TOKAT GAZETESİ

MERAK ETTİM ARAŞTIRDIM

Gezip gördüğüm yerleri iyi tanımak isterim. Çalıştığım yerlerin adının nereden geldiğini hep araştırdım.

Derede ev varmış.  O dereye Herkes   “Evlidere” dermiş. O derede köy kurulunca,  köyün adı; “Evli dere köyü  olmuş.  İlk öğretmenliğimi Evlidere Köyünde yaptım.

Kızıl toprağı olan özde bulunan   “Kızılöz köyü;

Beş tane örenin köye dönüştüğü köye Beşören köyü;

İyi bilseler burada kalırlardı. Sözünden adını alan  İbipse  köyün de   görev yaptım.

Evliya Çelebi;  Arz-ı rum  (rum diyarı) anlamında Erzurum’un adının kaldığını,

Yozu kat ( Koçu sürüye kat) sözünden Yozgat ilinin adını aldığını,

Sefere çıkan ordunun komutanına padişahın  ( oraya mutlaka giresin- girmelisin)  emirinden adının GİRESUN olduğunu seyahatnamesinde yazmaktadır.

Çoban sarayı köyüne gelin almaya gittim.  Gelin alıcı ve karşılayanlar bir araya geldi. Çok kalabalık oldu.  Kalabalığa sordum:

                - İlk geldiğim köylerin adının nereden geldiğini hep merak ederim. Bu köyün adı neden Çoban sarayı olmuş? Kalabalık önce durgunlaştı. Sorum bitince hareketlenme başladı. İçlerinden biri bana iki adım yaklaştı.

                -Ben anlatayım. Dedi.

                Anlatmaya başladı. Anlatırken benimle beraber kalabalık da onu dinliyordu. Usta bir hatip gibi herkesin yüzüne bakarak konuşuyor, bakışlarıyla sözlerini onaylamalarını bekliyordu:

                -Köyümüz gördüğün gibi dağın başında. Artova Ovasının aşağısında, bizim köyün hizasında, Sulu saray vardır. Sulu sarayda Beyler oturuyormuş. Onların büyük ve küçükbaş hayvanlarına burada çobanlar bakarmış. Senin anlaya can, bura onların yaylasıymış. Köyün adının nereden geldiği ve tarihi ile ilgili net bir bilgi yoktur. Bunlar söylentidir. Büyüklerimizden duyduklarımızdır.

                Çobanlar Burada (Çoban sarayında), hayvanları otlatırlar.  Köyün üst kısmında  “Su gözü” denilen yerde süt kuyusu yaptırmışlar. Hayvanlardan elde edilen sütler yaptırılan süt kuyusun da toplanırmış.

                Toplanan sütler,  Hekuve denilen o zamanın boru hattı ile yaklaşık 30 km olan Sulusaray’a nakledilir, orada işlenir, tüketilirmiş.

Kalabalığın gerisinden bir ses: “Çok iyi anlattı n Necmi.” Dedi. Devam etti.

                Orada havuzlarda biriken sütle beylerin garıları  “süt banyosu yaparmış. Onu söylemeyi unuttun. Hey yavrum hey! Bey olmak öyle bir şeymiş işte.  Köyün gençlerinden biri:

-Hacı emmi,  o beylerin sarayları kaç odalıymış acaba?  Sonradan muhtar olduğunu öğrendiğim şık giyimli orta yaşlı adam genci azarladı ve susturdu:

-Sana ne oğlum sus konuşma.

                Genç sustu. Yani susturuldu. 07 –Eylül – 2018

YORUMLAR

    Bu yazıya henüz yorum eklenmedi.

Köşe Yazısını Yorumla

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.İşaretli alanların doldurulması zorunludur. *


Tartışma Başlat