ÇAĞIN ÖNÜNDE YÜRÜMEK...

Bilinen bir uzmanlık alanı var mıdır ki insan vücudunun tüm hücrelerindeki titreşimin damla damla, nefes nefes kayıtlarını tutup kalp ritmiyle bütünleştirip yarınlara her yıldız akışında yolunu aydınlatsın, önüne ışık olsun.

Bilimin bütün dallarını toplayıp, eğitime ne kadar hizmet edeceğini tespit çalışmalarında oldum olası birlik sağlanamamıştır. Bütünlük adına son yıllarda inşa edilmeye çalışılan köprünün ayakları ortaya çıkmaya başlamıştır.

İnsanın yasaları vardır. Bu yasalar ne kadar uygulamaya yakınsa, uzaksa, yandaysa nerede olursa olsun benzer maddelerin olumlu olumsuz neyi varsa insanı bağlar elbet, bağlar ki ne bağlayıştır.

Ne kadar olmuş ve olacak varsa sosyal ve toplumsal olgular bütününde neden –sonuç ilişkisine yön verecek ne varsa hazır olmanın, var olmanın her şeyine eyvallah diyeceğim anı kolluyorum nice zamandır.

Sorunlara çözüm yolları bulmak kadar sorumlu olmanın ciddiyetinde sabaha ulaşmak ne kadar sağlıklı ise sonraki ömrün sıcağına ulaşmak zorunlu bir ihtiyaç gibi üfleyen nefsin kendi sessizliği içinde kendine ışık olma vakti olsun diye.

Özel seçilenlerin bilgi ve birikiminde bütünleşme vaktini bilmek gerek elbet, bilmek için birikim ve bilgi gerek.

Yüreğin içindekileri açıklamaya, anlatmaya ve dahi tanımı yapmaya kim cesaret etmişse kendi yaşadıklarını dışa vurmuş, kelimelerle süslemiş olduğundan birkaç adım önde tanım yapıp okuyucuları ile paylaşmıştır.

Farklılıklar ne kadar çok olursa bu alanda yaşananların çokluğu tescillenmiş olur. Yaşanmışlar, yaşanacaklar, dinlenenler, hayal edilenler ve dahi bu alanda ne kadar duygu varsa, o kadar tanım çokluğu rahatlığında olanlara selam durmak sevgi adına…

Uzantıların tamamına hakim olan üç kelimeye teslimiyetin bir sonraki durağı değişik olmalı elbet.

Bilinen ne biçim varsa, ne kadar deneme yapmak sonucu değiştirecek bilinmezinde aklınızda süreçler dans ediyorsa, kelimelere aktarma zamanı geldi demenin ve cümle olmanın ön hazırlığı heyecanlandırıyorken anlık nefesleri, adına sevgi demek, karşıya sevgili demek, uçmağa varmak, havalandığını bilerek ayakları yerden kesmek kaç yaş gençleştirdiğini bir türlü formüllerle çözemedim.

Hep merak etmişimdir. İnsan, hayatında  isteyerek değiştirmeyi kaç kez gerçekleştirebilir. İsteyerek, dik durmaya karar verildiği anlar, nerede başlar, biterdi, bu başlayış ve  bitiş sürecinin anahtarı kimde olursa sağlık, mutluk ve huzur bütünleşerek ailenin dört bir yanını saracaktır.

Uzmanların hem fikir oldukları ama kendi aralarındaki özel sohbetlerde bıyık altından güldükleri, parmak ısırdıkları, ben böyle yazıyor, çiziyor, konuşuyorum ama böyle bir şey yoktur “dedikleri aşkın yaşı yoktur” da ortak noktalar gerçekte farklı farklıdır.

Programlı ve programsız, biçimli ve biçimsiz her yaşın güzelliğini bulmak için keşfe çıkan insanları daima alkışlamışımdır. Vaktin güzelliğine ulaşmak için yapılacak araştırmalar ciddiyete, emeğe götürürken, zinde tutar, verimliliği ve etkinliği artırır diye düşünürüm.

            Eğitimin onca tanımı ve çeşitlerini taradığımızda önümüze çıkan ne varsa bilgi verme, bilgi aktarmanın ötesinde, bir üst öğretime ve hayata hazırlığın önemi çok net olduğu, olmazsa olmazdır.

            İnsan davranış ve ilişkilerini konu edinen sosyoloji her yaşta okunması, bilinmesi ve alanda yeterli bilgiye sahip olunması gereklidir diye düşünüyorum.

            Okul ve toplumun sürekli barışık olması, okullu ve okulsuz tüm toplumun bütünleşeceği en önde alan olduğu kesindir.

            Toplum dinamikleri incelendikçe ve ortaya çıkanlar yine toplumun ilgili alanlarıyla paylaşıldıkça değerlerin ve inançların uyumu da tartışmasızdır.

            Eğitim bütünleyicidir.

            Daha geniş, daha sağlıklı, daha uyumlu, daha huzurlu ve dahi ne kadar daha varsa insanlığın yarınlara sağlıklı ulaşması için bütün olumlu ve güzellikleri bir arada tutmak gerek.

            Milli kültürü arayan milletlerin eğitimleri de milli olmalı elbet. Çağa sağlıklı sahip olmanın anahtarını elinde tutmak için.

            Şimdi günü güne eklerken çağın önünde yürüyen bir milletin hayalinin de güzel olduğunu düşünüyorum. 

            Osman BAŞ