TOKAT GAZETESİ

GENÇ ŞAİR FURKAN GÜLNAR İLE RÖPORTAJ

GENÇ ŞAİR FURKAN GÜLNAR: "İyi bir tarihçi ve edebiyatçı öncelikle eleştirel olmalı. Zamanı kendi aynasından okumalı ve kesinlikle bireycilikten ziyade toplumsal bir perspektif gütmeli. Bunun akabinde bilinçli bir okuyucu olmalı. Bilimsel metodolojiye hakim ve aynı zamanda iyi bir araştırmacı olmalı diye düşünüyorum.”

Furkan Gülnar ile sosyal medya da tanıştık. Genç bir yazarımız. Onunla röportaj yapmak isteğimi kırmadı. Kaprissiz ve hazır cevap olması soruları diğer bazı yazarlar gibi cevaplamak için çeşitli bahaneler ile ertelememesi benim ona güvenmeme ve röportajı yapmama sebep oldu. Gelecekte iyi bir şair olmasıumudumuzu bu tutumu da artırdı tabii.  Şiir yazan gençlere örnek bir şair o. 

SORU-Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız? Hangi okullarda okudunuz bugüne kadar?

FURKAN GÜLNAR- Merhabalar öncelikle. Konya Beyşehir doğumluyum. Beyşehir'de liseyi bitirdikten sonra Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tarih Bölümü'nden mezun oldum. Şuan yüksek lisans için hazırlık yapıyorum.

SORU-Neden Tarih? Neden Eskişehir? Bu okulu tercih etmeden önce ve şu an duygularınız arasında ne fark var? 

FURKAN GÜLNAR- Neden tarih? Benim için güzel bir soru. Ailedengelen bir şey. Tarihe karşı genel olarak bir ilgimiz var. Ama benim için özellikle eskiyi gün yüzüne çıkarma, tozlu şeyleri canlandırma, bizlere bırakılan kültürel mirası araştırıp, geriye bir eser bırakma yönüyle anlam ihtiva ediyor. Eskişehir'i seçmem ise tabii ki kasıtlı bir durum. Türkiye'de edebiyat ve tarih bölümü okuyabileceğimiz, köklü eğitim sistemini haiz pek fazla okul yok. Şehir bazında ise Eskişehir ilk beş şehirden biri nazarımda.Bu şehri tercih etmeden önce, küçük yerde yetişmiş olmanın verdiği bir kapalılık, içe öykünme, bir gelenekselcilikhâkimdi üzerimde. Ama tabii çocuktuk desem daha doğru olur. Eskişehir de ilk senemi geçirdikten sonra doğru bir tercih yaptığımı anladım. Hem tarih, hem de edebiyat ve özellikle sanat anlamında, imkan olarak çok güzel bir şehir.

SORU-Yazmaya başlama hikâyenizi anlatır mısınız? Yazmaya nasıl başladınız?

FURKAN GÜLNAR- Aslında tamamen tesadüf eseri diyebiliriz. Lise çağlarında başladı bu durum. O zamanlar tarihe büyük ilgim var. Ama sonra bir iki sene içerisinde yaşadığım akraba ölümleri ve takdir edersiniz ki lise aşkları, içimde bir şeyleri tetikledi. Bu edebiyat hocalarımın dikkatini cezb etti. Bu sebeple ikisini de bir arada götürmeye çalıştım ve birbirlerini sevdiklerini düşünüyorum.

SORU-Yazarken nelerden besleniyorsunuz?

FURKAN GÜLNAR- Edebiyatın kıymetini, poetik eserleri okuduktan sonra anladım. O sürece kadar şiir yazıyordum ya da yazdığımı zannediyordum. Ama gerçekte edebiyat nedir? Şiir nedir? Niye bir insan şiir yazar? vs. sorulara cevap bulamıyordum. Bu konuda kilit bir kitap söyleyecek olursam; Behçet Necatigil'in "Bile Yazdı" adlıpoetik eserinin, üzerimdeki tesiri büyüktür diyebilirim. Ama kısaca soruyu cevaplandırırsak, edebiyat ve o deryanın içinde büyük bir balık olan şiir, hayatın aslında başka bir yüzüne denk geliyor benim için. İnsanın kendine ve dışarıya seslenme çabası, bir ses bulma, yalnızlığını kalabalıklaştırma çabası diyebilirim.

SORU-Bugüne kadar kitap yayınlamadınız. Şimdi iki şiir yazan hemen kitap çıkarmaya çalışıyor?

FURKAN GÜLNAR- Doğru bir cevap verecek olursak hocalarımın verdiği gazla ben bile kitap çıkarmak istedim, hatta para biriktirdim. Ama zamanla yönlendirilmeyle durumun bu kadar basit olmadığını, doğru bir şiir dili inşa ettikten sonra, doğru zamanda, doğru bir kitap çıkarmanın isabetli olacağına kani oldum. Gençlere hak vermek lazım. Çünkü beğenilme kaygısı, pohpohlanma, her neslin bir dönem yaşadığı şeylerdir. İnsanlar takdir edilmeye, sırtlarının sıvazlanmasına bayılıyorlar. Baktığımız zaman bir gencin bunu istemesi yaşı ve akranları dolayısıyla normaldir. Ama işin tuhaf yanı, belli bir olgunluğa erişmiş, edebiyat camiasınca kabul edilmeyip ve üstüne, şiirinde kendini tekrar eden yetişkinler var. Sonuç olarak da ileriye gitmeyen şiirlerle kitap çıkarmaya çalışmaları, aslında kendilerini tatmin etmek kaygısından öteye gitmiyor. Haddim olmayarak bu soruya cevap vermeye çabalıyorum ama az da olsa öğrendiğim ve hâlâ öğrenmeye çalıştığım, işin kilit noktası şu ki; şiir yazmak bir sanatkarlıktan ziyade bir zanaatkarlıktır baktığımızda. Çünkü uzun zaman isteyen, hayatın belki de büyük bir kısmını kendisine adamamızı isteyen bir cevherdir. Bu cevher mücevhere dönüşmek için, şairinden bencil olmamasını ister. Kısacası çok okuyup (bilinçli bir okuyucu olarak) çok yazmak gerektiğini, günümüz şairlerinin, daha doğrusu modern şiirin damarını, bilmek gerektiğinin kanısındayım. Bir dergi ve fanzin aşaması zaten şairde olmazsa olmazdır.(kendimi asla şair olarak tanımlamam)Oralarda biraz eser verdikten ve az da olsa kendini kanıtladıktan sonra ki kanıtlama çabası olmalı mıdır? Bu da eleştiriye açık bir konudur. Sonunda kitap yayınlaması daha doğrudur diyebilirim.

