TOKAT GAZETESİ

MURAT KÖMÜR İLE RÖPORTAJ

MURAT KÖMÜR İLE RÖPORTAJ

Yazar Murat Kömür: “Edebiyat, Başka insanların kalplerine ve zihinlerine konuk olmak, beyin jimnastiği yaptırmak, kültür aktarımının bir işçisi olmak; daha güzel yarınları inşada rol almak için edebiyatı seçtim”

Murat Kömür, eserlerinden tanıdığımız bir yazar,  tanışınca röportaj yapmak istedim. “Soruları yolla cevaplarız” diyerek bizi oyalayan yazarların aksine anında cevap verdi. Çünkü bir yazarın en iyi tanınmasının yolu röportajlardan, başka yazarların onu anlatmasından geçer. Bu fırsatı iyi değerlendiren yazarlar uzun ömürlü olacaktır.

SORU-Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız?  Hangi okullarda okudunuz ve nerelerde çalıştınız?

Murat KÖMÜR- 1984 yılında Ordu ili Kabataş ilçesinde doğdum. Kabataş- Taşarası İlkokulunu bitirdikten sonra Fatsa Anadolu Lisesinde mezun oldum. Celal Bayar Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe Öğretmenliği bölümünden mezun olduktan sonra Türkçe Öğretmeni olarak Bolu, İstanbul’da çalıştım. Halen Ordu Büyükşehir Belediyesi İmam Hatip Lisesi Fen ve Sosyal Bilimler Proje Okulunda görev yapıyorum. İstanbul’da iken “Yeni Sabah” gazetesinde köşe yazıları yazdım. “Çayla Kitap İyi Gider Projesi”ni ilk defa başlatarak tüm ülkeye yayılması için çabaladım. Proje vesilesiyle ulusal yazılı ve görsel basında pek çok programa ve röportaja katıldım. Evli ve iki çocuk babasıyım.

SORU-Neden edebiyatı seçtiniz?

MURAT KÖMÜR- Tanrı, Âdem’e önce isimleri öğretti. Yaratma gücü için “ol” eylemini kullandı. İnsanın olduğu yerde edebiyat vardır. Edebiyat, yani sözcüklerin estetik bir halde dizilişi, insanlığı etkileyebilir. İnsanlığı etkileyebilmek de dünyadaki en etkileyici eylemdir. Başka insanların kalplerine ve zihinlerine konuk olmak, beyin jimnastiği yaptırmak, kültür aktarımının bir işçisi olmak; daha güzel yarınları inşada rol almak için edebiyatı seçtim. Mesudum.

SORU-Yazmaya başlama hikâyenizden bahseder misiniz?

MURAT KÖMÜR-Sümer şehir devletlerinden Uruk şehrinin Kralı Gılgamış, hayatından oldukça memnundu. Her şey mükemmeldi ve yaşamak güzeldi. Karşı koyamadığı, söz geçiremediği bir şey vardı; zaman. Bunun için ölümsüzlüğü bulmak istedi. Aradı, taradı ve sonunda ölümsüzlüğü buldu. Ölümsüzlüğün eser yazmakla olduğunu anladı ve Gılgamış Destanı’nı yazdırdı. MÖ 3000 yıllarında yazdırdığı destan sayesinde halen adından söz ettiriyor. İşte ben de Kral Gılgamış’ı örnek alarak yazmaya başladım. Gelecek kuşaklara bir şeyler bırakılmalı. Yarın öbür gün dedelerini, atalarının zihniyetini merak ettikleri zaman ellerinde bir eser olmalı. Yerli ve milli kültür bir şekilde yeni nesillere aktarılmalı. Bu ülkülerle yazın hayatında yol yürümeye başladım. O zamanlar İstanbul’da görev yapıyordum. Elimde dosya ile yayınevi yayınevi dolaştım. Kimi sumen altı etti, kimi dudak büktü. Selis Kitap ile sözleşme imzaladım ama devredildiği için kitap oradan da çıkmadı. Derken 2010 yılında ilk kitabım “Gortlan” okurla buluştu. İlk baskısı tükenince devamı gelmedi. Ardından 2015 yılında Kahramanmaraş Kitap Fuarında “Büyülü Krallık” kitabım satış rekorları kırınca yolum açılmış oldu. Ardından peş peşe romanlarım yayınlanmaya başladı ve bugün 9. baskıya ulaşan kitaplarım var. Fantastik macera romanları okurların büyük ilgisini gördü. Hatta pek çok yazar çocuklar için yazmaya, fantastik eserler yazmaya başladı.

