TOKAT GAZETESİ

8. OKUMAK VE HİTABET

8. OKUMAK VE HİTABET

Rektörün öğrencilere kitap dağıtım töreninden hepimiz mutlu ayrılmıştık. Aradan 1 hafta geçtikten sonra ben sabah erkenden  “Kitap Okumayı sevdirme Vakfında günlük gazetelerimi okurken kapı açılarak Umutcan ve Alihan gülerek sevgi dolu bakışlar ile Vakfa geldiler. O kadar içten ve güler yüzlüydüler ki, bu bakışlarda bu yüzlerde yalanın bir gramını göremiyordum. Yalanın gramı da mı olurmuş demeyin. Onlar o kadar samimiydiler ki aklıma ölçü olarak gram kilogram geldi. Her gün kilolarca meyve yiyen bu garibe bu ölçüyü de çok görmeyin artık.

Umutcan’ın  elinde bu sefer  daha büyük bir paket vardı. Umutcan  paketi getirerek   masaya koydu. Birden  paketi açınca  güzel bir  yaş pasta çıktı.  Ben ne oluyor derken birden   o gün yaş günüm olduğunu  hatırladım. Bu çocuklar ne kadar vefalı insanlardı ki, benim yaş günümü öz çocuklarımdan daha  önce hatırlıyorlardı. Gel de bu  mert yürekli insanları  sevme. Vefalı insanı  sevmemek en büyük nankörlüktür.

Çok duygulanarak ikisine de   bir baba şefkati ile sarıldım. Bunun üzerine  Umutcan:

“Abi , biliyor musunuz  , sizin bu  içten ve samimi   sarılmalarınız  her ikimize de   müthiş bir pozitif enerji veriyor.”

Bunu ben biliyordum  da yılların tecrübeleri ile onların da empati yaparak   anlamalarına çok sevindim. Çünkü bu davranışımı   çok zaman çok genç  tam anlamamış ya da yanlış anlamıştı. Hani ne demişler “ Beni  bir kişi anladı. O da yanlış anladı” diye. Ne kadar kısa zamanda ne kadar doğru anlaşılırsak, yani gençler bizi  ne kadar kısa zamanda  ne kadar doğru anlarsa,   bizim onlara faydalı olmamızda  o kadar kısa zamanda  o kadar çok etkili  ve  faydalı oluyordu.  Zaman planlaması önemli.  Önyargılar ise zaman hırsızı oluyor insana. Önyargılarımızın bize neler kaybettirdiğinin  farkına varabilsek bugün geldiğimiz yerden fersah fersah daha ilerde olurduk.

Masaya pastayı koyarak dilimledi Umutcan, sonra  tabaklara ayırdı.  Mutfağa giderek çayları getirdi. Artık bir baba ve  çok sevdiği iki oğlu  olmuştuk. Aramızda kan bağı yoktu ama  bir sevgi ve   bilgi bağı oluştu. İnsana insan olduğundan değer veren  ben  bana değer verene de  karşılığını vermek zorunda hissediyordum kendimi.

Bunları Umutcan yaparken Alihan tam karşıma oturarak    konuşmaya başladı:

“Abi, gerçekten de bizlere verdiğin kitaplar   tam bir ustalık  ile yazılmış  kitaplar  eskiden okumayı pek sevmezken sizin bize hediye ettiğiniz  kitaplar sayesinde  inanın   Umutcan ile  şu haftalarda  kitap kurdu olduk. Evimize  gelen ve boş konuşan, sadece   bedava yemek yemek için gelen arkadaşları kibarca  yanımızdan uzaklaştırınca, zaten fazla arkadaşımız da yoktu, kitap okumaya daha  çok zaman ayırdık. Bu kitaplar nasıl biter, abimiz  bizi epey sıkacak diye  biz  size kızarken şimdi  biz size gerçekten Umutcan  ile dua ediyoruz”

Yüzüne baktım Alihan ‘ın tam  bu sırada  Umutcan da gelerek yanıma oturdu.  Umutcan’a baktım  gerçekten samimi olarak konuşuyorlardı. Okumaya yavaş yavaş sabırla alışınca insan  o zaman  zamanın nasıl geçtiğini de unutuyordu insan.

