TOKAT FİNAL DERSHANESİ MÜDÜR YARDIMCISI 33 YILLIK EĞİTİMCİ SALİH AKTAŞ: "HER SORUN TATLI DİL, GÜLER YÜZ İLE HALLOLUR. GENÇLİK MESELELERİ BİLE..."

SORU- Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız? Hangi okulları okudunuz? Nerelerde çalıştınız bugüne kadar ? Halen çalışma şevkinizin devam etmesini neye bağlamaktasınız?

SALİH AKTAŞ -Ben Salih Aktaş. 02 Nisan 1957 Tokat doğumluyum/ İlk-Orta-Lise tahsilimi Tokat’ta, Üniversite tahsilimi Ankara Gazi Üniversitesi Almanca Bölümünde yaptım. 1977’den itibaren 5 yıl Zile Endüstri Meslek Lisesinde, 5 yıl Tokat Cumhuriyet Ortaokulunda (Şimdi Cumhuriyet Lisesi), 22 Yıl da Tokat Anadolu Lisesi’nde, bunun aşağı yukarı 15 yıldan fazlası İdareci olarak görev yaptım. Şu anda ise Tokat ilimizin en köklü dershanelerinden biri olan Final Dershanesi’nde ÖSS Müdür Yardımcısı olarak çalışmaktayım. Yüzlerce Doktor, Eczacı, Mühendis, Öğretmen, Akademisyen yetiştirdim. Benim tek bir ilkem, iki günümüzün birbirine eşit olmaması gerekliliğidir. Allah C.C yatak ömrü vermezse, son nefesime kadar çalışmayı düşünüyorum.

SORU- ÖSS gençliğinin en temel sorunları nasıl ve bunların çözüm yolları sizce nedir?
 Salih AKTAŞ- Gelecek kaygısı var, ideal eksikliği var, özenti had safhada, kimlik bunalımı, imaj gençliğine doğru son hızla gidiyoruz. Ama bunun yanında akl-ı selimin hakim olduğu, memleket meselelerine vakıf, şuurlu gençliğimiz de var. Günü birlik çözümler yerine ancak radikal kararlarla bu problemler çözülebilir.

SORU-ÖSS’ye hazırlanan gençlerin anne ve babaları hangi temel hataları yapmaktalar? Bunun çaresi nedir?
 Salih AKTAŞ-Aileler ne olursa olsun çocuklarıyla iletişimi koparacak cinsten tartışmalar yaşamamaları lazım. İdarecilik yıllarımda, veliler çocuklarının çalışmadıklarına inanır ve benim görüşümü alırlardı. Çalışmadıkları sandıkları çocukların okulda akşama kadar ne kadar çok çalıştıklarını gördüğüm için, onlara merak etmemelerini, öğrencilerin zaten yeterli bilinç içinde olduklarını öğütlerdim. İnandığım tek şey, eğer öğrenci çalışma arzusunda değilse zaten sizin ona yapacak bir şeyiniz olamaz. Ve de iletişimi koparırsanız inanın o zaman velilerimiz daha büyük sıkıntıya düşecektir. Çocuğunuzla dost olmaya çalışın, nasihat verici değil de, ben olsaydım şu konuda şöyle çalışırdım, şöyle yapardım, sen güzel çalışıyorsun, ama bana kalsa şu derste şöyle, bu derste böyle çalışırdım, hadi bugün yeter, kalk biraz gezelim ya da bugün çalışma yok seninle sinemaya, maça veya balık tutmaya gidelim deyin, eğer dostluk varsa her şey çözülür, ama nefret oluşursa bütün duvarlar, kapılar size kapanır ve hiçbir şey yapamazsınız. Hiç bir kapı çalınmadan açılmaz. Kapıları açacak yol ise güler yüz, tatlı dildir. SORU- ÖSS Adayları meslek seçimi konusunda bilinçli mi sizce? Bu konuda anne ve babalar ile okullarla dershanelere ne gibi görevler düşmekte?

 Salih AKTAŞ- Bence meslek seçiminden önce 10. sınıftaki alan seçimine dikkat edilmesi gerekir. Sayısalda başarılı olması mümkün olmayan bir sürü gencimiz sonrasında telafi edilemeyecek sıkıntılar yaşıyorlar. Puanları tutan bir okula gitmek bizde temel esas olduğundan, üniversiteye gitse dahi zorlanıyor, zoraki okuldan mezun oluyor, genellikle de hiç branşıyla bağdaşmayan meslekte çalışıyor. Konuşma zorluğu çeken öğrencilerin Hukuk Fakültesine, Kan görmeye dayanamayan öğrencilerin Tıp Fakültesine, Öğretmenliği hiç sevmeyen öğrencilerimin Eğitim Fakültesine gittiklerine çok şahit oldum.

