TOKAT GAZETESİ

ÖZGÜVEN OKULU 1 BÖLÜM: EL ÂLEM NE DER?

ÖZGÜVEN OKULU 1 BÖLÜM: EL ÂLEM NE DER?

Kütüphanede her zamanki gibi  günlük gazeteleri yerleştirmiş, yeni genel  dergileri de   defterine kaydederek, yerlerine yerleştirmiş ve gazetemi açıp da  okumaya başlamıştım, Çayımdan da  bir yudum alınca  keyfime diyecek yoktu.

Her gün işimi tamamladıktan sonra, en büyük zevkim gazete okumaktı. Bana internetten gazete okumak zevk vermiyordu. Gazete okumak dediğin zaman sayfaları teker teker çevirerek, köşe yazılarını okuyup, önemli haberlerin altını, yanını renkli kalemler ile çizerek not alarak okumak bana zevk veriyordu. Bu zevk çocukluğumda babamın eve her gün gazete getirerek yanımda okuması ve çocuk eklerini de bana vermesi ile alışkanlık kazandırmış ve bunu de senelerde bırakmamıştım.

Bir gazetede okumuştum. Bir insan ilkokul mezunu bile olsa 5 yıl boyunca günün bir kaç saatini gazete okumaya ayırırsa 5 yılda bir fakülte bitirmiş kadar kültür ve bilgi ediniyormuş. Buna candan inanırım.

Bu yüzden gazete okumak, dergi okumak okuduklarımı çevrem ile paylaşmak bana büyük zevk verir. İnsanlarla boş muhabbetler yapmaktansa gazete okumak bana daha zevkli ve verimli gelir. İşte olsun evde olsun gazete okumaya özen gösteririm.

Bu merakım çok zaman  bilgi fakiri insanlar  tarafından   alay konusu  olsa da, hayatımı “ el alem ne  der” den  “ bana  ne fayda sağlar” aşamasına getirdiğim için beni etkilemez.

Bu düşünceler içinde gazetemi okumaya dalmışken kapımın hafifçe vurulduğunu  hissettim. ”Buyurun” dememin ardından    Kapı yavaşça açılarak  içeri bir genç süzüldü. Önce tanıyamadım. “Bu gençte kim?” diye düşünerek bana bakıp gülümseyen gence dikkatle baktım. Birkaç saniye sonra hatırladım. Abdullah’ın evinde çay içtiğimiz gençti bu. Hemen ayağa kalkarak kucaklayıp buyur ettim.

İbrahim’in gelmesine gerçek manada şaşırmıştım. Çünkü o güne kadar çok genç ile tanışmış ve tanıştığım çok genç de bana nerede çalıştığımı, hatta mesai günleri ve saatlerini bile dakikası dakikasına sormuşlar ve ben de sanki ertesi gün ilk mesai başlangıcında beni ziyarete gelecekler diye saf saf onlara anlatmıştım. Onlar ise gelmemişlerdi. Yani onlarla boşa çene yormuştuk.

Gençlerdeki bu tutarsızlık beni her zaman üzer ama elimden de bir şey gelmezdi.  Kendi hayatının ne kadar önemli olduğunun ve tutarlılığın ne kadar önemli olduğunun farkına varamayan bir gence benim üzülmemin hiç anlamı olmadığını ancak yaşım ellilere yaklaştığı zaman anlamıştım.

İbrahim’in bu tutarsız gençlerden olmadığını  görünce çok sevindim. 

İbrahim ‘in  elini sıkarak  “Hoş geldin” deyip  çalışma masamın öbür ucundaki koltuklardan  birine buyur ettim

İbrahim bana gülerek bakıyordu. Bende ona  gülerek baktım . Gülümseme anlam veremeyerek “ Bir  tuhaflık mı var ağabey?” diye sordu. Tuhaflık olmadığını   onun  özgüvenli olarak  tanıştıktan hemen  sonra beni ziyarete   gelmesine şaşırdığımı söyledim. O zaman o da rahatlayarak  koltuğa daha özgüvenli şekilde oturdu.

O an aklıma bir şey geldi. Çoktandır kafamda planladığım ve uygulamaya geçemediğim  bir plan.

