TOKAT GAZETESİ

11. BÖLÜM OKUMAK VE ANLAMLI YAŞAMAK

 Ertesi hafta “Kitap okumayı sevdirme vakfındaUmutcan ve Alihan ile buluştuğumuzda artık konunun sonuna geldiğimizi  yani bu konuşma ile “Okumakla Var oldum” konusunun sonuna geldiğimizi ilerde isterlerse başka konularda  konuşma yapabileceğimiz söyleyince    Alihan  ile Umutcan’ın  bir burukluk yaşadıklarını fark ettim. Ama her başlangıcın bir bitişi olduğunu  ilerde başka konularda da  konuşma yapabileceğimizi abi kardeş ilişkilerinin devam edeceğini söylediğim zaman    rahatladılar.

Son konuşmamız olacağı için ben bu konuda özel pasta yaptırmış ve bir kitap kapağı gibi üstüne de “ okumakla var oldum” yazdırmıştım. Yani bu konuşmalarımızın kitap olmasını hayal etmiştim.  Bu pastayı  “Kitap Okumayı sevdirme Vakfı”nın mutfağında buzdolabına saklamış ve konuşma bitince keserek yemek istemiştim. Çocuklara sürpriz olsun da konunun bitmesinin verdiği üzüntü azalsın diye.

Umutcan ve Alihan her zamanki gibi geldiler.  Güzel amaçlarla kurduğumuz ve  en güzeli de   bugün Alihan ve Umutcan a   verdiğim “Kitap okumayı sevdirme” derslerine vesile olan   bu Vakfı   daha çok sevmeye başlamıştım. Çünkü amacımız yavaş yavaş   hedefine ulaşıyordu. 2 kişinin, iki  PDR Öğretmen adayının   okumanın önemini bilmesi  ve  öğrencilerine de  öğretmesi durumunda  halka genişleyecekti.  Bu yüzden bu güzel  eğitimin   sonunda  pasta ile kutlama yapılması gerektiğine inanarak almıştım pastayı.

Umutcan ve Alihan masayı donatıp da çaylarımızı da getirince  ben hemen konuya girdim.

           “Çocuklar bugünün konusu  “okumak ve  coşkulu yaşamak” . Bir insan gerçek manada  okuyor ve okuduklarını da  uygulamaya gayret ederek  yaşıyorsa hayatına  bir coşku ve mutluluk gelecektir. Coşkulu yaşamak hem sağlıklı yaşamak anlamına da gelir. Bu yüzden biz okuduklarımızı uygularsak  sağlıklı  ve coşkulu yaşayarak az  şeylerle de yetinmenin ve mutlu olmanın sevincini yaşamış oluruz.”

           Bu konuda yaşadıklarım ve  gözlemlediklerim o kadar  çoktu ki gençler ile bunları tek tek paylaşarak onlara okuma sevgisinin neler  olabileceğini  göstermeye gayret edecek hayattan  örnekler verecektim. Konuşmaya devam ettim.

           “Çocuklar okumayı sevdiğim ve gerçek manada okuduğum ve uyguladığım zaman   hayatım da  gerçekten bir dönüm noktası oldu. Lise 1 de iki sene üst üste kalınca artık okul hayatımın bittiğini başta  ailem  arkadaşlarım hocalarım   iddia etmeye başladılar. Buna bende inanmaya başladım.  Bir toplumun ferdi olarak herkes bir şeyi söylerse   buna karşı 15  veya 16 yaşındaki genç  aksini söyleyebilir mi* Ben de buna inanmaya başlamıştım. Ama bir gün baktım ki kitaplarda yazıyor hocaların anlattıkları. Okuduklarımı  anlamadığımda  defalarca okursam anlarım. Bunu hemen uygulayınca okuduklarımı anlamaya , zamanı arkadaşlar ile  dedikodu yaparak değil evde kitap okuyarak değerlendirmeye baktım. O zaman hayatım 360 derece değişti. Öyle ki    liseyi dahi tamamlayacağıma inanamayan   ben ve çevrem  zamanla azimli  halimi görünce   takdir etmeye de başladılar.  Çok  okumak bana  bir yaşam coşkusu  vermişti ve  artık lisede kalmak da yoktu. Ben sadece sınıf geçmek için değil hayatı anlamak için   hayatı anlatan kitaplarda okumaya başladım. İlçemizde  kitapçı, kütüphane  yoktu.4800 nüfuslu ilçemizde halen  bir halk kütüphanesi yok. Okumak  o kadar benliğimi sarmıştı ki, annem  babam bile bu kadar çok okumamdan sıkılmaya  hatta  ablam bile “ eve kapanma arkadaşlarına takıl kahveye git” falan demeye başlamıştı. Ben red etmiş okuduklarım sayesinde  oyun oynamanın sigaranın içkinin  zararlarını    ve okumanın faydalarını keşfetmiştim. Bu da bana daha büyük coşku verdi. Yani okumakla adeta  yeniden doğmuş ve yeniden var olmuştum”

Bu arada çaylarımız doldurması için Alihan’a işaret ettim. Hemen doldurdu boşalan bardakları. Ben konuşmaya devam ettim..

         “ Okulda fazla başarılı olmasam  da   ben kitap okumaya devam ediyordum. Okul başarının  yani diploma notunun  hayatta  çok faydalı olamayacağını anlamıştım. Önemli olan genel bilgi seviyesi ve    bunları hayata uygulamaktı.. lise sonda 18 kişi arasında  17 kişi sınava  girmiş puan sıralamasında  17 kişi arasında 3. olmuştum.  Herkes hayret etmiş, sadece beni yakından izleyen ve okumaya  teşfik eden  Azmi  Erge  “ Turan    genel kültürü sayesinde  bu başarıyı elde etti” diyerek tam  1 ders boyunca  benim  başarımı  analiz etmişti. Tabii ki  bu  analizi sadece ben anlamış  diğerleri  unutmuşlardı. Azmi Hocama her zaman saygımı ve sevgimi eksik etmedim. İnsanların siyasi görüşlerine değil bana ne kattıklarına   baktığım zaman  hep başarının ve mutluluğun benimle  olduğunu da fark ettim bununla.”

Alihan ve Umutcan bana hayret ve  gıpta ile sevgi ve saygıyla bakıyor,  anlatırken  coşkumu ve   yaşama sevincime hayret ediyorlardı.  Asma bu hayret etme  öğrenme amaçlıydı. Onlar öğrenmek amacı ile  bıkmadan beni dinleyince ben de bıkmadan anlatmaya devam ediyordum. Okuduğum “ hitabet sanatı” yazılarını orada uyguluyor,  gerçekten de benim için güzel egzersiz oluyordu. İletişim muhteşem bir şeydi. İnsanı dinleyen , anlamaya çalışan ve  sorunlarına çözüm bulan insanlar ile sohbet etmek ya da  öğrenme amaçlı sohbet  hem dinleyene hem de  anlatana  yeni ufuklar açıyordu. İletişimin  muhteşemliğini anlayan insan yeni insanlarla tanışmaktan  konuşmaktan sohbet etmekten  büyük mutluluk duyar. Bunları düşünerek  konuşmaya devam ediyordum. Umutcan ve Alihan  konuştuğum anlarda benim  o an dünyada en değer verdiğim insan oluyorlardı. Şevkle heyecanla konuşmaya devam ettim.

YORUMLAR

    Bu yazıya henüz yorum eklenmedi.

Köşe Yazısını Yorumla

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.İşaretli alanların doldurulması zorunludur. *


Tartışma Başlat