KÖPRÜLER YAPTIRDIM GELİP GEÇMEYE

“Köprüler yaptırdım gelip geçmeye / Çeşmeler yaptırdım suyun içmeye karam / Kavli karar ettim alıp kaçmaya / Boşa kostaklanma kostak değilsin karam” En sevdiğim türkülerden biridir bu. Hele de TRT sanatçıları söylerse bu türküyü, o zaman daha bir keyifle dinlenebilir. Köprülerin hayatımızdaki yeri önemlidir. Şehrin orta yerinden bir ırmak geçiyorsa o zaman köprüler kaçınılmaz şehir süslerinden biri olur. Evet, süstür köprü. Elbette ulaşımı sağlayan bir zorunluluktur ama aynı zamanda da bir süstür. Bunu daha iyi anlamak için atalarımızın yaptığı köprülere bakmak yeterlidir. Binbir çeşit nakış ve süslerle bezenmiş, büyüklü küçüklü gözleri bulunan köprüler yüzyıllara meydan okuyarak hâlâ şehirlerin süsü olmayı sürdürüyorlar.

Bir de Karadeniz’in sarp dağlarının, ormanlarının içinde derelerin üstünde yer alan köprüler vardır. Genelde yöre insanının kendi imkânlarıyla yaptığı tahta köprüler, estetik olarak belki güzel bir görünüme sahip olsa da bağlı olduğu iplerin insanlar geçerken sallanması, adım attıkça tahtaların yerinden oynaması yöre halkı için olağan gelse de yabancılar için bir korku filminden farksızdır.

            Köprüden geçmek, bir suyun akışına kendini kaptırmak güzeldir. Elbette ırmakların üzerinden geçerken bu keyfi almak pek mümkün değildir. Ancak boğaz köprüsü gibi uzun süren köprü yolculukları insana bu keyfi verebilir. Bizim şehrimiz gibi ırmakları süsleyen köprüler ancak ulaşımı kolaylaştırmak amaçlı olduğundan şehrin iki yakasını bir araya getirme görevini yerine getirir. Keyifse ancak yürürken alınır.

            Bizim şehrimizin en eski yapılarından olan Hıdırlık Köprüsü ya da halk arasındaki adıyla Taş Köprü, yıllar süren yorgunluğundan kurtulacak görünüyor. Yedi yüzyıl süren hizmetlerinden sonra köprü artık yaya köprüsü olarak kullanılacak. Yeni yapılan Gaziosmanpaşa Köprüsü, Hıdırlık Köprüsü’nden görevi devraldı ve şehrin bir değeri olan köprüyü uzun yıllar daha hizmet etsin diye geri göreve sevk etti.

 

            Hıdırlık Köprüsü taşıt trafiğine açıkken ileriyi görmekte mahir olan halkımız zaten yandaki yaya köprüsü varken de Taş Köprü’den geçmeyi sürdürüyordu. Hızla gelip geçen araçların arasında hiç aldırış etmeden köprüden geçmenin keyfini sürmeye devam ediyorlar hatta daha da romantik takılıp fotoğraf çekinenler bile oluyordu. Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde bile yer alan bu köprü ve çevresindeki doğal güzellikler şehir için çok anlamlı hale getirilmeye müsait alanlardır. Köprüye anlam katacak her türlü çalışma bu çevrenin gözde hale gelmesi için bir adım olacaktır.

 

            Şehre yapılan en küçük yapı dahi büyük anlamlar ifade eder. Küçük şehirlerde her şey göz önünde olduğundan bir taşın üstüne konan taş dahi şehirdeki herkesi ilgilendirmektedir. “Bir köprüdür sadece.” dememek gerek. Şehrin yönünü bile değiştirecek bu çalışma şehre yeni bir akış sağlayacaktır. Taşıtlar için yeni bir güzergâh anlamına gelen yeni köprü, yayalar için de şehrin tarihi bir değerini kullanma, oradan geçerken ırmağa daha bir anlam yükleme gereğini hissettirecektir.   

 

            Şehrimizdeki güzelliklerin kıymetini bilelim. Yüzyıllar boyunca her şeye direnerek günümüze ulaşmış böyle eserler bizden sonraki kuşaklara da hizmet etsin. Hıdırlık Köprüsü’nün yaya trafiğine sunulması iyi bir karardır. Darısı, kıyada köşede bulunan tarihi eserlerimizin başına.