TOKAT GAZETESİ

11. BÖLÜM OKUMAK VE ANLAMLI YAŞAMAK -2-

“Lisede iken de Üniversitede  iken de  okuduklarımı paylaşacak insanlar bulamıyordum . Okumaktan sıkıldığım zaman  İstanbul un muhteşem güzelliklerini gezmeye çıkardım. Arkadaşlarımdan bana yardım eden de olurdu ama alay eden dedikodular  yapan ve  o dedikodular ile hareket eden insanlar çoğunluktaydı. Herkesle arkadaş olurdum  ama  anlamayan   insanlardan uzak kalırdım da . Hafta sonu akrabalarımı  ziyaret ederdim .kitap fuarları benim için bayram  gibiydi. Okumak ile var oluyordum. Hatta   lisede iken Nazlı Ilıcak, Kemal Ilıcak, Hasan Demir, Nur İçözüRafuf Tamer  gibi  yazarlar ile  mektuplaşırdım. Onların gönderdiği   kitaplar bana güç olurdu.. Hayatı  coşku ile yaşardım .. Bazen sevgisizlik beni bunalımlara  sürüklerdi ama hemen   kendimi toparlayarak hayata    olumlu bakmayı hayatı sevmeyi  çook kitap   okumak sayesinde  öğrendim. Kitaplar dergiler ve gazeteler. Babam gazete okurdu her gün Tercüman  ben de  okurdum. Gazete okumamız  alay konusu olurdu. Gazetenin içeriğinden çok sahibi kim yazarı kim onların  özel hayatlarını   dedikodusunu yapardı çevremiz. Ben ise  okuyarak bilgi sahibi olmanın yollarını arardım. Bana yazarların özel hayatlarından çok bilgileri lazımdı. Bilgi ve sevgi ile hayatın  en güzel  coşku ile yaşanacağına inanıyordum ve halen de inanıyorum .  “Bilgi ve sevginin temel değerler olduğu bir toplumun  sırtı asla yere gelmez “ felsefesine inanıyordum ve halen de inanarak  bunu sizlere de  anlatmaya  çalışıyorum . Siz ister dinler geçer, isterse  düşünür uygular , isterseniz   dalgasını da geçer  bizimle alay da edersiniz.  Bu sizin sorununuz .”

Burada  Umutcandan    hafif sitemle tepki geldi..

“Estagfurullah abi, bugüne kadar  size karşı   saygısızlık ettik mi”

Bunun üzerine tebessüm ettim. Tebessümüm    biraz sonra  gevrek bir kahkahaya dönüştü. Aklıma benimle alay eden  dalga geçen  öğrenciler geldi..

“Umutcan  Kardeşim değerli Alihan Kardeşim, burada   mesela  diye konuşuyoruz. Tabii  ki sizler benimle alay etmediniz , dinlediniz tam 10 hafta  her gün okula kursa gider gibi yanıma geldiniz.  Bu  bana değil kendinize olan saygınızdan  öğrenme aşkınızdan   Ama çok gençte   bizimle alay etmek  ya da   “ bu adam bizimle  neden ilgileniyor,  amacı ne çıkarı ne” diye şüphe ederek   dedikodumuzu yapan maddi menfaat   sağlamaya çalışan   insanlarda o kadar çok oldu ki ben uzun zaman kendi kabuğuma çekilerek kitaplarıma ve  “hitabet sanatı”  üzerine kitaplar okumaya verdim kendimi. İşte   bu dönem  adeta ikinci kere doğumum oldu. Bu dönemde öğrendiklerimi hayata uygulayıp  hitabetim etkili olunca  başta İstanbul olmak üzere Üniversitelerden konuşma  daveti almaya başladım ve hayatımda   ikinci bahar oldu. Bu  kitapları okurken    oğlum da  kitapları okuyarak   daha lisede olmasına  rağmen  hitabetini geliştirdi. Çevremdeki insanlar  seneler sonra    beni ve oğlumu görünce  “armut  dibine düşer” demeye başladılar.. Yani uzun vadede bu gelişim bizim lehimize.. Herkes beni anlayamıyordu.  Zamanla   bazı insanlar fark ederek “ siz ne güzel motive ediyorsunuz” demeye başladılar ama bunun devamı da gelmedi. Bana o kadar  çok insan geliyor ki”

