TOKAT GAZETESİ

ÖZGÜVEN OKULU 1 BÖLÜM: EL ÂLEM NE DER? -2-

ÖZGÜVEN OKULU 1 BÖLÜM: EL ÂLEM NE DER? -2-

İbrahim’e aniden şaşıracağı bir soru sordum” İbrahim ülkemizin en önemli sorunu ne sence?” İbrahim gene şaşırmış olarak bana baktı. Sustu bir süre. Sonra bana gene bakarak  “ İşsizlik olmasın?”  Kafamı hayır manasına salladım. Yeni bir cevap ver diye baktım. “Eğitim olmasın “dedi. O’na bakarak gene  “Yaklaştın ama o da değil” dedim. Gene hangisi der gibi baktım. İbrahim. “Bilemedim ağabey sizce nedir”  dedi.

Bende ona gene sevgiyle bakarak “ Özgüven sahibi olmayan bir gençlik ve toplum” dedim. Başını evet anlamında sallayarak bana sevi ile baktı. O anda kafamda bir şimşek çatı. “ İbrahim bu özgüven meselesini seninle sohbet havasında konuşarak tartışalım, beraber özgüvenli insan nasıl olur? Onu irdeleyelim mi? Sonrasında bunu kitap yaparak gençlerin faydalanmasını da sağlarız” dedim.

İbrahim, kitap, sohbet faydalı olmak sözlerini duyunca kısık kara gözleri birden büyüdü ve sevinçli bir yüz ifadesi ile bana baktı.  “Gerçekten mi ağabey” dedi. Ben gerçek olduğunu bakışlarımla anlattıktan sonra  “Bende uzun zaman bir in sana bir öğretmen gibi bu konuda sohbet etmek, fikirlerimi paylaşmak istiyordum. Ama bugüne kadar önüme benim bu sohbetimi devamlı gelerek yürütecek, beni ciddiyetle dinleyecek, içinden geldiği soruları cesaretle soracak bir gence rastlamadım” dedim.

Gerçekten de rastlamamıştım. Belki günde on kadar öğrenci ile kütüphanede muhatap olmama rağmen, öğrenciler işlerli bitince daha aramamışlardı beni. Hatta yolda görünce kaldırım değiştiren bana selam vermeyen çok genç olmuştu. Neden özgüven olmamasından. Bu davranışlarının sebebinin özgüven olduğunun bilincinde bile değildi insanlarımız.   

“İbrahim, bunu 10 haftalık bir eğitimle tartışalım. Ben bir plan yapayım. Her hafta bir konuyu tartışalım. Bugün Pazartesi. Demek ki dersin yok bu saatte. Bu saatte benim de zamanım uygun. İşler bitince zaten kitap okurum. Her hafta gel bu saatte konuşalım.”

İbrahim’e baktım muzipçe baktım. İbrahim de bana ne diyecek diye baktı. O da gene gözlerini kısmış. Gülüyordu. Bu gülümsemesi ona  “saf Anadolu çocuğu” masumluğu ve saflığı kazandırıyordu.

Gülmeme devam ederek” Ben seni bedava konuşturmayacağım. Bu konuşmalarımızla seni kullandığımı falan da düşünme. Sadece eğitim amaçlı bir sohbet ve. Benim konuşmamı dinlersen bir kitabı hak edeceksin. Bu bazen benim yazdığım bir kitap olacak. Bazen başka kitap. Her hafta konu ile alakalı bir kitap hediye edecek, sonrasında da yazdığım bir mektubu senle paylaşacağım. O mektup kitaba da ekleyeceğiz herkes faydalansın diye. Ne dersin “

İbrahim’e baktıktan sonra her konuşmanın sonuna özgüven sorununu aşma yolunda gayret eden bir insanın hayatını anlatalım da hem sana hem de okuyana örnek olsun nasıl? “ diye sordum.

İbrahim sevinçle” tamam öyle olsun ağabey”  dedi.

Biraz durduktan, kitabın planını, konuşacağımız konuları kafamda yaptıktan sonra   “İlk ders bugün” diye gülümsedim. “Başlayalım mı?”  İbrahim bana baktı. Kararlı insan olmanın tavrı ile “ Başla abi” dedi.

İbrahim’e bakarken gülümsedim ve “ İlk ders, el âlem ne der” .