İbrahim’e  biraz daha  gülümseyerek dikkatli baktıktan sonra  sordum. “İbrahim  beni ziyarete   gelirken gerçekten benim yanıma devamlı mı gelmeye karar verdin, yoksa  bir gideyim bakayım diyerek sadece meraktan mı geldin?”

İbrahim bu sözüm karşısında bir hayli şaşırmış  olarak,  biraz da  mahcup, küçük kara gözlerini kısarak   kıs kıs güldükten sonra “ Ağabey, biz Anadolu, Bitlis delikanlısıyız. Üstelik alimlerin yetiştiği Hizan’danız biz   her zaman  bilgili ağabeylerimizden faydalanmasın ı biliriz. Tabii ki devamlı geleceğim”. Dedi.

O’nun bu samimi tavrı karşısında  ben de güldüm. O’na açıklamada bulundum. “ İbrahim Kardeşim bu sözüme çok şaşırdın ama , ben her gün bir çok genç ile tanışıyorum burada. Gençler  hep  benimle tanışmaktan memnun kaldıklarını, benden her zaman faydalanmak istediklerini, arkadaşlarını da benimle tanıştırmak istediklerini söylüyorlar. Hemen  arkadaşlarını getirerek tanıştırıyorlar. Samimi olmadıklarını anlıyorum ama   bir şey diyemiyorum. Sonra  bir iki kere geliyorlar. O da dedikodu yapmak iin yok hocalar şöyle yok  bu  grup hakkında ne düşünüyormuşum  gibi. Bende  onlara bana gelişimi sorun. Özgüvenli insan , genç  nasıl olunur? Onu sorun diyorum. Onlarda   bir iki seferden sonra  el aleme bakarak ortadan toz oluyorlar.”

İbrahim şaşırmıştı. Anlamadığı bir kavramdan mı bahsetmiştim. Galiba öyleydi. Bana  kısık siyah  gözleri ve merakla ile tekrar baktı.

Bende sevgiye   bakarak” Anlamadığın bir kelime mi söyledim? “ dedim.

İbrahim” El alem ne der” diye bir kavramı ilk defa duyuyorum da anlamadım abi” dedi. El alem kavramını  açıklama gereği duydum. “Sevgili İbrahim Kardeşim” diye söze başlayınca İbrahim önemli bir kavramdan bahsedeceğimi  anlayarak   hemen dikkat kesildi. Gerçekten de bahsedeceğim konu önemliydi. Tane tane anlayacağı  şekilde anlatmam onun kafasında kalacak ve konuyu anlamasına, tam anlamasına sebep olacaktı. O yüzden yavas yavaş anlatmaya başladım” İbrahim Kardeşim,  insanlarımız, özelikle de  gençlerimiz  tutum ve davranışlarını genelde  başkalarının , çevrelerinin kendilerini nasıl değerlendireceği  yönünde düzenlerler. Hakkımda ve aleyhimde konuşulmasın, dedikodu yapılmasın  diyerek kendi gelişimleri çerçevesinde değil de  akraba, komşu, arkadaşları memnun etmek için çaba harcarlar. Bu da insanın   kendisi olmasına , kendi olarak  kalmasına sebep olur. Benim yanıma gelenlerde  “ el alem ne der” diyerek  çevrelerindeki  insanların   “ O adamın yanında ne işin var? O adam palavra atıyor “ diyerek  seni alıkoyabilirler.  Ama sen  “el alem ne der” i bırakıp da “ Ben bu abiden faydalanıyorum. Her seferinde geleceğim, kulaklarımı açarak dinleyecek, kısık gözlerimle gözlemleyeceğim” dersen   o zaman faydalanırsın.  Bu tespitim üzerine İbrahim hayatından memnun    bir insanın  keyfi ile   gülmeye başladı.

“Bu sözün  çok doğru ağabey, ben devamlı gelenlerden olacağım” dedi.

Önce İçimden  sonradan İnşaallah dedim.

Bu arada  kafamda beliren programı da  İbrahim’e anlatmanın zamanı gelmişti .

Bu konuda  önce İbrahim ile biraz istişare  yani danışma , konuşma yapmak istedim.

 

YORUMLAR

    Bu yazıya henüz yorum eklenmedi.

Köşe Yazısını Yorumla

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.İşaretli alanların doldurulması zorunludur. *


Tartışma Başlat