Hayatımız Şike

Deforme olmuş sistemin ayaklarında birinin daha çürüdüğünün görülmesi aslında demokrasi açısında son derce önemlidir.

Osmanlı Medeniyetin değerlerinin erozyona uğratıldığı son yüz yıldaki ahlaki çöküntünün bir ayağı da, “Temiz Kramponlar Operasyonu” ile spor camiasında patlak verdi.

Hedefte Fenerbahçe ve onun başkanı Aziz Yıldırım olmasına rağmen “Şike Pisliği”nin on yıllardadır Türk Spor camiasının sırtında bir kambur gibi durduğunu herkes biliyor.

Fakat kimse dokunamıyordu. Ya da dokunmak istemiyordu.

Çünkü “vıcık vıcık” olmuş, hemen her yıl temcit pilavı günübirlik toplumun önüne getirilen; dokunduğunda herkesin canını yakacak ve yüzüne sıçrayacak böylesine bir çirkinliği ortaya çıkarmak yürek istiyordu.

İki asırdır Osmanlı Medeniyetinin temel taşlarını yok etmek isteyen batılı zihniyetin yetiştirdiği sporcular ve spor adamları işte gözlerimizin önünde… Bir şairin dediği gibi “ Bir çürük ipliğe hülya dizmişiz”.

Evet, batı medeniyeti ahlaksızlığın, soysuzluğun, insanlık dışı davranışların köşe taşlarının dün olduğu gibi bugün de muhafaza eden bir değerler yargısıdır. Asırlardır ahlaki değerlere donanmış insan yetiştirme anlayışının geri panda bırakılmasını günahını şimdilerde spor camiası çekiyor.

Böylesine işin içinden çıkılmaz bir çirkinliğin, yüz kızartıcılığın ortasında debelenmek ne kadar aşağılayıcıdır?

Kim ne derse desin, böylesine ahlak dışı, insan haysiyetini rencide edici suçlar, Fenerbahçe gibi bir camiaya mal etmesi aklın alacağı iş değildir.

Dün Aziz Başkana ve Fenerbahçe’ye kuyruk sallayanların kudurmuş beyinlerindeki salgılarını ağızlarından etrafa nasıl saçtıklarını çok iyi görebiliyoruz.

Bir çürük elmanın koca bir sepetteki elmaların tamamını çürüttüğü doğrudur. Fakat bu iş fark edilirse diğer elmaları kurtarmak kolay olur.

Yarım asırdır, şike dedikoduları yüzünde mide bulandıran spor camiasının pisliğini temizlemek herhalde Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe’ye düştü.

Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe bir gayya kuyusunun içindeki zerreden farksızdır.

Eğer spor camiası kökünde köreğine kadar temizlenecek; sütten çıkmış kaşığa dönecekse; Türk Sporuna, Fenerbahçe ve Azizi Yıldırım kurban olsun.

Bana kalırsa Türk sporunda şike, bu operasyondan sonra şekil değiştirecek, yeni usul ve tekniklerle kendine mutlaka bir mecra bulacaktır.

İster spor hayatında, ister iş hayatında, ister sokakta olsun hedef, “adam gibi adam” yetiştirmek olmalıdır.

Öğretmenler, Cumhuriyet sizlerden fikri, hür vicdanı hür, irfanı hür nesiller bekler”, “ Ben sporcunun çalışkan ve ahlaklı olanının severim” diyen Gazi Mustafa Kemal’in işaret ettiği ahlaki değerlerle mücehhez kaç sporcu yetiştirdik. Koca bir hiç…

Spor camiası boğazına kadar pisliğin içine nasıl battı?

Bu iş, Batı medeniyeti diye bize yutturulan herzelerin sokakta, eğitimde, adalette, hukukta kısaca hayatımızın her yerinde hâkimiyetinden kaynaklanmıyor mu?

Öyleyse hayatımız her anı bir şikeden başka nedir?

Askerde şike, siyasette şike, sınavda şike, bankalarda şike, iş yerinde şike, gıdalarda şike…

Şike şike…

Söyler misiniz, hayatımız şike değil de nedir?