SORU-Bugüne kadar kaç kitap çıkardınız, adı ve konuları nelerdir?

MURAT KÖMÜR- Bugün itibarıyla yayımlanmış on dört romanım var. Merak edenler Google’a adımı yazıp kitapları ve konularını okuyabilir.

SORU-Yazarken nerelerden beslenmektesiniz?

MURAT KÖMÜR- Fantastik romanlar J.K. Rowling ve J.R. Tolkien ile beraber tüm dünyaya yayıldı. Gelişen ve küreselleşen teknoloji ürünleriyle beraber çocuklarımız çok fazla uyaranla karşılaşmaya başladı. Batı menşeli oyunlar, Batı menşeli eserlerle yüzleşen çocuklar adeta mankurtlaştı. İşte bu durumu analiz ederek, Batılı eserlerin verdiği haz ve serüvenden ödün vermeden nasıl eserler yazabilirim diye düşündüm. Çocuklar hem okurken sıkılmamalı hem okumayı sevmeli hem de Türk kültürüyle beslenmeliydi. İşte, yazarken ben de Türk mitolojisinden, halk efsanelerinden, batıl inançlardan, ananelerden besleniyorum.

SORU- Nasıl bir okursunuz? Okumadan yazmak mümkün müdür?

MURAT  KÖMÜR- Ben oldum olası sıkı bir okur olmuşumdur. İlkokul yıllarımda bile- tabi o zaman televizyon tablet yoktu- çok kitap okurdum. Yazmak, taşmak demektir. Taşmak için de önce dolmak lazımdır. Dolmanın da tek yolu okumaktır. Yılda yüzden fazla kitap okur, not alır, yeni karşılaştığım her şeyi araştırırım. Okumadan yazanlar da var tabi. Onlar ise izledikleri film sahnelerini yazmayı yazarlık sanan sığ kişilerdir. Onların çocuklara verebilecekleri hiçbir şey yok ve yakında foyaları ortaya çıkacaktır.

            SORU- İyi bir edebiyatçı sizce nasıl olmalı?

            MURAT  KÖMÜR- Sıkı bir okur olmalı. İyi bir gözlemci olmalı. Algı düzeyi yüksek olmalı. Kültürel birikimi zengin, kelime haznesi dolu olmalı. Ya olduğu gibi görünmeli ya da göründüğü gibi olmalı.

            SORU-Yeni bir çalışmanız varsa bundan bahseder misiniz?

            MURAT KÖMÜR- Elbette var. Şu sıralar on beşinci romanım üzerinde redaksiyon çalışmalarım var. Yeni roman da fantastik macera türünde ama beslendiği kaynaklar yerli. Molla Gürani ve Fatih Kanunnamesinden beslenen bir eser. Önceki kitaplar kadar sürükleyici ve okumayı sevdiren bir kitap olacağını umuyorum.

            SORU-. İyi bir edebiyatçı olmak isteyenlere neler öğütleyeceksiniz?

            MURAT KÖMÜR- İyi bir okursanız, kelime hazneniz doluysa, bir yerde oturup insanları ve hayatı gözlemleyebiliyorsanız güzel eserler üreteceksiniz demektir. Uzun yürüyüşler, eser üretmek ya da en azından fikir tohumları ekmek için kritik eylemlerdir. Bunları mutlaka alışkanlık edinin. Bir de daha iyisini yapamıyorsanız, mevcut olanı yıkıcı bir şekilde eleştirmekten imtina edin çünkü şık durmuyor. Süleymaniye Camii’ni yıkmak için iki balyoz ile iki amele yeterliyken inşa etmek için Mimar Sinan olmak gerektiğini bilerek eleştiri yapın. Yaşayan yazarlarla hemen, şimdi irtibat kurun. Sanatçıya öldükten sonra değer vermekten vazgeçin. Bir şeyler üretmek için çabalayanlara bir şans tanıyın. Büyük yazarlar bu şekilde yetişir. İyi bir edebiyatçı olmak için iyi okur, iyi gözlemci, ney misali bir yürek gereklidir. Bunları bilerek kendinizi yetiştirin.

 Hoşça kalın. Selamlar, hürmetler.

 

YORUMLAR

    Bu yazıya henüz yorum eklenmedi.

Köşe Yazısını Yorumla

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.İşaretli alanların doldurulması zorunludur. *


Tartışma Başlat