Umutcan  konuşmaya başladı  çayımızı  içerken pastamızı  da yiyorduk.  Üçümüz bir arada kitap kurdu, kitap sevgisi üst  düzeyde insanlar olarak  bir ibadetçesine   sevgi ve bilgiyi paylaşmaya devam ediyorduk.

Umutcan  konuşmak ,istediğini belli edince  Alihan da  otomata bağlanmış insan   gibi bu durumu anlayarak  “seni dinliyoruz” moduna geçerek  gerçekten onu dinlediğimizi belirten bakışlarımızla O’na bakmaya başladık. Umutcan

“Okumaya alışmak   gerçekten  çok insana göre sorun oluyor ama   gayretle okumayı sevince  sorun olmaktan çıkarak bir hayat  düzeni oluyor. İnsan okumayı sevince gerçekten insan  olduğunu  anlamını anlıyor. Bir de sizin gibi yazar abimiz olunca  bizi destekleyen  bu  insana daha büyük haz veriyor”

Konuşma  bitince ben çayımdan bir yudum daha alarak

            “Kardeşlerim, bu sizin        niyetinizin  güzelliğinden saf temiz duygularınızdan , kendinize   güveninizin  tam  olduğundan, okumaya . öğrenmeye tam istekli olduğunuzdan, buraya  sadece okumak gelişmek, iyi bir PDR  hocası  olmak istemenizin, duygu, düşünce ve   sevginizin   dışarı yansımasından meydana geliyor. Bir insan gerçek manada  gelişmek isterse  Allah O’na gerçekten   yardımcılar yollar. Bu  durum  bundan ibaret. Konuyu   dağıtmayalım da  siz geçen hafta verdiğim kitapların  sizi nasıl etkilediğini   anlatın bana . Az ve öz konuşalım , güzel söz konuşalım. “

Bunun üzerine Alihan  ile  Umutcan birbirlerine bakmaya başladılar. Gülümsediler içten  birbirlerine.

Umutcan:

“Abi geçen sefer verdiğiniz “ etkili insanların  7 alışkanlığı” kitabı  ve  “ İçimizdeki Biz”   kitaplarını  okuyunca anladım ki, insan  başarı olmak için içindeki egosunu yok etmek zorunda. Ama iş hayatında ve  özel yaşamımızda  hemen hemen çok insan egosunu  şişirme derdinde olduğundan  dolayı   başarıyı yakalamaları zor oluyor. Mesela bir ev alan insan hemen evi olmayanı küçümsemeye, ya da araba alan insan yayaları  küçümsemeye   başlıyor ya da insan  engellileri küçümsemeye bakıyor. İnsanın etkili olabilmesi için “biz bilinci”nde olması  ve   gerektiğini öğrendik.  Alihan ve  ben  ile siz  “Biz bilinci” ne  erişmiş insan olarak okumayı yazmayı severek çalışmalarımıza devam edeceğiz ve   ilerde iyi bir PDR öğretmeni  olduğumuz zaman da  bunu  öğrencilerimize farkındalıklarla anlatmaya  çalışacağız” dedi.

Baktım gerçekten de  tavsiye ettiğim kitapları okumuşlar, anlamışlar ve  aynı zamanda  da  uygulamaya geçmişlerdi.

Çaylar bitmiş, pastaları da  güzel mideye indirmiştik. Ben boş bardaklara bakınca  bu sefer  Alihan hemen kalkarak  çayları   yeniledi. Çayları  getirmek için mutfağa gidince Alihan , Umutcan  mavi gözlerini tüm dikkati ile bana dikerek 

“Biliyor musun abi, Rektörümüzün bize kitap hediye etmesi  bizi çok etkiledi. Hatta o kadar etkiledi ki , bunu hemen o gün akşam ailemle  paylaştım. Annem bana telefonda  ‘ Ya Umutcan sana ne oldu  oğlum, orada  Anadolu  ilinde  sana sihirli, eller mi değdi. Konuşman bile farklılaştı. Ben seni görmesem de anne yüreği ile senin geliştiğini ve güzele  iyiye doğru gittiğini hissetmeye başladım’ demez mi.”

 

YORUMLAR

    Bu yazıya henüz yorum eklenmedi.

Köşe Yazısını Yorumla

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.İşaretli alanların doldurulması zorunludur. *


Tartışma Başlat