SORU-Bu çabalarınıza ailenizin desteği nasıldı? Anne ve babanız ne iş yapar?

FURKAN GÜLNAR- Öncelikle ailem bu konuda tabii ki her zaman destek olmadı. Annem en büyük destekçimdir diyebilirim. Sonrasında babam ve abim, eski şiiri sevdiklerinden mütevellit, günümüz şiirine pek kıymet vermiyorlar. Bazı noktalardan hak verdiğim konular olmuyor değil ama sonuçta ortada hayatta kalmaya çalışan bir yazın, bir tarz da var. Annem ev hanımı, babam devlet memuru. Abim Eskişehir'de yanımda kalıyor. Kendi mesleki alanında(makina) uğraş veriyor. Ben sözlü olarak ciddi bir destek almasam da babam ve abimden, kalbi olarak desteklerini hissedebiliyorum. Sonuçta her ebeveynin çocuğu şiir yazmıyor. Daha doğrusu bunu ciddi bir iş olarak görüp dergilere vs. göndermiyor. Ailemin haricinde en büyük destekçim ise yakın arkadaşım Ayşenur'dur diyebilirim. Çünkü yazmaya elim gitmediği zamanlarda bile beni sırtımdan iteklemiştir her zaman. Güzel bir şiir dinleyicisidir. Hep var olsun.

SORU- İyi bir tarihçi ve edebiyatçı nasıl olmalıdır sizce?

FURKAN GÜLNAR- İyi bir tarihçi ve edebiyatçı öncelikle eleştirel olmalı. Zamanı kendi aynasından okumalı ve kesinlikle bireycilikten ziyade toplumsal bir perspektif gütmeli. Bunun akabinde bilinçli bir okuyucu olmalı. Bilimsel metodolojiye hakim ve aynı zamanda iyi bir araştırmacı olmalı diye düşünüyorum.

SORU-Eskişehir  nasıl bir şehir?

FURKAN GÜLNAR-  Bu soruya kısaca cevap verecek olursam, ön yargılarını bir tarafa bırakıp neyi istediğini bilerek gelirse insan, kıymetli bir yerde olduğunu kısa zamanda anlıyor. Eskişehir, güzel şehir.

SORU-Eskişehir de öğrenci olmak nasıl bir duygu peki?

FURKAN  GÜLNAR- Eskişehir de öğrenci olmak maddi anlamda gerçekten zor. Piyasa hareketlendiğinde doğrudan öğrenciyi vuruyor. Çünkü adıyla meşhur, öğrenci şehri. Bu tür şeyler baktığımızda pek çok şehirde vardır. Mental bir altyapısı var bu şehrin. Her şeye rağmen insan buradan çıkamıyor. En güzel zamanlarımı bu şehirde geçirdim desem yalan olmaz. En kötü zamanlarımı da burada geçirdim. Ama özellikle üniversitenin ilk senesi, bir yeri tanıma çabası ve bunun verdiği haz çok güzeldi.

SORU- Son olarak iyi  bir tarihçi ve edebiyatçı olmak isteyenlere ne tavsiye edersiniz?

FURKAN GÜLNAR-  Öncelikle tarih ve edebiyat okuyacak arkadaşlara tavsiye verecek kadar ehliyetim yok. Genel olarak tavsiye vermek haddime değil. Yukarıda cevaplamaya çalıştığım belli konularla çelişmek istemiyorum. Genel olarak tavsiye değil ama bir arkadaş yorumu dersek, öncelikle ciddiye almak gerekiyor. Yani ne istediğini bilmek gerekiyor. Ben Lisenin ilk senesinde Tarih Bölümü okumak istediğimi kafamda sabitleyip geldim. Gelmeden önce daha lisedeyken Osmanlıca öğrendim. Okumalar yapmaya başladım. Edebiyat anlamında da güzel kitaplar okumaya ve kendimi geliştirmek adına iyi şiirler yazmaya çabaladım. Sonuç olarak bu bölümlere geliyorsa kişi, karavanaya gelmemeli. Bu ülkenin iyi tarihe, iyi edebiyata ihtiyacı var. Bunun temeli de sağlam eğitimden geçiyor. Ülkenin eğitiminden bahsetmiyorum. Öyle bir eğitimimiz zaten yok. Bireysel eğitimden bahsediyorum. Röportaj yapılacak derecede bir insan olmadığımı söylememe rağmen soru sorma nezaketinde bulunduğunuz için teşekkür ediyorum. Her şeyden önce insani olarak cevaplamaya çalıştım. Bir hatamız olduysa affedin. Selamlar.

YORUMLAR

    Bu yazıya henüz yorum eklenmedi.

Köşe Yazısını Yorumla

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.İşaretli alanların doldurulması zorunludur. *


Tartışma Başlat