SİYONİZMİN MANTIĞI

İsrail, 1948’de kurulduğu günden bu güne kadar Filistinlileri öldürmeye devam ediyor. İsrail’i o günden bu güne kadar yönetenlerin hepsi İsrail yer altı örgütlerinde yer almış, oralarda yetişmiş ve yapılan Arap-İsrail savaşlarını bizzat yönetmiş teröristlerdir. İsrail’in güvenliği söz konusu olduğunda kesinlikle taviz vermezler. Kim İsrail aleyhinde çalışsa MOSSAD tarafından hemen öldürülür. Veya anında “Yahudi düşmanlığı” ile suçlanırlar.

Hasan Demir, Yeni Çağ gazetesindeki “Siyonizm ve kriptolar” başlıklı yazısında bakın hangi noktalara ışık tutuyor.

“Uluslararası sularda Mavi Marmara gemisindeki 9 gönüllüyü katleden İsrail komandoları Türkiye’deki “kripto” meselesini bütün çıplaklığıyla göz önüne serdi amma, kimsenin konunun üzerine gittiği yok.

Çünkü:

Mavi Marmara’da 9 kişiyi katledenler arasında Türkçe konuşanların da olduğu bizzat o yolculukta bulunanlar ve İsrail askerlerinin kurşun ve dipçikleriyle yaralananlar tarafından dile getirildi. Hatta kendilerine en ağır hakaretleri yapanların ve canlarını en çok yakanların Türkçe konuşan bu kişiler olduğu yazıldı, çizildi. O günlerde bazıları, “ İşte İsrail bu, bir gün lâzım olur diye Türkçe konuşan savaşçılar da yetiştiriyor” imalarında bulundu. Lakin kazın ayağı hiç de öyle değildi. Dışişleri Bakanlığı, MİT ve diğer istihbarat birimlerinin yaptıkları çok yönlü takip sonucunda o baskında tetik çeken ve işkence yapan kişilerden 5’inin Türk vatandaşı olduğu ortaya çıktı. Mağdurlar tespit edilen bu 5 Türk vatandaşına yurt dışına çıkış yasağı konması için çırpınıp duruyor. Ben şahsen geç kaldıklarına inanıyorum. Onlar çoktan çekip gitmişlerdir, inşallah yanılıyorumdur.

Mesele şu

Adamın adı Osman, Hasan, Murat, İsmail, her ne ise… Amma aslında o ne Hasan, ne İsmail, ne de başka biri. Aslında o Yahudi… Sıkıntı burada… Türk vatandaşı Yahudi kendine Yahudi adı koyuyorsa başımın üstünde yeri var… Amma sen dinini bırakmadan Ali oldun ise ve Türkiye’yi vatanın Türkleri de kardeşin olarak görmüyor, Türkiye’yi ihanet edilecek, Türkleri ve Müslümanları katledilecek insanlar olarak görüyor ve zaman zaman İsrail’e gidip bu dürtünü Gazze’de, Mavi Marmara’da gideriyorsan bu işe bir dur demek lâzım. Benzer hadise Uğur Mumcu cinayetinde de oldu. Benzer hadise Hatay’dan girip Türkiye’de deniz üssü basan PKK’lılarda da oldu. PKK katillerini eğiten ve Türkiye’de askeri üs bassın, güvenlik güçleri katletsin diye koynuna kadın sokulan canilerin organizatörleri de İsrail di; İsrail’in Türkçe ve Kürtçe bilen buradan gitmeleri idi.

Şimdi bu zihniyetteki bir insanın askeri okulda okuduğunu, devletin kritik görevlerinde kendisinden hizmet istendiğini düşünün… Bu adam insanından ve toprağından nefret ettiği bir ülke için iyi şeyler yapar mı? Bizim böyle söylememiz şimdi ırkçılık mı? İyi vallahi, sen Türkiye’den git, Mavi Marmara’da belki de okuldan arkadaşın, mahalleden komşusu Türk olduğu için katlet, hakaret et, işkence yap, bu vatanseverlik olsun, biz, böyle bir ihanet olur mu, bu kafaya devlet teslim edilir mi diyelim, ırkçı olalım.

Demem o ki, Sinagoglar ve cemaat adamlarına, Türkiye Cumhuriyeti de hem vatandaşlarına, hem kurumlarına sahip çıksın. Bir zamanlar Mavi Marmara baskınında Türklere işkence yapan ve onları katleden türden insanların kimi camilerde imamlık yaptığı, emekli olduğu ve emekli maaşı aldığı, sonra da İsrail’e yerleştiği hususunda bilgiler gelirdi. Dinimizi bile dinimizden olmayanlara teslim edersek “Van münit”ler bir gaz alma eyleminden başka bir anlam taşımaz… Açık söylüyorum, bütün Yahudiler insan kardeşim, Türkiye’dekiler de canım vatandaşımdır.

Kripto söz konusu olduğunda ise kendimi güvende hissedemiyorum.

Bu satırlardan rahatsız olanlar varsa dönüp İsrail’e baksın… Türkiye’deki toleransın onda birini bırakın başka milletten olanlara Yahudilerin belli bir kesimine bile göstermediklerini bilmediğimizi zannetmesinler…”