CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ ÖĞRENCİLERİNİN SORULARINI CEVAPLARKEN...

Geçtiğimiz günlerde Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nin işaret dili öğrenen öğrencileri ile buluşmuş, sohbet etmiş ve sorularını orada cevaplamıştım. Burada bir kere daha cevaplayarak faydalanmak isteyenlerin istifadesine sunalım dedim.

* Sizi Kişisel Gelişim Kitapları yazmaya iten sebepler nelerdir?

- Konuştuğum gençlerin çoğunluğunun “Hayatımızda ilk defa güzel konuşan, güzel yazan ve konuşmaları ve yazıları etki bırakan insana rastladık” demeleri üzerine Kişisel Gelişim kitapları aracılığı ile gençleri aydınlatma amacı ile hem kendi hikayemi hem de başka işitme engellilerin hikayelerini kitap yaparak başkaları ile paylaşalım istedim.

* İşitme engellileri topluma kazandırmak için sizce nasıl işbirliği yapmalıyız?

- İşitme engelliler topluma kazandırmak için önce onları anlamak ve sevmek, sonrasında da sorunlarının neler olduğunu tam anlayarak çözüm yolları aramak ve onların sorunlarını çözecek insan ve kurumlarla tanıştırmak onlara verilecek en güzel kaynaşma olacaktır. Topluma da işitme engellilerin sadece duymayan insanlar olduğunu ve geri zekalı olmadıklarını, başarılı işitme engellilerin hayatını anlatarak, örnek vererek topluma kabul ettirmek ve bunu da sevgi ile bilgi ile yapmak işitme engellilere destek olur sanıyorum.

* Toplum içinde engelli insanlara karşı yapılan ön yargıları nasıl yok edebiliriz? (Neslihan KAPTI-Antropoloji Bölümü öğrencisi)

- Öncelikle engellileri gerçek manada sevmek lazım. Mesela beni çok sevdiğini söyleyen insan var ama gerçek manada beni anlayan ve bana yardımcı olan insan çok az. Mesela biz daha faydalı olacağımız yerlere gitmek istedikçe “ya rahatına bak sana ne onun bunun gelişiminden“ diyerek bizi seviyor görünüp de anlamayan çok insana rastladım. Yani önce engellileri gerçek manada sever onların üretken yönleri ile toplumu kaynaştırmak lazım. Mesela ben güzel konuşuyorsam, konuşma yapmam için bir yerlere davet almamı sağlayabilir beni seven. Ya da yazdıklarımı önce kendi okuyup, okutabilir. Bu da toplumla engelliyi kaynaştırır. Toplumda engellilere karşı olan önyargıları toplumu konuşarak ikna ederek bıkmadan usanmadan anlatarak ön yargıları tamamen yok edemesek de önüne biraz olsun geçebiliriz.

* Hayatınızda sizi çok sarsan bir hastalık geçirmenize rağmen hedefinizi ne zaman koydunuz ve kendinizi geliştirdiniz. Hedefinize ne kadar sürede ulaştınız? (Ahmet Turan Çınar- İşletme 4. Sınıf- Sivaslı)

- Hedefime hocalarımın benim şiir yazmama inanmamaları üzerine yazmaya başladım. Sınıfta kalınca kitap okumayı seversek başarımızın artacağına dair inancımızla daha çok okuyarak daha çok yazarak hedef koydum ve halen de hedefime tam ulaştığımı söyleyemem. Hedef koymak yerine ne kadar daha güzel yaparsak o kadar çaba harcamamızın daha faydalı olacağına inanarak yazmaya ve okumaya davet alırsak, konuşmalar yapmaya devam edelim diyerek devam etmekteyim…

* İşitme engellilerin kendisini geliştirmesi için ailesinin desteği gerekir mi? Siz ailenizden destek aldınız mı?

- Tabii ki işitme engellinin gelişimi için ailenin destek olması çok önemli. Aile çocuğuna destek olmak için hayatta başarılı olmuş işitme engelliler ile tanışarak çocuğunu da tanıştırarak nasıl başarılı olduğunu da öğrenerek modelleme yapabilir. Ne yazık ki bize destek olandan çok köstek olan insan vardı çevremizde, bilinçsiz insanlar. Destek oluyoruz sanarak köstek olduklarının farkına bile varamıyorlardı. Bilinçli olarak bana destek olan anne babamı ve rahmetli amcamı sayabilirim. Bunun hikayesini “Anne sesler nerede?” kitabımda uzunca anlattım zaten.

