"NİKSAR ESKİ KAYMAKAMI AYDIN AKKOR ÜZERİNE"

SİİRT’TE BAŞLAYIP EDİRNE’DE SONA EREN BİR HAYAT

                                                           

             “NİKSAR ESKİ KAYMAKAMI AYDIN AKKOR ÜZERİNE”

                                                                                     

                                                                                        Hasan AKAR

 

“Geldi geçti ömrüm benim şol yel esip geçmiş gibi

Hele bana şöyle geldi şol göz yumup açmış gibi

 

İşbu söze Hak tanıktır bu can bu gövdeye konuktur

            Bir gün ola çıka gide kafesten kuş uçmuş gibi

           

Bu dünyada bir nesneye yanar içim göynür özüm

Yiğit iken ölenlere gök ekini biçmiş gibi”

 

Zaman su misali hızla akıp geçiyor. Ölümün zamanı yok, yüzü soğuk, adı ürpertici. Günü gelince sizi sevdiklerinden, dostlarından birdenbire acımasızca ayırabiliyor. Ama ne gelir elden. Koca Yunus’un dizelerinde olduğu gibi :“Bu can bu gövdeye konuktur.”

Ayrılık vakti gelince o da her fani gibi göçtü gitti bu yalan dünyadan. Yaşı gök ekinler gibi genç değildi ama o daha ayakta çok duracak, ülkesine hizmet edecek kadar yiğit bir insandı. Son görev yaptığı serhat şehrimiz Edirne’de Vali Yardımcısı iken Aydın AKKOR’un  ruhu kafesten kuş uçar gibi bedeninden ayrılıp Yüce Rabbi’ne kavuştu.

Edirne Eski Cami’de 2.Ahmet ve 2.Mustafa bu kutsal mabette asırlar öncesi törenle kılıç kuşanmışlardı. O da karlı bir kış gününde uhrevi yolculuğuna bu mekânda tabutuna al bayrak sarılmış çevresi sevenleriyle kuşatılarak dualarla karışan hıçkırıklarla uğurlandı. Bu Yüce Yaradan’ın herkese nasip etmediği bir lütuftur. Allah rahmet eylesin, hakiki dünyası güzel, toprağı bol olsun.    

O,aile ve devlet terbiyesini, ciddiyetini gördüğüm nadir insanlardan biriydi bana göre. Türkiye Cumhuriyeti’nin vakarını her görev yaptığı yerde en üst seviyede temsil eden devletle ilgili düşüncelerinde taviz varmayan bir mülki amirdi.

Onunla görüşmelerimiz hiç aksamadan gittiği yerlerde telefonla da olsa devam etti.2009’ un yazı için söz vermiş Niksar’a gelecekti ama nasip olmadı. Başından geçen o acı olaydan sonra değerli eşi Rüya Hanım’la durumunu sormaya çekinerek de olsa geçmiş olsun görüşmelerini sürdürdük. Son acı haberi ise Ahmet Turan ERDOĞAN Hocam verdiğinde ne diyeceğimizi ne yapacağımızı şaşırdık. Geç kalmıştık durumu Niksarlı dostlarla da değerlendirdik. Üzüntümüz odur ki cenaze merasimine katılamadık. Taziye telefonuyla ancak eşi Rüya Hanım’ın ve çocukların acılarını paylaşmaya çalıştık.

10 Ocak 1955’te Siirt’te doğan Aydın AKKOR,1974 yılında Siirt Öğretmen Okulu’nu bitirerek eğitim ordusuna katıldı. Bir yıl kadar Siirt merkeze bağlı Gökçebağ (Civanik) (Şimdi Siirt’in bir mahallesi) Köyü’nde öğretmenlik yaptı. Ama o azimli ve başarılı bir eğitimci idi. Buradan ayrılarak Ankara’da Tarım Bakanlığı’nda hem çalışıp hem de üniversite öğrenimine devam etti.1984 yılında Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirerek Bursa Valiliği’nde Kaymakam adayı olarak göreve başladı.

