RAMAZAN ve TOKAT SPOR

Ramazan Geldi

 

            Havaların bunaltan sıcakları, buram buram dökülen terler, bir ağaç gölgesinin hasreti derken ramazan bir müjde gibi çıkıp geldi. Telaşa gerek yok. Ramazanda bir de bakacağız ki; sahurdu iftardı derken ne sıcak kalacak ne de bunalan yüreklerimiz daralacak. Devran bu, dönüp duruyor.

            Çocukluğumuzda yaşadığımız yazın oruç tutma bahtiyarlığını demek ki bir kez daha yaşamak nasipteymiş. Birkaç sene daha ramazan, yaz aylarındaki konukluğunu sürdürür. Sonra yine serin günler karşılar bizi. Yeter ki ömür olsun.

            Ramazanın en sevdiğim yönlerinden biri de insanlar üzerinde oluşturduğu “doğal fren” özelliğidir. Ramazanın sadece aç kalma ayı olmadığının bilincinde olanlar, kendilerine çeki düzen vererek, yanlış bir adım atarken bir an durup “Ben oruçluyum.” deyip adımını düzelterek ramazanın asıl vurgulamak istediği anlamı gerçekleştirmiş olurlar. Elbette Allah’ın kimsenin aç kalmasına ihtiyacı yok. Önemli olan bir emri yerine getirebilmek. Bütün dünya nimetleri elinin altındayken oruç tutup onlara bir süreliğine el sürememek en büyük kulluk işaretlerlerinden biridir. Yoksa aç kalmak o kadar da önemli bir mesele değil. Memlekette zayıflamak adına aç kalan o kadar insan varken, ramazanın sadece aç kalmaktan ibaret olmadığının bilincinde olmak gerek.

            Ramazanın disiplinini yaşayarak bu ayın tadını çıkarmak en büyük keyiftir. Yalnızca mideye değil; ele, dile, göze ve akla da oruç tutturmaktır asıl mesele. Dedikodu yapan birine, sen oruçlusun böyle konuşma demek, en büyük manevi kazançtır.

            Nerde o eski ramazanlar serzenişlerini yapacak yaşlarda sayılırım. Bizim ilk oruçlarımız medya önünde değil sıcacık aile ortamlarımızda gerçekleşirdi. Şimdi göreceğiz televizyonlarımızın hallerini. Plajlardan iftar programı sunmaya varan iğrençliklere başvururlarsa hiç de şaşırmam. İnsanın kalbini diri tutması bu devirde en büyük sınav. Medyatik ayak oyunlarını elinin tersiyle iten yürekli insanlardan olmak en büyük erdem.

            Ramazanın bereketi, huzuru hepimizin evine konuk olsun ve bir daha bizleri bırakmasın. Güzellikler kalıcı olunca anlam kazanır. Geçici güzelliklerin kimseye faydası yoktur. Ramazan ruhunun hepimizde kalıcı olması dileğiyle, bereketli, huzurlu günler diliyorum.

 

Tokat Spor

 

            Futbolla hastalık derecesinde ilgilenenlerden değilim. Tuttuğum bir takım var ve tutuyorum, o kadar. Hele de takımda işler kötü gidiyorsa uzak kalmak daha isabetli oluyor. Bu yüzden şikeyle falan ilgilendiğim de yok. Fakat takım dendiğinde, hele de Anadolu da bu ayrı anlamlar yüklüyor içerisine. Bir ilin futbol takımı, o ilin dışarıya açılan kapısıdır. O ilin reklâmı için en önemli fırsatlarından biridir. Bunu biz Tokat olarak kupa maçlarında çok iyi gördük. Durum böyleyken, Anadolu takımlarının makus talihi, sahipsiz kalmalarıdır. Tokat Spor da tarihinde bir ilk olarak “sahipsiz” kaldı. Kurallar gereği, bir süredir kayyuma emanet edilen takımın sonu pek parlak görünmüyor. Yapılacak ilk olağanüstü genel  kurul da yeterli çoğunluk olmadığından yapılamadı. Bir kez daha toplanacak olan kurulda yine çoğunluk sağlanamazsa, Tokat Spor’u zor günler bekliyor. Takım, kapatılmakla bile karşı karşıya kalabilir. Şehrin aynası olacak takım bakalım 4 Ağustos’ta gereken desteği bulabilecek mi? Umutlar bulmasından yana.