ÜNİVERSİTELİ VE YAŞADIĞI KENT

Merhaba Sevgili Üniversiteli Kardeşim,

Biliyorum ki pek çoğunuz ailenizin yaşadığı kentten başka bir kentte Üniversite öğrenimi görmektesiniz. Bu imkanı belki sizler kendiniz istediniz, belki de zorunluluklar sonucunda böyle oldu. Ama sonuçta ailenizden uzak yaşamaktasınız çoğunuz.Biliyorum ki çoğunuzda Üniversite eğitimi alacağınız kente daha önce hiç gelmemiş, orada yaşamamıştınız ve büyük hayal kırıklıkları yaşamaktasınız.Aslında sizlerin yaşadıkları hayal kırıklıkları, Üniversite eğitimi aldığınız kentle alakalı bir şey değil. Bu tamamen  sizlerin hayata bakış açınız ve  ailenizden ayrı kalmanızın verdiği psikolojik ve sosyolojik olaylarda yatmakta .

Sevgili Üniversiteli Kardeşim,

Pek çok insan  , Üniversiteli , büyüdüklerini ve artık anne ve babalarından uzakta yaşayabileceklerini ispatlamak , özgür ve bağımsız olmak için anne ve babalarının yaşadığı kentten başka kente okumaya gitmekteler. Genellikle o güne kadar ailelerinden uzun zaman uzak kalmadıkları içinde  gittikleri şehir yaşantısına ayak uyduramamaktalar.Bunun sonucu olarak ta bunalımlar, okulu bırakmalar olmakta.Bazı durumlarda da ailenin yaşadığı kentte kaliteli ve güzel eğitim yoksa bu durumda  genç  gene aileden uzak kalmakta ama  bilinçli olarak  büyük ve güzel şehre gittikleri için sıkıntıları , sırf “ailemden uzak olayımda nere olursa olsun “ mantığı ile rast gele yer yazan gençlere nazaran daha az olmakta.Bizlerde bu gruba girerek  Üniversite hayatımızda daha az sıkıntılarla geçti.

Sevgili Üniversiteli Kardeşim,

Okulu kazanmışsınız.Bu okulu tamamlamanız sizlerin hayrına olacak.Yanlışlarınızın bedelini ödeyerek ailenizden uzak bir şehre gelmişsiniz .Okulla kayıt olmuşsunuz .Bu okulu tamamlamaya bakın.Bazı ön yargılarınızı tutumlarınızı değiştirirseniz ve insanlarla nasıl iletişim kuracağınızı iyi öğrenirseniz o zaman hayat size daha kolay gelecek.

Sevgili Üniversiteli Kardeşim,

Gün boyu ve yıllarca pek çok Üniversiteli gençlerle muhatap olmaktayız.Onlarla konuştuğumuz zaman  “Güzel konuşuyorsunuz ağabey,Sizinle güzel dostluk kuralım , çalıştığınız yere gelelim” diyenler , ne yazık ki bu sözü defalarca insana söylemekteler ve  bu sözü söyleyip , sözünde durmayanlar  bizde büyük güvensizlik oluşturmaktalar. Onlar bizlere gelmezse bizler devamlı onlara mı gidelim ?” İlimce az olan çok olana gider, yaşı küçük olan , büyük olana gider.” Genel görgü kuralı nerede kalmakta ? Bu tutum içinde olan genç bence yaşadığı şehre değil de kendi  tutarsızlıklarına bakmalılar.Ya söz vermemeliler, söz vermişlerse de sözlerinde durmaya bakmalılar. Kimse sözünde durmayan insanı ciddiye almaz.

Sevgili Üniversiteli Kardeşim,

Çok Üniversiteli gençte tanıştıkları büyük insanlardan maddi beklentiler içerisine girmekteler.Durmadan karşısındakinden bir şeyler bekleyen, karşısındaki insanı acaba nasıl kandırırım, nasıl aldatırım? Diyerek  ondan maddi isteklerde bulunan , beklentisi tamamen  maddiyata dayalı gençlerde her zaman yalnız kalırlar ve  onlara da kimse güvenemez.

Sevgili Kardeşim,

Bir de gençler tanıştıkları insanlarla adam gibi sohbet etmek yerine, arkalarından durmadan dedikodu üretmeye bakmaktalar. Ben şahsen durmadan dedikodu üreten, “insanın iyi niyetini acaba nasıl kötü yorumlarız” diyerek  durmadan karşısındakine şüphe ile bakan insanlardan kaçarım.Başkalarının da aynı yöntemi izleyeceğini  beklerim.

Sevgili Kardeşim,

İnsanların kalbine ve beynine  yönelik çalışmalar yaparak , onların bilgi, sevgi ve tecrübelerini kazanmaya bakınız.Öyle güven veriniz ki , maddi sıkıntılarınız olduğu zaman , karşınızdaki sizi güvenen insan  siz istemeden sizin maddi sıkıntılarınızı anlayarak size yardımda bulunlar ve sizleri aileden bir gibi maddi ve manevi destekle desteklesinler. Yani sizin yaşadıklarınız sıkıntılar , yaşadığınız kentten çok sizlerin bilgisi , kültürü, insan ilişkileri ve  insanların davranış ve tutumlarına verdiğiniz anlam ve değerlendirmelerde yatar.

