BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR

Mustafa UÇURUM

 

            Memleketimizin kutlanan günlerden haftalardan geçilmediği gerçeğine az çok herkes âşinadır. Belki kulaktan dolma bilgilerle belki birebir işin içinde olarak herkes bir yanından bu kutlama ve anma günlerini bilir ya da yaşar. Özellikle mesleği benim gibi Türkçe – edebiyat öğretmeni olanlar için böyle zamanlar daha bir anlamlıdır. Çünkü böyle programların bütün yükü bizlerin omzundadır. Program hazırlamak, sınıf ve okul panolarını donatmak bizim yegane görevlerimiz arasındadır. Sanki bu günler sadece bizlere sunulmuş gibi…

Böyle zamanların değişmez bir cümlesi vardır. “Sevdiğimiz insanları sadece senenin bir gününde değil üç yüz altmış beş gün hatırlayalım. Onların yanında olalım. Onlar bizim her şeyimiz….” Anneler Günü, Kadınlar Günü, Yaşlılar Haftası, Gaziler Günü vs. Günleri saymakla bitirmek imkânsızdır. Yeter ki kutlamaya gör. Yeter ki birileri mikrofonu eline almasın. Bütün güzel cümleler bir araya gelir ve sanki her şey güllük gülistanlık olacakmış gibi bir bahar havası her yeri donatır.

Bu günlerin en meşhurlarından biri de Öğretmenler Günüdür. Ben de işin içinde olduğumdan beni de birebir ilgilendiren bu günde okulda programlar yapılır, panolar donatılır, eğer organize ruhlu arkadaşlar varsa okul personeli ile bir yerlerde yemek yenir. Yani senede bir gün de olsa öğretmenler hatırlanılmaya çalışılır. Hem de hiç unutmama vaatleri arasında.

            Gününü haftasını bilmem ama şu bir gerçek ki öğretmenlik toplumun temel taşını oluşturan bir meslektir. Malzemesi insan olan, yapılan hataların bir insan ömrüne bedel olduğu bir meslektir.  Yıllar sonra derin ah! çekerek söylenen; “Benim temelim yok. Öğretmenimiz hiçbir şey anlatmazdı ki…” tarzındaki suçlamaların odağında hep öğretmenler vardır.  Hem de kendinde hiç suç aramadan.

            Dünyada insanın vicdanı ile baş başa kaldığı en önemli meslek öğretmenliktir. Sınıfa giren öğretmenin ne yapacağını sadece kendisi bilir. Sınıfta geçireceği kırk dakikadan tek mesul öğretmendir. O dakikaları boşa da geçirebilir dopdolu yaşatmayı da kendi bilir. Böylesine vicdani başka bir meslek var mıdır bilmem. Öğretmenin anlatacağı her sözcük çocukların geleceğine koydukları bir tuğla gibidir.

            Hepimizin hayatından öğretmenler geçmiştir. Bunca öğretmenin arasından bir tanesi vardır ki o bizim hayatımızı değiştirmiş, dünyadaki duruşumuza endam vermiştir. Yıllar geçse de okulla ilgili her şeyi unutsak da o öğretmenimiz aklımızdan çıkmaz. Önemli olan böylesine hatırlanacak bir meslek hayatını yaşayabilmektir. Öğretmenler sadece müfredatı anlatıp sınıftan çıkan ve tek görevi konuları yetiştirmek olan kişiler değildir. Mesleğine bu gözle bakan kişiler sadece kitapta anlatılanları öğrencilere yönelten aracı olurlar. Ötesini beklemek de imkânsızdır.

            Benim orta ikinci sınıftaki öğretmenim bana kitapla kalemi vermeseydi ben şimdi sadece anlattığı dersleriyle yetinen, sadece ders kitabı okuyan, sadece sınıf defterini doldururken kalem kullanan bir öğretmen olurdum. Fakat öğretmenimin sayesinde yıllardır okudum ve yazdım. Şimdi yazdığım kitaplarda, çıkardığım dergilerde, kurduğum her cümlede öğretmenimin gölgesini hissediyorum.

            Öğretmenin hayatta istediği tek şey öğrencilerine faydalı olmaktır. Onlara kitap okuyun derken, dürüst olun derken, okuyun ve faydalı insan olun derken gözettiği tek nokta öğrencilerin yetişmedir. Ötesi ne olabilir ki? Yıllar sonra okuyup da bir meslek sahibi olmuş öğrencilerini görünce yaşadığı mutluluğun ötesinde, öğretmen zaten başka bir şey beklemez. Fakat günümüzde bütün başarısını kendi çabasında görüp, iyi bir yerlerde okumaya başlayan öğrencilerin bir yerlerde öğretmenlerini görünce görmezden gelmeye çalışması da kaybolup giden değerlerimizin bir parçası olarak gösterilebilir. Daha üniversiteyi kazandığında bir merhabayı esirgeyenden ne beklenir varın onu da siz düşünün.

            Öğretmenler meslekleri icabı zaten en önemli görevi üstlenen insanlardır. Onların senenin bir günü hatırlanmaya, en yetkili ağızlardan her yıl ek ders ücretleri konusunda olmayacak hesaplarla avutulmaya, öğretmenlerden gününde gerçekleşmeyecek bir maaş ikramiye haberleriyle gönüllerinin hoş edilmeye ihtiyacı yok. Onlar, malzemesi insan olan bir görevi yerine getirmeye çalışmaktalar. Herkesin evinde baş edemediği çocuklarından yüzlercesini hizaya sokmaya çalışan bu irfan ordusunun bireylerini senenin bir günü hatırlamak sadece olması gerekeni yapmaktan öte bir şey değildir. Varsın o da olmasın.