alihan  da   heyecanlanmış ve “bende yapacağım aynısını” der gibi bana bakıyordu. Bakışlarında  içtenlik samimiyetin yanında  söylediğini  yapacak, yaptığını da söyleyen  insan samimiyeti bütün içtenliği ile bana  “ ben de varım, ben sözümün eriyim ” diyordu.  Onların bu heyecanını gördükçe ülkemin gelecekte böyle  hayatı, insanları, öğrenmeyi  ve okumayı   seven genç öğretmenler sayesinde  yükseleceğine inancım artıyor. Çok insanın  iddia ettiği gibi “ okumak  boş” sözlerinin yalan  olduğunu  göstermenin sevincini yaşıyordum.

Konunun özüne inmek   okumanın ne kadar  önemli olduğunu   anlatmak için, onlara   hayatımdan örnekler vermeye karar verdim.

“sevgili  Umutcan ve Alihan Kardeşlerim, anne  ve babaların çoğu farkına varmaz ama   çocuklar anne ve babalarının söylediklerini değil, yaptıklarını  yaparlar. Dedikodu çok yapılan bir ailede  çocuklar doktor  mühendis  de olsa  dedikodu yapan insanlar olacaktır büyük bir ihtimalle.”

Ben bunu söyleyince Umutcan, bana  “ buna itirazım var der gibi baktı.O’nun  söz söyleyeceğini anladığım zaman sustum. Bir insanın  sözü varsa susmak  ve O’nu dinlemek de  en az  konuşmak kadar önemliydi. Bunu  anlayınca sustum ve  Umutcan:

“Ama anne ve babası okuma yazma bilmediği halde   çocuklarının okuyup mühendis doktor veya   dedikodu yapmayan insanlar da sık görüyoruz  ama”

Ben gülmeye başladım. Umutcan  “yanlış bir şey mi sordum “ diye  bana endişeyle   bakmaya başladı. Ben yanımda oturan Umutcan’a bu güzel sorusundan dolayı  sarılarak tebrik ettim. Güzel soru soran  insanları çok sever  konferanslarımda  onlara kalemler hediye ederdim. Bunu  hatırlayınca da  Umutcan’a cebimden  çıkardığım   değerli bir tükenmez kalemi çıkararak verdim. Bunun  üzerine Umutcan’ın  endişeli bakışları  sevince döndü.O da bana sevgiyle  ve saygıyla  baktı.

“Umutacan, gerçekten güzel bir soru. Dikkat edersen ben herkes  anne  ve babasını  taklit eder demiyorum. Kendine bir hayat misyonu  seçmemiz, vizyonunu  belirlememiş   insan  anne, baba  veya bir aile büyüğünü okulda  bir öğretmeni  körü körüne  taklit eder. Ama kendine bir hayat vizyonu seçen  mesela  küçükken “ bu anne  ve babam  okumamış, yazmamış, hayatta ezilmiş. Ben  okuyayım , onlar gibi ezilmeyeyim, mesleğim sağlam olsun, ben  onlar gibi zamanı dedikodu ederek değil, insanları severek, kitap okuyarak değerlendireyim” diye  misyon belirleyen insan  tabii ki anne  ve babasından farklı   bir  yol seçer. Ben de küçükken  çiftçilikten  haz  etmeyince okumaya  yönelmiştim ve bu da bana moral vermiş, alaylara  küçümsemelere  rağmen okumaya devam ederek bugünlere  gelmiş oldum. Yani bizim içimizdeki  gücü keşfederek O’nu harekete  geçirmemiz  bizim görevimiz. Bu konuda bize destek olacaklardan da  kaçmak değil faydalanarak  onların desteği ile   vizyonumuzu  belirleyerek  hayata başarısızlıklarımızı  başarıya dönüştürerek   devam ederiz”  dedim.

Bir bardak su istedim. Alihan hemen atılarak buzdolabından bir sürahi su ve bardak çıkararak önümüzdeki sehpaya koydu. Suyu içerken aniden cep telefonum çaldı. Bu saatte kim arayabilirdi diye düşünürken telefonun ekranında gördüğüm numara ile gülümsemeye başladım. Arayan rektör beydi. Bizi severek dost olmuş ve   kardeş gibi aramaya  başlamıştı istediği zaman.

 

YORUMLAR

    Bu yazıya henüz yorum eklenmedi.

Köşe Yazısını Yorumla

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.İşaretli alanların doldurulması zorunludur. *


Tartışma Başlat