Şimdi bakın size iki örnek vereyim.Diyelim ki siz okulu tamamladınız ve  güzel bir meslek sahibi oldunuz . Mesleğinizi yaparken  iki Üniversiteli sizi ziyarete geldi. Siz onlara çay ikram ettiniz ve  gençlerin tavırlarından etkilendiniz  Saate baktınız ve mesainiz bitmek üzere. Çocuklara baktığınız zaman sizler hemen Üniversite yıllarında yokluk günlerinizi aklınıza getirdiniz ve  onları yemeğe davet ettiniz. Birisi sizin yemek davetinizi kabul ederken öteki durmadan arkadaşına “Hadi kalkalım , hadi kalkalım” dedi. Buna rağmen arkadaşı kalkmadı ve sizinle yemeğe gelirken, öteki “ Ağabey benim çok önemli işim var, size sonra uğrarım “ dedi ve hemen kalktı  gitti. Siz , sizinle yemeğe gelen Üniversiteli gençle  yemeğe gittiniz.Konuştunuz, baktınız ki, genç ile diyalogunuz gelişmekte.Genci gene iş yerine gelebileceği konusunda  davette bulundunuz . O da yemeğe teşekkür etti , gene size geleceğini söyleyerek yanınızdan ayrıldı. Birkaç gün sonra gene  geldi ve böylece ağabey kardeş ilişkisi başladı. Dikkat ederim size acaba sizin yanınıza gelen ve dürüst davranan insana mı yoksa, bahaneler bulup yanınızdan ayrılan gence mi ağabeylik edersiniz siz?”

Sevgili Kardeşim,

Sizler dürüst ve tutarlı davranırsanız tabii ki insanlar sizlerin yaşınıza ve başınıza bakmadan sizlerin yardımına koşacaklar.Yaşadığınız şehirde  az da olsa sizlere yardım edecek insan bulursunuz .Siz yeter ki usanmadan bıkmadan sizlere ağabeylik, ablalık edecek insanları bulun ve bulduğunuz zamanda onlardan faydalanmanın yollarını , nasıl kalplerini kazanacağınızı öğrenin.

Sevgili Kardeşim,

Üniversite eğitimi için gittikleri kentlere  ,Üniversite yaşantılarına devam ederken,  bir yandan da güzel dostluklar kurarak , orada iş güç sahibi olan , hatta Üniversitede kalarak hem akademik kariyer yapan , hem de ilerleyen zamanlarda bu kentte kurdukları insani ilişkilerle zamanla o kentin Belediye Başkanı olan insanlar tanımaktayım ben . Hem de bir iki tane değil onlarca. Sizlerde işte insani ilişkilerinizi  geliştirerek Üniversite okuduğunuz kente Belediye Başkanı olabilirsiniz. Bu hayal değil, yaşadığınız kente bağlı  olay değil, sizin kişisel gelişim yolculuğunuza bağlı olay.Bunu sakın unutmamanız gerekir.

Sevgili kardeşim,

Biz Üniversitede okurken , İşletme Politikası dersimize Prof.Esin Ahmet diye bir Hocamız gelirdi.Bizlere “ Çocuklar, sizler,  hep para düşünen insanlar olmayın, para dışında da şeyler vardır” diyerek bizlere hep parayı düşünmenin insana her zaman mutluluk getirmeyeceğini anlatmıştı.Yaşamım boyunca bu sözünü unutmadım ben sevgili hocamın.

Sevgili Kardeşim,

Şimdi gençlere bakıyoruz da , ilk tanıştığı insanlardan maddi olarak nasıl faydalanırız ? Onun iyi niyetini nasıl sömürürüz  ?  Y ada bu adamın niyeti gerçekten de kötüye benzemekte galiba? gibi önyargılarla  hep kötü şeyler düşünmekteler.Bu da tabii ki kendilerine her zaman sıkıntı olarak yansımakta.

Sevgili Kardeşim, Bazı gençlerde gittikleri şehirde çeşitli milliyetçi veya maneviyatçı  olarak tanımlanan gruplara girmekteler ve  bu grup dışındaki insanlarla iletişim kurmayarak kendilerini sınırlandırmaktalar ve  bu da onlara sıkıntı vermekte.İnsan ne kadar bir gruba mensup olsa da yaşam felsefesini evrensel hale getirmeye bakmalı ki hayat ona mutluluk ve başarı sunsun .

Sevgili kardeşim, Yaşadığınız kendi suçlamadan önce  “ Ben bu kentte güzel insanları arayarak buldum mu ? bu kenti sevmek için çaba harcadım mı ? Ben neyim , bu kentte okuduğum müddetçe sevgi ve saygı ile bu kentin insanlarını seveyim” diyerek bakarsanız belki de bu kent sizi kucaklayacak.Bağrına basacak ve bu kent ile mutlu ve bahtiyar olacaksınız

Sevgilerimle.