TOKAT GAZETESİ

10. OKUMAK VE GELECEK -2-

Alihan.“Elbette değil. Okuyanı sevmek okuyanı ziyaret etmek ve gerçek değeri bilmek ile olur. Anne ve baba okuyan adamı severse çocuklarda sevecektir”

Bunun üzerine ben

“Bir de şöyle düşünelim.  Bir yazar var ve engelli de üstelik.  Kitap okumayı sevmeyen   bir aileden gelme. Gerçi  ailelerde  Üniversite  mezunları    var ama  okumayı sevmeyen insanlar. Bu yazarı engelli diye durmadan küçümsüyorlar. Onlara sorarsan küçümsemezler tabi lafta. Kitaplarını okumuyorlar. Sıkışınca da “sen kitabı getirmedin ki okuyalım” diyorlar. Çocukları ile onu ziyaret etmiyorlar. Ama Bakkal manav  ve kasap akrabalarını  hemen hemen ziyaret ederek “ aman  paramız başkalarına gitmesin” diye alışverişi onlardan yapıyorlar da  kitap almıyorlar yazar  akrabalarının ama sorsalar  Onun çok büyük yazar olmasını  istiyorlar.”

Bu sefer Umutcan atıldı :
“ Bunun   adı samimiyetsizlik abi. Yazarı seven insan, kitabını satın alarak okur. İmza günlerinde  kitabını satın alır. “Bana kitap hediye et” demek   yazara küfretmek gibi bir şey..Yazar  kime kitap hediye edeceğine kendi karar verir”

Bunun üzerine   ben.

“Bende senelerce  valilere , kaymakamlara, Belediye Başkanlarına kitap hediye ettim. Okur da faydalanırlar diye. Baktım ki  bizim sırtımızdan reklam yaparak   “kitaba destek  olacağız “ diyorlar ama olmuyorlar. Bende kitap hediye etmeyi bıraktım.  Artık . Çünkü okumayan adama kitap hediye etmek  af edersiniz parayı  çöpe atmakla eş değer. Ama sizin gibi okumak isteyen   ama öğrenci olduğu için  kitap alamayan insanlara kitap hediye etmek ise gerçek milliyetçilik ve aynı zamanda benim için geleceğe yatırım yapmaktır. Sizlere hayatta  yaşadıklarımı  en doğru süzgeçten geçirerek   anlatmakta  bir nevi benim için geleceğe yatırım yapmaktır. Sizlerin geleceğini düşünce bu yatırımı daha iyi görüyorum. Mesela burada sizi okumaya teşvik ederek kitap okumayı sevdirmeye  hayatımdan ve  diğer örneklerle anlatıyorum. Sizde PDR Öğretmeni olarak  bu sevgiyi mesela diyelim  ki  her sene en az 10 öğrenciye aşılasanız onlarda  10 ar öğrenciye aşı yapsa bu  halka halka  genişler. Atalarımız boşuna damlaya damlaya göl olur, damlacıktan sel olur” dememişler. Bundan daha güzel yatırım olur mu manevi olarak”

Bunun üzerine  Alihan .

“Doğru abi. En güzel yatırımı bizler yapıyoruz  ve hayat  bizlere  bunun karşılığını da manevi olarak geri verecek muhakkak. ”

 Bunun üzerine ben .

“Okumak geleceğe yatırım yapmaktır. Daha  önce söylemiştim. Biz okumayı seversek  belki  çocuklarımız olmasa da torunlarımız okumayı sevecektir. O olmazsa torunlarımızın çocukları mutlaka sevecektir. Bu da yarınlara değil yarınların yarınlarına bile yatırım yapmaktır. Tarihe baktığımız zaman  başarılı insanların  baba dede ve daha önceki dedelerinin de başarılı    insanlar olduklarını görüyoruz.  Ben de tarihe baktığım zaman  babam ilkokul mezunu ama  gazete okuyan insan  dedelerim hayatı anlamış  sevilen insanlar onların babaları kadı, şeyh bu silsileye baktım zaman  Hz. Hüseyin e  kadar çıktığını görünce hem şaşırdım hem de sevindim. Bu daha çok okumama  benden sonra da  çocuklarımın daha  çok  okuyarak   gelişmesini isteyen  , bunun için çabalayan dua eden bir insan olmama sebep oldu. Okumakla var oldum . Okumakla mutlu oldum. Okumakla geleceğime  güzel miras bırakma  sevdasına   kapıldım. Bu sevda  işte burada sizlere de bu sevdayı aşkı aşılama derdinde”

Çocuklar duygulanmıştı ve  bunun üzerine  Alihan .

