BİR TUFAN BEKLİYORUM

            Büyük reis Yağmur Bekleyen Rüzgâr, gökyüzüne baktı ve konuştu: “Yağmur gelecek, topraklar yeşerecek, her yer bereket olacak. Toprak bizi tekrar bağrına basacak. Diliyorum ki, bu yağmur her türlü pisliği temizlesin. Yağmur yağsın, toprak coşsun, ırmaklar çağlasın, bütün pislikler kaybolsun, gitsin.” Bütün kabile yağmur dansı yaptı, çocuklar sürekli oynadı, yağmur başladı. Yağdı, yağdı; bereket oldu, sevinç oldu, ırmaklar çağladı, kurtlar uludu ama yağmurun gücü bazı pislikleri temizlemeye yetmedi.

 

            Yağmur ne kadar yağarsa yağsın ancak görünen pislikleri temizliyor. Sokakları temizliyor, caddeleri yıkıyor, toprağa bereket saçıyor. Fakat yağmur bazılarını temizlemeye yetmiyor. Bazıları var ki pislikleri en derinlerine yerleşmiş. Onları temizlemeye ne yağmur, ne kar yeterli olur. Ancak bir Nuh tufanı temizler onları.

 

            Bulutlu havalar her şeye gebedir. Ne olacağını kestirmek zordur. Ya bir yağmur yağar bereket olur, ya da bir tufan olur her şeyi alır gider. Bulutlu hava gibi kişiler tehlikelidir. Herkese farklı bir yüz takınırlar. Bir kişiye karşı sevimli bir yüz takınırlarken, bir başkasına karşı en berbat bir tütün gibi boğucu olabilirler. Karşı cinslerine kaşı sevimli görünmek için binbir türlü şaklabanlık yaparlarken kendi cinslerine karşı bir anda değişik bir canlıya dönüşebilirler.

            Bir Nuh tufanı, evet. Her şeyi alt üst edecek, bütün düzenleri bozacak, taşları yerinden oynatacak bir Nuh tufanı gerek. Eline, diline ve her türlü yerine sahip olamayanları ters yüz edecek bir tufan. İkiyüzlüleri yüzsüz bırakacak, dün biat ettiğini bugün unutanların feleğini şaşırtacak bir tufan gerek.

 

            Şiirin ruhunu kuşatacak bir yeni duruş arıyorum. Eski olan ne varsa silip süpürecek, yeni bir esintinin her yeri kaplayacağı bir gerçek hayat istiyorum. İleriye dair umutlanacağım hiçbir şeyin kalmadığı şu günlerde gökyüzünden göz kırpacak bir yıldız bekliyorum. Bir haber mesela. Nerden gelirse gelsin. Bir güvercin, bir duman, bir mektup ya da bir mesaj… Hiç fark etmez. Bir haber gelsin yeter. İyi haber getiren ki olursa olsun kapıda karşılamak, kalbimi sonuna kadar açmak ve habercime şükranlar sunmak istiyorum.

 

            Bütün sıralardan çıkmak, bütün sıradanlıklardan kurtulmak için bir yol tutmalıyım.

 

            Reis Yağmur Bekleyen Rüzgâr, toprağa dokundu. Elleri çamura battı. Toprağı kokladı. Kaldırdı topraklı elini havaya. Uzun çubuğundan derin bir nefes aldı ve konuştu: Şu toprak, bizim her şeyimiz. Elimin çamur olması hiç de önemli değil. Mis gibi de yağmur ve bereket kokuyor. Şimdi elimi yıkayacağım ve bütün çamur akıp gidecek. Bazı pislikler vardır ki hiçbir yağmur, hiçbir çağlayan onları temizlemez. Bütün kutsal güçler adına haykırıyorum. Bize bir tufan gönderin, bize bir tufan gönderin.