ÖNDEN GİDENLER...

Gönül dağları mevsim ayazında kendi seyrinde yüreğimize acılar bırakarak 2013 ‘e doğru yol alıyor. Mesleğe birlikte başladığımız arkadaşlar, sevda çınarları bir bir toprağa düşer oldular.

1994-1995 Eğitim- Öğretim yılı kasım ayı ilk günlerinde Tokat Milli Eğitim Müdürlüğünde İlköğretim Müfettişi olarak göreve başlıyorum.

 Tokat ilinin her köşesinde son derece başarılı, güvenli ve sağlıklı çalışmalar yapıyoruz.

Evliya Çelebi’nin seyahatnamesinde “Şairler- Fadıllar ve Âlimler yurdu” diye tanımladığı bu küçük ve güzel ilde çok mutlu günleri birlikte yaşıyoruz.

“Tokat bir bağ içinde

Gülü bardağ içinde

Tokat’tan yar sevenin

Yüreği yağ içinde.”

Unutulmazlarım ve son nefesime kadar devam edecek olan çalışmalarımın temelini attığım şehir.

İlk günlerin tadı, lezzeti ve görev unvanını arıyor ve özlüyorum.

Güzel günler yaşamış, zevk almış, akşam evimize gündüz yaptığımız çalışmalardan son derece mutlu döndüğümüz günleri özlüyorum.  Ömer Alımcı ve Mehmet Demirel’li yıllar.

O günleri hayatımın anılarına yüklediğim unutulmazlar arasında geçmişimdeki yerine koyuyorum.

Önce Ömer Alımcı sonra Mehmet Demirel’in Ankara’da hastanede tedavi günleri başlıyor.

Hayatının yaklaşık 20 yılını hastanelerde geçirmiş biri olarak hemen Mehmet abiye koşmak istedim. Birkaç kez yenge hanımla görüşüp bilgi aldım. Ziyaret için hazır olmadığını, ilerleyen günlerde ziyaret yapmam konusunda bilgi alışverişinde bulunuyorum.

Sonra ortak dostumuz ve meslektaşımız İsmail Çelebi ile de sürekli görüşüyoruz.

Kanser ve tedavi sürecini, ameliyat  sonrasını çok iyi bilen biri olarak, şimdi aramızda olmayan Ömer Alımcı kardeşimi yıllar önce Tokat’tan yolcu ettiğim anki hali, elveda gülümseyişi ve el sallayışıyla ebediyen benimle olacak.

Umre sonrasında Tokat öğretmenevinde Ankara yolculuğum öncesinde vedalaştığım, helalleştiğim birkaç dost ve ağabeyden birisi de Mehmet Demirel’di.

Şimdi, birlikte, uzun yollarda can arkadaşlığımızın hüznü teslim almışken beni, gözyaşı ıslanışında ölüm ve ötesinde dünü tahlil etmeye varan kalp atışlarımı dinliyorum.

24.12.2013 pazartesi akşam eve geldiğimde ilk aldığım bilgi Mehmet Demirel vefat etti. Cenazesi 25.12. 2012 Salı günü Tokat Ali Paşa Camii öğle namazına müteakip kaldırılacaktır.

Evden nasıl çıktım, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesine saat kaçta ulaştım bilmiyorum. Bildiğim şey İsmail Çelebi ve oğlu Emrah Demirel ile sürekli telefonla görüştüğüm.

Gönül esintilerimin gecenin ayazına teslim olduğu dakikaları izahta zorlanıyorum.

Yaklaşık 10 ay tedavi gördükten sonra 2008 yılı Haziran ayında kaybettiğim rahmetli eşim Zeliha hanımın vefatından sonra hastaneye ilk kez gidiyorum. Donuyorum. Titriyorum. Üşüyorum. Duvarlar üzerime geliyor. Üstelik morga gidiyorum.

Mehmet Demirel ağabeyi Tokat’a yolcu edecek birkaç dost duygu yüklü dakikaları birlikte paylaşıyoruz.

Hasta çıkış işlemleri, ambulans temini ve yol hazırlıkları tamam olunca ayrılık vaktini yaşıyoruz.

Gözlerimizden damlalar kontrolsüz ve kendi seyrinde akıntıya kapılıyor.

Görevli hocanın öncülüğünde hastane önünde ağabeye son görevimizi yapıyor, helalleşiyor ve dualarımızı sunuyoruz.

Biliyorum, önden gidenler yüreğimizde ebediyen yaşayacaklar.

Mehmet Ağabey seni saat 23.15 ‘de ebedi mekânına ulaşman için yola salıyoruz.

Tokat’ta evlatların, meslektaşların, öğrencilerin ve dahi gönül dostların seni bekliyor.

Güle güle Mehmet Demirel ağabey. Mekânın cennet olsun.

 

25.12.2012 /Ankara