TOKAT GAZETESİ

6. Okumak ve iş hayatı -3-

6. Okumak ve iş hayatı -3-

“İşinde başarılı olan yöneticilerin ve   insanların çoğu meslekleri ile alakalı yazıları okuyarak gelişmeye başarırlar. Okumayı sevmeyen mesleğinde mesela  mühendis ise  çizim yapmak, doktorsa muayene etmek  gibi  işleri yaparlar ama  iletişimde  zayıf kalırlar  ve empati yapmazlarsa   hem insan ilişkilerinde hem de  bir süre sonra mesleklerinde      başarısız  olurlar. İş yaşamında ilişkide bulunduğu insanlar ile iyi iletişim kuramayan  mesleğinden de sıkılmaya başlar”

Bunu söylerken Umutcan  bir soru sordu:

“İletişimi öğrenmek kitap okumakla olur mu?”

“Neden  olmasın. Okuduklarımızı  uygulama  ve  öğrene amacı ile okursak   neden olmasın. İletişim sadece   sözle olmaz  yani  davranışlarda   da olur  samimiyette de olur. Bazı insanlar  işitme engellilerin   iletişim kuramayacağını  zanneder. Bazı değil toplumun çoğu.  Madem iletişim kuramıyoruz  alay edelim  mantığı ile hareket ederler. İşitme engelli ters tepki gösterir de alay edenlerden uzaklaşırsa  “deli” va da “kibirli” falan derler. Kedi ulaşamadığı  ciğere  pis kötü dermiş ya  o hesap. Yani hatayı kendinde aramazlar. Halbuki insan isterse  işitme engelliyle de görme engelliyle de iletişim kurabilir rahatça.”

Bu sefer  Alihan bir soru sordu:

“Yani iletişim  bizim içimizde mi?”

“Aynen  öyle  biz kendimizle iletişim halinde değil de  kendimizle kavga  halindeysek  insanlarla iletişimde de   yansır  bu.”

Alihan :

“Ya biz güzel iletişim kurmak istememize rağmen muhatabımız inatla olumsuz  iletişim kurarsa ne yapacağız?”

“O zaman  uzaklaşırız. Kimsenin bizi devamlı olarak küçümsemeye ,  alay etmeye  veya  dalga germeye hakkı olamaz. Her olumsuz  davranışın bedeli, her  olumlu davranışın  ödülü  vardır ve bu zamanla  anlaşılır. Hemen  fark edilemez”  

Umutcan:

“Nasıl  yani abi anlatır mısınız  ? “

“Mesela  hayatımdan   örnek vermem gerekirse: Ben tanıştığım gençleri yemeğe çaya davet ediyorum ya hani. Onlarda hemen red ediyorlar. Bir çoğu daha sonra sessiz sakin kafa ile düşünüp de zamanla   akılları  başlarına gelince bu sefer bizlere  yanaşmaya çalışıyorlar ama  bu sefer de bizim içimizden gelmiyor ve  bu da önyargılı olmalarının bedelini   ödemiş oluyorlar. Halbuki ilk tanıştığımızdan beri yanımıza gelen, davetlerimizi  kabul eden, verdiklerimizi okuyan, bahane üretmeyen  insanlarda   bizim sevgimizi ilgimizi ve bilgimizi kazandıkları için  ödüllenmiş oluyorlar.”

Umutcan biraz düşündükten sonra:

“Yani doğru zamanda  doğru insana  doğru davrandığın ve önyargılı yaklaşmadığın zaman kazanıyor, önyargı ile hareket  ettiğin zaman kaybediyorsun”

“Aynen  öyle oluyor tabii ki”

Bu arada konunun dışına çıktığımı anladığım zaman konuya dönmek gerektiğinin farkına vardım. Konuya döndüm

“Sevgili arkadaşlar,  sadece kitap okumakla başarılı olunmaz ama   iş hayatına baktığımız zaman başarılı insanların  çoğunun  kitap okuduklarını ve  mesleklerinde mesleki  kitapların çoğunu okuduklarını  görüyoruz”

Bu arada ayağa kalkarak  “ Kitap Okumayı  sevdirme Vakfı”nın  odamızda  her tarafı kitaplarla dolu merkezinde  bir odaya doğru yürüdük. Ben odadaki  üzerinde  “biyografi ve otobiyografi yazan “rafların   önünde durarak  en  az  50 kadar kitabı göstererek  :

“Bunu kafadan atmıyorum.  Burada  bulunan kitapların tümünü okudum ve   o okumalarım hayat tecrübelerimle  konuşuyorum.”

