TOKAT GAZETESİ

İstanbul’u Dinliyorum Gözlerim Kapalı

Çok büyüksün sen İstanbul!

Nereni anlatmalı bilemiyorum!

Tarihini mi?

Coğrafyanı mı?

Edebiyatını mı?

Her türlü katliama direnişini mi?

Ekonomini mi?

Siyasetini mi?

Neyini anlatmaya kalksak eksin bırakırız.

Seni anlayan az çıktı Aziz İstanbul.

Onları da tarih hala yâd ediyor

Sende bu boğaz,

Sende bu doğa,

Sende bu minareler,

Sende bu tarih,

olmasaydı, hala direnebilir miydin üzerindeki anlayışsızlara.

Türkiye yaklaşık iki aydır İstanbul Seçimleriyle ilgili değerlendirmeleri dinliyor ve izliyor. Dinliyor ama bir sonuca ulaşamıyor. Çünkü konuşmalar “benim oğlum bina okur, döner döner yine okur!” gerçeğinden ileri gidemiyor. Bu gidişle en azından bir ay daha bu tartışmalar devam edecek; seçmen 23 Haziran’da ya konuşanların ağzını kapatacak ya da tartışma ortamını daha da artıracak.YSK 31 Mart İstanbul seçimlerine yapılan itiraz sonucu seçimi bazı usulsüzlükler yüzünden iptal etti. Seçimler iptal edilebilir mi? Kanunsuzluk varsa elbette iptal edilir. İptal edilince ne olur? Normal bir demokratik ülkede iptal kararı haklı bir gerekçeye dayalı ise “adaletin kestiği parmak acımaz” denir ve vatandaş tekrar seçime gider, şaibesiz bir şekilde yöneticisini seçer ve mevzu burada kapanır, evli evinde köylü köyünü gider, işine bakar. Ama bizde böyle olmuyor. Bizde “herkese demokrasi” olayı hiç olmadı, bugüne kadar. Çocuklarımız herkese eşit demokrasi ve adalet olayını görebilecekler mi? onu da bilmiyorum.

Bizdeki demokrasi lider demokrasisinden ileri gidemedi. Lider demokrasisinin olduğu bir yerde de adaletin hâkim olmasını beklemek hayalden öteye gidemez. Tıpkı İstanbul seçimlerinde yapılan değerlendirmelerde olduğu gibi. Herkes ortadaki fili, lideri nasıl değerlendiriyorsa öyle değerlendiriyor. Filin nasıl bir menem olduğunu bildiği halde! Dolayısıyla gerekçeli kararın ne olduğuna bakmadan taraflar bu kararın gerekliliğine bakmadan ya savunuyor ya da toptan reddediyor. YSK bu yorumlara kapı aralamış mı? Bana göre aralamış. Tam bir klasik bürokratik ilgisizlik var ortada. Seçim güvenliğinden, personel eğitiminden, personeliyle olan irtibatından tutun da gerekçeli karara gelinceye kadar adalet değil de tarafları ürkütmemek, Türkiye’yi germemek ya da siyasilerden etkilenme sonucu tutarsız kararlar almış; “yumuşak tükürüğün sakala zarar vermesine” neden olmuştur. Birinin ısrarla “kazandım, mazbatamı verin” çıkışına karşı diğerinin “usulsüzlük yapıldı, oylarım çalındı” iddiaları arasında kalan YSK bu iki ayrımı zamanında net bir şekilde sonuçlandıramadı. Herkese konuşma, eleştirme, aşağılama, hakaret kapısı araladı. Farkında olmadan. Oysa olay çok basitti. Şikâyetleri alıp, kanunlar çerçevesinde değerlendirip sonuçlandırsaydı, iş bu kadar uzamazdı. Ancak kendisinin de hatası olduğunu düşünmüş olmalı ki en fazla 50 sayfalık gerekçeli kararı 250 sayfa şeklinde çıkarmış. Karar istendiği gibi olmadı, kâğıt israfı oldu! Binlerce kurum 250 sayfalık çıktı aldılar. Fatih Portakal bile haberlerde gösterdi ve vatandaşa okumalarını tavsiye etti. O kadar insan 250 sayfa çıktı alırsa ortadaki israfı varın düşünün.

Gerekçeli karar hakkında liderlerin görüşleri elbette farklı olacaktı/olmuştur da. Çünkü lider demokrasisinde adalet anlayışı kendi çıkarları doğrultusunda olacaktı, öyle de oldu. Buraya liderlerin ve taraftarlarının yorumunu almak isterdim ama hem kalabalık hem de pek çoğu samimi olmadığı için almayacağım. Ancak bir cümleyle özetleyecek olursak “bir taraf “oylarım çalındı” derken diğer taraf “çalınmaktan haberimiz yok” diyor. O halde bu durumu çözecek olan mahkemedir, hâkimdir; yani milletin ta kendisidir. 23 Haziran mahkeme günüdür ve Millet kararını verecek.

                Gelelim seçimlere. Seçimlerde gerçekten hırsızlık oldu mu, seçimi kazanacak ya da kaybettirecek hileler yapıldı mı? Vatandaş olarak bilmiyorum. Ama seçim esnasında ve değerlendirmesinde usulsüzlüklerin yapıldığı; sayım, çizelge, boş oy, geçersiz oy, sandık kurulu başkanlıklarında, listelerde çarpıtma vs sıkıntısı olduğu kesinleşti. Yani şaibe var. Bu durumda oylar ya yeniden sayılmalıydı ya da seçimin yeniden tekrarlanması gerekiyordu. YSK prosedürlerin siyasiler tarafından farklı değerlendirmesi sonucu seçimlerin yenilenmesi yönünde karar verdi. Eğer adaletten yana isek, hem yeniden sayılması hem de seçimin yenilenmesi alternatifi kimseyi mağdur etmez. O halde niye ülkeyi geriyoruz, niye ekonomiye zarar veriyoruz, niye insanları politize ediyor ve ayrıştırıyoruz? O halde mesele İstanbul belediye başkanlığı değil, başka şeylerdir diye düşünmeden edemiyoruz.

                Ramazan ayındayız. Önümüz bayram. Her iki lider de Ramazan’ı önemsiyor, iftarlara katılıyor. 19 Mayıs’ta Samsun’da verilen fotoğrafın içi doldurulmalı ve Ramazan Bayramı’nda aynı fotoğraf içine samimiyet de yerleştirilerek tekrarlanmalı. Hükümet bunun öncülüğünü yapmalı, bu millet dört tarafının düşmanla sarıldığı bu dönemde yeniden barışmalı, birlik olmalı.

İsmet YALÇINKAYA

24/05/2019

YORUMLAR

    Bu yazıya henüz yorum eklenmedi.

Köşe Yazısını Yorumla

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.İşaretli alanların doldurulması zorunludur. *


Tartışma Başlat