“Herkese bu sevda  nasip olmaz abi. Bu sevdaya   bu aşka bizleri de bulaştırdığı ve sizinle bizi tanışma fırsatı veren Rabbe şükürler olsun”

Okuma aşkı ve sevgisini haftalar süren konuşmalar  ile gençlere aşılamanın mutluluğunu yaşıyordum bende.

Bunun üzerine Umutcan.

“Bazıları milliyetçilik der. İşte milliyetçilik budur abi.  Gençlere  okuma aşkı ve sevgisi aşılamak ve onlarında  öğrencilerine  ilerde  okuma aşkı  aşılamasına sebep olmak. İşte  bunu ben milliyetçilik ve vatanı  milleti sevmek olarak algılıyorum.

Bu arada  “Kitap okumayı sevdirme Vakfı”na gelen giden  insanlarla    benim gibi gönüllü olan  emekli  edebiyat  Öğretmeni olan Burhan Bey zaman zaman vakfa uğrayarak    gençlerle ilgileniyordu. Öğrenciler burhan  beyle tanışmıyorlardı. Biz konuşurken Burhan bey de  geldi. Çocuklar ile tanıştırdım

Burhan  Bey  çocukların kitap okumayı  çok sevdiğini anlayınca.

“Ben de yıllarca  öğrencilerime kitap okumayı  sevdirmeye çalıştım. Bir gün bu yazar kardeşimizle  tanışınca vakıfta gençlere yol göstermeye  karar verdik. 25 yıl edebiyat  öğretmenliği yaptığım ve bir süre de  yurt dışında bulunduğum halde   ben bugün yeterince  kitap okumadığımı  ve   gelişmeye  önem vermediğimi ve aynı zamanda da  öğrencilerime yeterince faydalı olmadığımı düşünüyorum. Bugünleri düşünseydik  daha çok okuyarak  daha  çok gelişmeye bakardık. O zaman biz günlük yaşar  günlük   bakardık hayata geleceği görsek sanırım daha  çok okurduk. Okumanın önemini bu yazar kardeşimiz sayesinde   anladık ve   öğretmen iken okuyamadık bari  emekli iken daha çok okuyalım dedik” diyerek   özetledi. Daha sonra  başka odaya geçerek  gelen gençler ile ilgilenmeye başladı.

Bizim çaylar  gene bitmişti. Bu sefer    Alihan ve Umutcan2a  ıhlamur  yapmalarını söyledim. Mutfağa geçerek ıhlamur yapmaya başladı  Umutcan.

Ihlamurlar hazır olunca  bir kaç yudum aldık.  Biraz  rahatlamıştık ve   konuşma  arzumuz gelmişti. Bunun  üzerine konuşmaya başladım .

“sevgili kardeşlerimiz, geleceğimizi düşünüyorsak    okumayı sevmek  mesleki  kitaplar yanında gelişimi önemseyen ve faydalı yazıları  okuyarak, güzel şeylerden bahseden ve hitabeti güçlü insanlar ile bir araya gelerek hayatımızı  zenginleştirmek bizim elimizde.”

Bunları anlatırken bir ara  hafızam gerilere doğru gitti. Yaşadıklarımı unutmamıştım . Bunu gençlere anlatmaya karar  verdim.

YORUMLAR

    Bu yazıya henüz yorum eklenmedi.

Köşe Yazısını Yorumla

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.İşaretli alanların doldurulması zorunludur. *


Tartışma Başlat