AFRİKA ATEŞİ

Bir yıldır büyük bir siyasi ve sosyal yangın halinde Kuzey Afrika’yı ve İslam ülkelerini kasıp kavuran ateş, burnumuzun dibinde büyük bir felakete dönüştü.

Irak‘ta ABD ve onun yandaşları tarafından yıllardır sürdürülen düzmece savaşta bir buçuk milyondan fazla sivil öldürüldü.

Musul’da, Süleymaniye’de, Kerkük’te, Bağdat sokaklarında yıllardır yükselen canhıraş feryatlara, ne yazık ki ne Arap âleminden ve ne de İslâm âleminden doğru dürüst bir ses yükselemedi.

Yükselemedi.

İslâmi değerler, petrol kralları, dolar zengini Arap şeyhleri yüzünden hasıraltı edildi.

Çoğu ABD uşaklığından öte bir siyaset gütmeyen bu krallık ve sultanlıkların sonu yakındır.

Tunus’ta başlayan isyanların boyutu gittikçe artıyor.

Bizim endişemiz isyanlardan değil; isyandan sonra kurulacak hükümetlerin de ABD ve onun uşaklarının kölesi olması.

Burnumuzun dibinde Suriye’de meydana gelen olaylar içler acısı.

Beşer Esat’a kimse “Dur!” diyemiyor.

Beşer Esat, 1982 yılında Hama’da 30 000 insanı katleden Baasçı babası Hafız Esad’ı takip ediyor.

Baas Partisinin, İslâmi akideler konusunda ne kadar zafiyeti olduğu bilinen bir gerçektir.

İnsan ve onun için gelen İslâmi değerlere zerre kadar inancı ve itimadı olmayan bu zihniyetin; akrabalarımızın, dostlarımızın olduğu bir ülkede hâkim kuvvet olmasından daha kötü ne olabilir?

Masa başında Suriye sınırını çizen İngiliz gâvurunun başımıza nasıl püskülü bir bela bıraktığı ortada değil mi?

Kanın, kinin, ateşin, acının, ıstırabın dinmeyeceği bir bölgede yangına körükle gitmenin bir faydası da yok.

Kendi halkına bunca zulmü ve katliamı reva gören bir devlet başkanının hükümranlığını kabul etmenin ne siyaseten, ne de insanlık açısından bir ehemmiyeti kalmamıştır.

Korkarım yakın bir gelecekte BM toplanacak daha büyük katliamlardan Suriye halkını kurtarmak için gözdağı verecektir.

O da olmazsa NATO askerleri Libya’da olduğu gibi müdahale edecektir.

NATO’nun İslâm Dünyasında bu tür olaylara müdahale etmesi yine İslâm Dünyasının parçalanıp bölünmüşlüğünden kaynaklanıyor.

Kendi değerlerine sahip çıkmayıp başkalarına köle olanlar; kölelik duygusundan kurtulması elbette düşünülmez.

Bu tür devlet anlayışı, halkını köle gördüğü gibi; halkının hakkını da köle hakkı gibi görür.

Artık bu akan kanlara “Dur!” diyecek bir büyük irade lazım.

Bu irade, yine İslâm Dünyasından çıkmalı.

Bütün anlaşmazlıklar bu iradeye boyun eğmeli.

NATO askeri yerine İSLÂM BARIŞ GÜCÜ kurulmalı ve olaylara doğrudan müdahale edilmeli.

Eğer bu ülkeler, bu kafayla giderse AFRİKA Ateşi, daha pek çok canları yakacağa benziyor.

Bunca karmaşa içinde olan yine bize oluyor.

Gencecik çocuklarımız hainlerce pusuya düşürülüyor.

Bu ne gaflet, bu ne dalalet?

Durdun şu kanı!...

Yoksa Allah korusun…

Vahye Uzanacak Eller Silaha uzanacak!