ASKERE KURULAN TUZAK

(NOT: 16 Ekim tarihinde çıkan yazıda, eksik olan kısımlar olduğundan, yazının aslı bu şekildedir. MEHMET EMİN ULU)

 

Kurmay askerleri fuhuş tuzağına düşürerek; şantaj yapmak için kullanan fuhuş çetesi yakalandı.

Aylardır takibi süren fuhuş çetesinin yakalanması aslında hiç de sürpriz değil.

Sürpriz olan fuhuş çetesinin tuzağına düşen kurmay askerlerin bulunmasıymış…

Güleyim bari…

Harbiye sınavlarının kapısına varmadan, genç subay adaylarını avlamak için dolaşan sosyetenin ne çetrefilli dolaplar çevirdiğini bilmeyen mi kaldı?

Genç subay adaylarını mazlum, masum ve biraz da Anadolu kokan ailelere kaptırmamak için, gerek askeri lise, gerekse harbiye balolarında, mezuniyet gecelerinde ve özel eğlence programlarında ne büyük tesadüflerin tezgâhlandığını bilmeyen mi kaldı?

“Peygamber Ocağı” olarak kışlaların kapısına “Buraya Allah ve Muhammed Giremez” dedirtecek kadar inançsızlığın, ateizmin kucağına itilen genç subayların bomboş ruhlarının fuhuş, içki, eğlence ve benzeri şeylerle doldurmasından daha tabii ne olabilir?

Askeriye, yalnız bu gün değil, mangalardan imamlar kovulduğu günden bu yana büyük bir bunalıma düşmüştür.

“Bu ülkede en çok hangi grup intihar etmeye meyillidir?” diye bir anket yapılacak olsa; askerler herhalde ilk sıralarda yer alır.

Askerin, iman konusundaki duyarsızlığı, aslında kendi kendini saf dışı etmekten başka bir şey değildir.

Yakalanan fuhuş çetesinden mağdur olan subaylar, kurmay askerler tek tek müşteki olarak şikâyetçi oluyorlar.

Aslında bu müştekiler, öncelikle kendilerini bu tuzağa düşüren fuhuş çetesini değil; onları bu duruma iten çatıyı şikâyet etmeliydiler.

Genel Kurmay Başkanlığı, subayları fuhşa iten sebepleri ortadan kaldırmadan; bu tuzakların biteceğini sanmak saf dillik olur.

Bugün biri yakalanır, öbür gün başka biri çıkar.

Bu “Şeytani bela” ister örtülü olsun, ister açık olsun ülkenin dört bir tarafını sarmıştır. Fuhuş pisliği kıyılardan içlere doğru ülkeyi kokutmuştur.

2004 yılında Ardahan’da bu konuyla alakalı bir projeye katılmıştım. Öğrendiğim bilgiler tüyler ürperticiydi. Öğretmenevi hariç bütün otellerde fuhuş yapılıyordu. Ardahan bile elden çıkmış… Ülkenin gençleri ve gençliği heba ediliyor…

Üniversitelerde başörtüsünün serbest olmaya başladığı şu günlerde, bazı öğretim elemanları kraldan kralcı kesilerek başörtülü öğrencileri derse almama konusunda direnmektedirler.

Ne yazık ki bunların küçük de olsa bir kısmının MHP düşüncesinde olması bizleri düşündürüyor. Çünkü MHP’de görmek isteğimiz görüntü bu değil…

Fakat bir kısmının böyle davranmasının sebebini anlıyorum…

Çünkü MHP’nin elinden bir istismar konusu daha gitmiş olacak…

CHP’nin zaten öyle bir kaygusu yok.

“Hürriyet” adına bu ülkede yüz binlerce genç kızımızın namusları berhava ediliyorsa; on binlerce gencimiz intihara kalkışıyorsa; burada fuhuş çeteleri değil “Fuhuş Çatıları” suçludur.

Başta denizciler olmak üzere askere kurulan bu fuhuş tuzağı, aslında ülkenin her alanında mevcuttur.

Fadime Şahinleri, Müslüm Gündüzleri bulup kullanarak “28 Şubatları İhdas Eden” “Tankları Sincan’da Yürüten” bir kuruma “Az Bile!” demeye dilim varmıyor. Çünkü bu kurumun özü pırıl pırıl Anadolu gençlerinden oluşuyor… Suyu bulatan baştakiler. Boşuna “Balık baştan kokar” dememişler.

Fakat “Eden bulur”, sözü bir kez daha gerçek oldu.