Bu arada aklıma  gelmiş gibi   anlatmaya başladım  :” Bundan  10 sene önce bir siteye taşınmıştım. İlk zamanlarda   bakkal ile sadece  alış veriş konuşurduk. Yani alış veriş yapardık. Daha sonra sohbet etmeye başladık. Bir süre sonra O’na  dergi vermeye başladım . Kişisel Gelişim Dergisi . O da okumaya başladı. Okudukça sevdi ve faydalandı.  Biraz araştırınca daha  önce 2 kere iflas ettiğini  2 daire parası kadar battığını söyledi. “ Bu dergileri ve kitapları okuyunca  30 yıldır   korkum olan el alem ne der  i bırakarak  özgüven elde ettim.  Ev , araba sahibi  oldum. Çocuklarımı  okuttum. Bu dergi ve kitapları keşke bana lise okurken verseydin dedi. Okumanın  iş yaşamına etkisine bence en güzel örnek bu“ dedim. 

Daha sonra  raflarda yan yana  aynı kitap vardı bir rafta. Bu kitap  “Engelleri Aşanlar” kitabımdı. 70 kadar  engellinin hayat hikayesini inceleyerek  tek kitapta   hepsinin başarı  sırlarını incelediğim 10 başlık vardı. Bu kitaplardan iki tanesini çekerek  1 tanesini Umutcan’a  bir tanesini  de Alihan’a verdim. Hediye ettiğimi de söyledim.

“Bu hayatları incelerseniz engellilerin  başarı sırlarından en önemli özelliğin kitap okumak  olduğunu  görürsünüz “dedim.

Kitabı  teşekkür ederek, yeni  ve çok değerli bir arkadaş  ile tanışmışçasına 3 kere öperek başına koydu Umutcan. O’ndan görerek aynı hareketi Alihan ‘da yaptı. Hoşuma gitmişti.

Bu davranış yıllar öncesine gitmeme sebep oldu. İlimizde çok sevdiğimiz ve  5 kere milletvekili 3 kere bakanlık yapan   Ali Şevki Erek abimiz  aklıma geldi.  Rahmetli Babamın ve    rahmetli amcanım ilçemizde en yakın dostlarından  olan  Ali  Şevki Erek halkın  içinden çıkan  halk gibi yaşayan ve  asla  havalanmayan değerli ilimizde  muhaliflerin bile  , bazı takıntılı kişiler hariç herkesin sevdiği   insandı. Emekli olup siyaseti bırakınca  Ankara’ya yerleşmiş ve   her yıl  yaz aylarında baba ocağını ziyaret eder  yerel basın  vali belediye başkanı ilçeler, arkadaşlarının  çocuklarını  benden küçük demeden  ilçe ilçe gezerek  “ben sizleri unutmadım , ben sizlerdenim, sizi çok ama çok seviyorum” mesajı verir, herkese  özellikle bana  “çam sakızı  çoban armağanı”   ketle, kahve  ısıtıcı gibi hediyeler verirdi. Ben de  kahve ikram ederken” bu bakanımızın kahve  makinesi ile yapıldı  haa “ diyerek  misafirlerimizle bakanımızı sevgi ile anardık. Her gelişte O’na bir şiir yazardım. Yazı yazdığım  yerel gazetede de yayınlanır. Ben şiiri O’na okurdum. O da  sevgi ile  “Tüm yorgunluğumu unuttum” diyerek beni kucaklardı. Her yıl bir kitap  çıkardığımdan ben de  kitabımı  O’na hediye eder o da  üç kere  kitabı öperek başına koyardı. Umutcan ve Alihan’ın bu tavrı bana o olayı hatırlattı. Umutcan ve Alihan’ın da  mevki makam sahibi olmaktan  çok  Rabbimizin ve   halkın çok seveceği  insanlar olmasını diledim.

Daha sonra  masamıza oturduk. Onlar    “Engelleri Aşanlar” kitabın ı incelerken ben sessizce kalkarak çayları tazeledim. Kitaptan kafalarını kaldırıp çayları masada  hazır görünce şaşırdılar. Onların kitaba kendilerini vererek   dünyayı unutmaları karşısında  bir bardak  çay de benim ödülümdü işte.

Çayları karıştırırken  konuşmaya başladım:

“İş yaşamında başarı  okumak  ile olur demiştim. Hayatı ve   kainatı da okumak anlamak  lazım. İnsanları  da   öğrenilecek   bir  kitap olarak görürsek   bir  odacıdan bile çok şey öğrenebiliriz. Ama  mevki makama düşkün, onunla bununla alay eden , millete tepeden bakan  insana  iş dışında kimse bakmaz. Yukarda bir eski bakanımızı anlatmıştım. İşte  O’nun gibi içten davranmayan  millete tepeden bakanları da bu il unuttu gitti. Hayatı  okuyan ve  okuduklarını  halka , insanlara sevgi ile gösterenler işte böyle kazanıyorlar. Bu yüzden iş hayatında kitabı okumak kadar uygulamanın yanında  insanı doğru okumak da  önemli”

 

YORUMLAR

    Bu yazıya henüz yorum eklenmedi.

Köşe Yazısını Yorumla

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.İşaretli alanların doldurulması zorunludur. *


Tartışma Başlat