SORU- Gençler genelde kendilerinden yaşça büyük insanlardan uzak kalmaktalar. Bunun sebebi sizce nedir, tecrübelerden faydalanmak gençlere neler kazandırır?
SALİH AKTAŞ- Gençlerle, yaşlılar arasında kuşak farkı olduğu için çoğu konuda fikir ayrılığı çıkması gayet normal. Bir genç kendinden yaşça büyük biriyle hangi konuda konuşabilir. Tıraş stilleri farklı, giyim-kuşam farklı, konuşma stilleri bile farklı, müzik zevkleri birbirine zıt. Bu durumda eğer gençlerin bu durumuna anlayışla yanaşacak olabilirsek genci anormal olarak görmeyiz ve asgari müşterekte birleşme zemini sağlanır. Eleştirisel değil, nasihat verici, yumuşak bir ses tonuyla gençlere yaklaşmak gerekir. 32 sene liselerde öğretmenlik yaptım, 12 Eylül öncesi de 3 yıl öğretmenlik yaptım, gençlerle hiçbir problemim olmadı. Şu anda öğretmenliğe dönsem yine bir sıkıntı yaşayacağımı zannetmiyorum. Birebir konuşmalarla gençlerle diyalog köprüsünü kurmak kolaylaşıyor. Toplum içinde genci rencide etmek, kızı erkeğin yanında, erkeği kızın yanında azarlamak, eleştirmek bütün köprüleri atıyor. ”Senin bu yaptığına bir sözüm yok, ama ben olsam şu şekilde davranırdım, çünkü şöyle bir olay yaşadım, senin yaptığını yapsam o işi halledemezdim” gibisinden yaklaşımlar sergilenmeli diyorum.

SORU- Gençler genelde kitap okumamaktalar bunun sebebi ve çözüm yolları nedir?
 Salih AKTAŞ-Okuma alışkanlığı öğrencinin okumayı öğrendiği 1.sınıfın hemen 2.döneminde kazanılacak bir konu. O zaman bu alışkanlığı kazanamayanlar bunun yerine başka alışkanlıklar kazanıyor. Bu durumu şöyle özetleyecek olursak Almanya’da tatile çıkan bir ailenin bütün fertleri yanlarına okumak için mutlaka kitap alırlar, Türkiye’de arabanın bagajını tıka basa dolduran ailelerimizin yanlarında kitap götürdüklerine pek şahit olmadım. Büyüklerde olmayan bir alışkanlığın küçüklerde aranması bence anlamsız geliyor. Öncelikle büyüklerin kitap okumada küçüklere örnek olması gerekir. Manasız televizyon programlarını saatlerce seyredenler, hayatlarında tek bir kitap okumayanlar küçüklerin bu alışkanlığı kazanamadığı için zannederim şikayete hakları yoktur.

SORU- Geçmiş yıllarda başarılı öğrencilerin başarı sırları sizce gelecek nesillere anlatılmakta mı? Bunun yapılmaması dershaneler ve  ÖSS adayları açısından nelere sebep olmakta?

SALİH AKTAŞ- Kesinlikle anlatılmalı, bunların anıları, yöntemleri yazılı metinler haline dönüştürülmelidir. Tokat Anadolu Lisesi’nde ÖSS sınavı sonucunda Türkiye 9.su, 21.si, 31.si, ilk 200’de olan bir sürü öğrencim oldu. Onların nasıl çalıştıklarını bazen en yakınlarında olan kişiler bile tam manasıyla bilemez. Hatta Türkiye 9.su olan kızımız, ÖSS sınavı hazırlıklarında mart ayında çok ciddi bir hastalık geçirdi, günlerce hastanede yatmak zorunda kaldı. Bu olumsuzluklara rağmen yine de Türkiye derecesi yapmayı başardı. Bu çocuğumuzun hastanedeki günlerinde dahi hazırlıklarına ara vermemesi bence öğrencilere ibret olması gerekir. Öğrencilerin ardına sığındığı bahanelerden birisi de –Konu eksiğim var, bu eksiği gideremiyorum- türünden nedenlerdir. Başarılı olmak isteyen bir kişi, bence hiçbir mazeretin ardına sığınmaması gerekir. Başarılı insanların anıları, her zaman sadece öğrencilerin değil, toplumun her kesiminin ilgisini çekmiştir.

SORU- ÖSS sistemi adil mi sizce  buna alternatif önerileriniz neler?

Şu andaki durumuyla adil olduğunu düşünüyorum. Bence her sorunun zorluk durumuna göre puanı olmalı, kim yaparsa onun üniversiteyi kazanması gerekir. Şu andaki sistemi velilere anlatmakta zorluk çekiyoruz. Basit sistem her zaman kolay anlaşılır ve kolay anlatılır. Şu anda Final Dershanemizde ÖSS hazırlıkları yapan birçok öğrencimizin velilerinin halâ sistemi tam manasıyla anladıklarını söyleyemem.

2010 YGS ve LYS sınavlarında bütün öğrencilerimize başarılar dilerim.