* İşitme engelli olmasaydınız, en çok yapmak istediğiniz şey ne olurdu? (Elif Büşra OĞRUL- İşletme Bölümü- Kayserili )

- Sanırım yerel yönetimlerde yönetici olarak sosyal ve kültürel çalışmalara ve eğitime önem veren bir yönetici olmak bana mutluluk verirdi.

* Karşımızdaki insanlara kendimizi nasıl anlamlandırabiliriz? İnsanlar her şeyi istedikleri gibi anlamak istiyorlar. Senin anlatmak istediğini anlamıyorlar. Kendimizi karşımızdaki insanlara nasıl anlatmalıyız?

- Söylediğinizi ben de çok yaşamaktayım. Biz anlatmak istediklerimizi net açık ve içten samimi olarak anlatalım. Anlayan anlar. Anlamayana yapacağımız bir şey yok. Yanlış anlayan bunun cezasını zaten zamanla çekiyor ve çok zaman yanlış anladığı insanları yanlış anlamasının kendine nasıl zarar verdiğini bile anlayamaz insanlar. Ama yanlış anlamak yanlış anlayana zarar verir daha çok. Bu yüzden kendimizi doğru anlatacağız diye fazla kendimizi üzmeye gerek yok. Yanlış anlamak yanlış anlayanın sorunudur ama biz kendimizi açık net doğru anlatamazsak da bu da bizim sorunumuzdur. Bize düşen açık net ve samimi anlatmak. Nasıl olur, onu öğrenerek uygulamak olmalıdır.

* Her şeye rağmen hayatımızda evet ya da hayır diyoruz. Bazen hayır diyeceğimiz şeye bile sanki kendimizi evet demek mecburiyetinde hissediyoruz. Nerede evet nerede hayır demeliyiz? Ya da nasıl yapmalıyız? ( Esra Gül – Antropoloji)

- Nerede hayır nerede evet demek önemli. Evet ve hayır derken nerede zarar göreceğimizi nerede kâr edeceğimizi iyi düşünerek karar vermeliyiz. Hayır diyeceğimiz bir işte hayır demeli ve karşımızdaki insanın durumuna değil kendi durumumuza bakmalıyız. Hayır dediğimiz zaman karşımızdaki insan kırılacaksa bu bizim sorunumuz değildir. Hayır dediğimiz zaman zarar göreceksek bunu içten hayır diyelim karşımızdaki insan bizim zayıf olduğumuzu anlarsa o zaman bizi kullanmaya ve zaaf yönlerimizden faydalanmaya bakabilir ve buna asla müsaade etmemeliyiz. Bizi biz olduğumuz için seven insan zaten evet dediğimizde de hayır dediğimizde de bize saygı duyar. Bunu yapmayan insan biziz sevmiyor demektir ki, bizi sevmeyen kardeşimiz bile olsa onu sevmemizin bir anlamı da kalmaz ve üzülen gene biz oluruz. Evet ve hayırlarımız açık net olmalı ki hayatta mutlu ve başarılı olalım.

* Yazdıklarınızın ve konuştuklarınızın okunabilir ve dinlenebilir olmasını nasıl sağlıyorsunuz? Ben yazar olmak istiyorum. Taslaklarım var toparlayamıyorum. Teknik açıdan değil de psikolojik açıdan verebileceğiniz tavsiyeleriniz var mı? (M. Raşit KANDUR – Antropoloji –Sivaslı)

- Okumaya yazmaya devam edersiniz yazdıklarınızı çekinmeden dergi ve gazetelere verebilirsiniz ve internette bloglarda paylaşabilirsiniz.

* Bir insanı anlamak sadece konuşmak mıdır? Sadece anlamak için konuşma ve duyma yetimizin olması mı lazım? Başarılı olmak her şeyi bilmek midir? (Mümtaha Çetin- Antropoloji Bölümü –Kahramanmaraş)

- Anlaşmak konuşmakla alakası yok, bazen her ikisi de işitme engelli olan insanlar çok iyi anlaşabiliyorlar. Ben ve Mustafa işitme engelli olmamıza rağmen sizlerle anlaşıyorsak bu demektir ki anlaşmak beyin ve kalple olur. Mevlana “Aynı dili konuşan değil aynı duyguları paylaşanlar anlaşır” diyerek bunu özetler. Başarılı olmak bilmek ile değil nerede ne zaman davranacağımızı bilmek ve cesaretle bilgilerimizi hayata uygulamakla olur. Öyle profesörler var ki bildikleri sadece kitaplarında ve beyinlerindedir ve hayata aktarmayınca mutlu olamazlar.