İbrahim bu ilk dersin bu konu olması karşısında önemini anladı. O’na bakarak dedim ki “İbrahim belki farkında değilsin ama, insanlarımızın özgüven ile alakalı sorunlarının başında hep başkalarını memnun etme, “iyi insan” desinler diye başkalarına şirin görünme gerektiğine inanma yatar. Ama ne kadar çaba harcarsak harcayalım insanları memnun edemiyoruz. O yüzden  “Önce can sonra canan” diyen atalarımız doğru söylemişler. O yüzden kendisine saygısı olan insan önce kendisini önemser ve kendine saygı duyar.”

İbrahim bana dikkatle bir soru soracak gibi bakınca sustum. Bana bir soru soracağını anlayınca susacak ve O’ma da söz hakkı verecektim. Buna içimden karar verdim. Burada eşit bir sohbet yapacak, ikimizde içten ve samimi konuşacak, düşündüklerimizi aynen dile getirecektik. Aksi halde konuşmamız verimli olmayacaktı.  O’na değer verdiğimi hissettirirsem İbrahim daha açık yüreklilikle konuşacaktı benimle.

İbrahim bunu anlayınca “ Önce can sonra canan bencillik değil mi ağabey?” can alıcı gerçekten toplumun da çoğunun inandığı bir konuydu sorunun içeriği.

İbrahim’e tüm samimi tavrımla baktım. İçten, önemli bir konu konuşacağımı O2na hissettirerek “ İbrahim, biz toplum olarak vermeyiş severiz. Sen Anadolu’dan gelmiş bir insansın. Anadolu’da insanlar her şeylerini paylaşırlar. Bizim evlerimizde de kilit yoktu. Biz evde otururken bir insan gelerek evimize rahatça girerdi. Yolda kalmışa,  fakir düşmüşe, kardeşe hep yardım ederlerdi. Şu anda eminim sizin köyde de aynısı ya da daha da fedakarca davranışlar yapıyordur köylüleriniz. Bunu istismar ederek  hep isteyen hep isteyen  ama geri vermeyen  bunu da  alışkanlık  haline  getirerek, başkalarının huzurunu bozan, bunu alışkanlık haline getirenlere toplum arkasından konuşur ama gene yüzüne karşı samimi davranır. Toplumun bu huyunu bilenlerde toplumu istismar ettikçe ederler. Bu her yerde vardır. Bu bencilliktir. Ama insanın önce güçlü olması, sonradan da başkalarını güçlendirmesi için önce kendinin güçlü olması lazım. Yani” Önce can sonra canan” demek bencillik değildir. Benim maddi imkânım yokken başkalarına yardım etmem kendimi sıkıntıya sokmam ve ailemi ihmal etmem bana yaptığım kötülük olur. Hâlbuki biz önce kendimize iyilik yapalım ki, sonradan da başkalarına iyilik edecek gücü bulalım. Ama bu  “ben daha güçlü, ben daha daha çok kazanayım” a dönüşünce bunun adı bencillik olur.

İbrahim beni merak ve dikkatle dinliyordu.  Ben ise öğrenci hayatından bir örnek vereyim dedim. “ İbrahim sen öğrencisin. Diyelim ki birkaç gün derslere devam edemedin. Derslere devam edip de not tutan bir arkadaşından notları istedin ama arkadaşın da ben ondan daha yüksek not alayım diye sana notların fotokopi çektirmek için bile vermedi. Bunun adı bencilliktir işte.”

Durdum. Biraz düşündüm.

“Ama sen başkasının olmadığı sadece senin ve birkaç arkadaşının olduğu derste arkadaşlarını düşünerek konuyu bildiğin halde derse girerek not alman, hocanın sana hediye ettiği bir kitabı arkadaşlarınla da paylaşman ise gerçek manada bir insanlıktır. Hocanın sana hediye ettiği bir kitabı geçici olarak ders çalışması için arkadaşına vermen güzel bir arkadaşlık. Arkadaşının da o kitabı okuduktan sonra bile bile geri getirmemesi ve senin derslerde ondan geri kalmanı istemesi de hem bencillik hem de etik olmayan bir davranıştır. Bu durumda bu arkadaşını uyarırsın. Devam ederse arkadaşınla arana mesafe koyarsın. Aksi halde bu arkadaşın bencil davranmaya ve seni istismar etmeye devam edecektir.

 

YORUMLAR

    Bu yazıya henüz yorum eklenmedi.

Köşe Yazısını Yorumla

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.İşaretli alanların doldurulması zorunludur. *


Tartışma Başlat