SIRA KİMDE?

Libya lideri Kaddafi’nin başına gelenleri ibret ve hayretle takip ettik. Bir liderin kendi halkını bu kadar acımasızca katletmesi, akıl kârı değildir.

Elindeki askeri güçleri bu kadar hain bir şekilde halkına saldırtması insanlık dışı bir vakadır. Nefret ve hiddetle Kaddafi’yi kınadık.

İnsan, insanlığından çıkınca; Allah, önce onun aklını alırmış. Kaddafi iktidarı kaybetmeden önce aklını kaybetmişti. Aklını kaybettiği için halkına bu kadar acımasız davrandı.

Bu kadar insanın ölümüne sebep olduktan sonra hâlâ: “ Sonuna kadar direneceğim!” diye mesaj yayınlamak olsa olsa bir zırdelinin işidir.

Kaddafi ve onun gibi düşünenler zulüm ile payidar olacaklarını zannettiler.

Tıpkı şimdi Suriye’de Esad’ın yaptığı gibi… “Güç bende! Kral Benim! Benden güçlü kimse yok!... Karları ben veririm…  Halkımı öldürmek de, yaşatmak da benim hakkım!”gibi insanlığa sığmayan bu anlayışın ne kadar süreceğini Allah bilir.

Libya haklı iki bayramı bir arada yapacak.  Ramazan bayramını kutlanırken; zalimin elinden kurtulmanın verdiği coşkuyu da yaşayacaklar.

Yemen’de aynı acılar sürüyor.

İran aklını başına almazsa sıranı oraya da gelmesi iştin bile değildir.

Çin zulmü altında on yıllardır ezilen Doğu Türkistan’ın kurtuluşu da yakındır.

Hele İsrail’in zulmü altında inleyen Filistin!... Onlar için de kurtuluş yakındır.

Yahudi İsrail devletinin zulmü, bir gün kendini boğacaktır.

Türkiye’de “terörle, tedhişle, silahla, özerklik” saçmalılarıyla halkın huzurunu bozmak isteyenler de yukarıdaki zalimlerden farkı yoktur.

Barış ve demokrasi varken; Müslüman ülkesinde Müslümancı yaşamak varken bunca avcıyı insanlarımıza  tattırmanın zalimlikten ne farkı vardır.

Türkiye, değil yetmiş beş milyon yedi yüz elli milyon insanı besleyecek güce ve kudrete sahiptir. Koca İslam dünyasında birlik ve beraberli  şarkıları  yükselmesi icap ederken; acıların, zulümlerin açlığın, kıtlığın altında inleyen bir coğrafya olması kabul edilecek gibi değildir. Şu mübarek topraklarda yaşayan insanların hepsinin alnından öpmek icap eder.

Yeryüzünde, insanlık ve medeniyet adına sadece sadece var olan samimiyetle söyleyelim Türk Milleti vardır.

Somali, için milli seferberlik ilan edilmesi bunun bir delili değil de nedir?

Bizi birbirimize düşman edenler, İslâm’ı düşman kabul edip bu ülkeden İslam kültürünün kökünü kazımak isteyenlerdir.

Giydikleri postalların hakkını veremeyenlerin körpe Anadolu çocuklarına neler çektirdikleri görüyoruz, duyuyoruz ve yaşıyoruz…

Bir ordu ki Peygamber ocağı olmaktan çıkmış, şerrin, kötülüğün zulmün, şanın, şöhretin ve makam hırsının alıp yürüdüğü bir güruhun eline geçmiş olsun. Böyle bir ordunun milleti devleti ve ülkeyi koruması mümkün müdür?  Hayır! Asla!

Selçuklu döneminde makam ve mevki hırsı nedeniyle bir devletin nasıl yıkıldığı görmedik mi?

Kösedağ felaketini bu millet niçin yaşadı?

Ordunun içinde cepheye gitmeyen, içki, kumar ve inançsızlığın baş tacı yapıldığı bir anlayışın asla asla bu ülkede yeri olmamalıdır.

Ne yazık ki gölgesinden korkan korkakların bile ordunun için yer bulması insanlık adına bizi utandırıyor.

Bazen yalın devletler değil, kurumlar da kendi halkına zulüm yapmaktan geri kalmamışlardır.

İnşallah yaklaşan Kadir Gecesi ve Ramazan bayramı hatırına yalnız ülkemizde değil, bütün dünyada acıların dinmesi dileğiyle Rabbimize el açıp dua ediyoruz. Yüreklerimiz avuçlarımızın içinde… Gönlümüzü Sultanlar sultanına teveccüh ediyoruz.

Şu güzel günlerin hatırına: “Ey Allah’ım bizi ve Ümmeti Muhammedi müjdelediğin yolun yolcusu eyle…

Ey Allah’ım, yoksulluğun yokluğun açlığın, zulmün pençesine düşmüş bütün gönülleri, ilâhi nurunla aydınlat!

Allah’ım, bizi Resulü-Kibriyanın sancağı altında toplanmayı nasip eyle!...

Allah’ım, iki cihanda milletimizin yüzünü ak et!

Ak et ki insanlığa insanlık götürelim. Zulümleri ortadan kaldıralım… Açlığa, kıtlığa vereceğin vesilelere çare olalım…”

Şimdiden Kadir Geceniz ve Ramazan Bayramınız Kutlu olsun!

 

Mehmet Emin ULU