1987–1990 yılları arasında Kastamonu –Çatalzeytin Kaymakamlığı,1991–1993 yıllarında Adıyaman Vali Yardımcılığı ve Adıyaman Dut Kaymakamlığı,1993–1995 arası Bitlis Vali Yardımcılığı,1995–2000 yılları arasında Niksar Kaymakamlığı,2000–2004 yılları arasında Kayseri Develi Kaymakamlığı,2004–2007 yılları arası Hatay Vali Yardımcılığı,2007–2010 yıllarında da Edirne Vali Yardımcılığı görevinde bulundu.

Edirne’de görevi sırasında boyun fıtığından başarılı ameliyat geçirmiş evinde istirahat ederken 20.04.2009 tarihinde geçirdiği kalp krizi neticesi dokuz ay Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yoğun bakımda kalarak hayatta kalmaya direnen AKKOR 21 Ocak 2010’da bu dünyaya küserek başta sevgili eşi Rüya Akkor Hanım ve evlatları Hakan ve Kağan olmak üzere sevenlerini yalnız bırakıp aramızdan ayrıldı.

Bu değerli insanla biz de Niksar Endüstri Meslek Lisesi ‘nde çalışırken tanışma ve birlikte mesai yapma şansını elde etmiştim. Şehrin sosyal ve kültürel etkinliklerinin içinde olduğumuz için sık sık görüşme imkânı bularak onu daha yakından tanıma fırsatı elde ettim. Sağ olsun o da bizim okula gelirse odama mutlaka uğrar kültür konusunda fikir alışverişinde bulunurduk.

Bir gün makamında ziyaretine gittiğimde bana:

—Hasan Bey seni tanıyorum, güveniyorum ama beni lütfen yanlış anlama yine de sormak istiyorum. Bu araştırmaları, çalışmaları niçin yapıyorsun? Dedi. Ne diyebilirdim bu sorusuyla başka bir mesaj mı almak istiyordu,Belki de bizim yer altında mı ,üstünde mi çalıştığımız kuşkusu zihnini mi kurcalıyordu kim bilir?

—Sayın Kaymakamım beni burada 3 yıldan beri tanıyorsunuz. Bu sorunuza şöyle cevap vermek isterim. Bu ülkeyi,bu toprakları seviyorum.Bizim bir kere yaşadığımız bu güzel vatana borcumuz var.Bir parça osun bu vefa borcumuzu ödeyebilirsek çok mutlu olacağım.Dedim.Teşekkür etti,gülümsedi.

1997 yılında Niksar’da düzenlenen Ayvas Kültür Etkinlikleri için yakın köylerden malzeme toplarken ağır bir kaza geçirmiş Tokat’ta acil ameliyata alınmıştım. Kazanın hemen ertesi günü Tokat Devlet Hastanesi’ne gelerek geçmiş olsun ziyaretinde bulunmuş:

—Hasan Hocam Niksar’da ne kadar seviliyorsun. Ben de senin gibi bir personelimle gurur duyuyorum. Demişti.

Ülke, malum onun görev yaptığı yıllarda bir dönem sıkıntılı bir  süreç yaşadı.O da ister istemez  bir mülki amir olarak bundan etkilendi.Personelinin zarar görmemesi için  ilgili mercilere karşı  üzerine düşeni yaptı.Bizde o günlerde Niksar Meslek Yüksek Okulu ile birlikte Aşık Veysel ile ilgili bir program yapmak, oğlu Bahri ŞATIROĞLU’nu Niksar’a davet etmek  istiyorduk.Bir yandan da mahalli seçimlerin hassas  atmosferine girmiştik.”Tamam hocam  yapalım ama dikkat edelim” demişti.Daha sonra   o sıkıntılı  dönemde bu programdan dolayı  bir rahatlık duyduğunu öğrendik.

  2000  yılı Mayıs ayında  Niksar Endüstri Meslek Lisesi personeli olarak Doğu Kültür Gezisi düzenlemiştik. Ziyaretimizde bize mutlaka Bitlis, Ahlat ve Adilcevaz’ı görmemizi salık verdi. Kendisi Bitlis Vali Yardımcılığı’ndan Niksar’a gelmişti. Hemen Bitlis Valiliği Özel Kalem Müdürlüğü’nü telefonla arayarak gidişimizde yardımcı olmalarını rica etti. Yine o yıllarda yapılan Niksar Yayla Şenliklerine Bitlis Folklor Ekibini davet etmişti.