Burada sustum .hüzünlendim. Gözlerimden iki damla yaş aktı. Gerçekten hüzünlenmiştim.  Gençler gelip benle dalga geçer, sonra da benim onlarla dalga geçtiğim dedikodusunu yayarlardı. Beni çok sevdiklerini değer verdiklerini söylerler ama yolda görünce kaldırım değiştirirlerdi.  Sorduğum zaman “ vaktim yok” mazeretlerine sığınırlardı ama   bunlar hep  gerçeklerden kaçmak içindi. Şeytan   , kötü arkadaşlar ve nefis üçlüsü gençlerin  peşinde  arkadaş görünümü ile dolanıyorlardı.  Bunları hatırlayınca geleceğimiz adına   gençlerin geleceği adına gerçekten de üzüldüm. Çok üzüldüm. Ama benim üzülmem neye yarar ki* Gençler hatalarının  farkına varamadıktan sonra.

Duygulu  bir insan olarak gözyaşlarımı sildim. Ağlamak beni rahatlatıyordu ama  bir şeyi değiştirmiyordu. Sevdiğim arkadaşlarımın hataları için çok ağlamıştım ama  onlar bilinçlenmedikten sonra benim duygusal insan olarak ağlamam bir şey ifade etmemişti.  Kendimi  “ sen ağla rahatla   alık  arkadaşın bilmezse Halık bilir”   diye teselli etmiştim.

 

               Kendimi toparlayınca  konuşmama devam ettim. Umutcan ve Alihan  da  duygulanmış ve bana merakla  “ devam etsene abi konuşmaya “ der  gibi bana bakıyorlardı.

“Benim boş laflara ihtiyacım yoktu. Mesela  kaymakamlara  Belediye Başkanlarına  kitaplarımı sunuyordum. Bunlardan bir miktar alın da  öğrencilere  konferanslar eşliğinde hediye edelim. Dediğim zaman  çok kere  “ paramız yok” derlerdi. Bir süre sonra bakardım ki  parası olmayan  yöneticiler  başka yazarım   binlerce  kitabını siyasi baskılarla almışlar ama yazarını  sevmedikleri için depoya koymuşlar ya da  yazarı sevdiklerinden  yazarı  gereksiz yere abartarak  öğrencilere anlatmışlardı. Ama  zamanla kitaplarımız istediğimiz gibi   satılmaya ilgi görmeye başlayınca  ben rahatladım. Ama gerçekten de   gençlere çok faydalı olacağımız bir zamanda sadece  2 veya 3 kişiye faydalı olmamızda  sanırım bizlerin  zayıf yönü değil. İstisnalar hariç insan  istemezse kimse sana zarara veremez. Gene  sen istemezsen kimse de sana faydalı olamaz. İnsan en büyük faydayı da zararı da  kendisine verir.  Ama çoğu insan  zararı  kendisine hep başkalarını verdiğini zannederek hep bir suçlu arar. İnsanın hep başkalarını suçlaması kadar hep kendini suçlaması da yanlış. O yüzden ben her şeyi  unutarak   sizlere rastlayınca   tüm  bilgi ve sevgimi paylaşmaya karar verdim. Olumsuzlukları unutarak  sizin gibi öğrenmeye hevesli gençlere  olumlu şeyleri anlatmak bana  coşku ve  mutluluk verdi. Hayatta aynen  böyledir sevgili kardeşlerim. Okuyunca  okumayı sevince  hayatına coşku gelir. Önce  olumsuzluklar olsa da zamanla insan sabrederek hayatını olumlu  düşünerek olumlu hale getirir.  Düşüncelerimiz  çok büyük güç oluşturur. Dikkat  ederseniz  olumlu düşünen  insanların hayatları daha  çok olumlu geçer, hayata  şüphe ile bakanların hayatı ise  daha olumsuz geçer. “

 

YORUMLAR

    Bu yazıya henüz yorum eklenmedi.

Köşe Yazısını Yorumla

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.İşaretli alanların doldurulması zorunludur. *


Tartışma Başlat