Bitlis ziyaretimizde Valilik Özel Kalem Müdürü, Kültür Müdürü ve diğer yetkililer her türlü ilgiyi gösterdiler. Hatta Nemrut Gölü’ne çıkışlar o zamanda izne bağlıydı bize bu izni rahatlıkla temin ettiler.

1999 sonbaharında Kaymakam Beyi ailesiyle birlikte yaylaya davet ettik. Bizi kırmadı kendi özel arabasıyla geldi. Ara sıra devam eden terör hadiselerine rağmen korumasını yanına almamıştı. Yayladan korumasını arayarak “Telefonumu kapatıyorum biraz kafamı dinleyeceğim” demişti. Saç kavurma becerimizi o da duymuştu. Hakan ve Kağan henüz küçüktü. Bizim çocuklarla oynarken:

—Çocuklar çok okuyun, kitap kurdu olun. Şeklinde nasihat etmişti. Yemek sonrası sohbetin konusu hep Niksar üzerine oldu. Zira o da bizim gibi bu şehri çok seviyordu.

M. Necati GÜNEŞ Bey ile hazırlamaya başladığımız Niksar’da Vakıflar ve Tarihi Eserlerimiz kitabı için Ankara’da Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nde ve Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivlerinde araştırma yapmamız gerekiyordu. Sağ olsun bizim için gerekli bütün izinleri sağlayarak yardımcı oldu. Bu çalışmalara engel olmak isteyen zamanın İlçe Milli Eğitim Müdürünü devlet terbiyesi nezaketinde kırmadan bizim yanımızda uyardı. Bir yıllık bir çalışmadan sonra eserin basımı için zamanın Tokat Valisi Mehmet GÜNDOĞDU ile görüşerek üzerine düşeni yaptı.(Eserin ön sözünü Vali Mehmet GÜNDOĞDU yazdı)Ancak eser ondan sonra gelen Kaymakam Mustafa Yaman (Halen Giresun Valisi) döneminde Niksar Kaymakamlığı-Niksar Belediyesi ortak

Yayını olarak basılabildi.

Bizde eseri ancak 2002 yılında Niksar’a davet edildiği zaman takdim edebildik. Çok sevindi kitabın sunuş bölümünde teşekkür ettik. Bu ziyaret sırasında özellikle TRT’nin yaptığı “Halkalı Şeker Programı”nın izlenişi anlarında onun ailecek çok üzüldüğünü bildiğimiz maalesef tatsız bir yer olumsuzluğu yaşandı. Onun bütün resmi, mahalli yöneticilerin yanı sıra halkın da sevgi gösterisinde bulunması bazılarını kıskandıracak şekilde rahatsız etti. O,Niksarlı’nın gönlünde öyle bir taht kurmuştu ki Kayseri Develi Kaymakamlığı’na yolcu edilirken kimse gelmesin ricasına rağmen bütün halk Çankaya Yokuşuna kadar yalnız bırakmamış, o muhteşem uğurlama töreninde herkesle bir kez daha kucaklaşarak helallik dilemişti.

2001 yılında Kayseri’de düzenlenen Tarihi Kentler Birliği Toplantısı günlerinde Niksar Belediyesi Yazı İşleri Müdürü Müjdat Özbay ve Kültür Şefi Ahmet Erdoğan’la Develi’ye kendisini ziyaretine gitmiş sanki Niksar’daki o günün bir özrünü taşımıştık. Hepimize candan sarılmış yemekte uzun bir süre sohbet etmiştik

Yazımızın birinci bölümünün sonunda o değerli insanı hayır dualarla ve Aşık Veysel’in dizeleriyle analım:

“Ben giderim adım kalır

Dostlar beni hatırlasın

Düğün olur, bayram olur

Dostlar beni hatırlasın.

 

Can bedenden ayrılacak

Tütmez baca, yanmaz ocak

Selam olsun kucak kucak

Dostlar beni hatırlasın.”