BAŞARI DAİM OLSUN...

Bir akşam şehrin en eski yerleşim merkezinde eski Tokat evleri arasında yürümekle koşmak arası bir ritimle ana cadde yani GOP Bulvarı’nda kendimce akıntıya kapılmış yürüyorum.

Yaz ortası tamamlanmış, sonbaharın uzaklardan göründüğü günler. Her ne kadar yarısı yaz, yarısı kış dediğim aysa da mevsim normallerinin üzerinde sıcak günlerdeyiz. Akşam yatsıya yol alıyor ama halen şiddetli sıcaklığın ağırlığı devam ediyor.

            Demir çubukla korumalı bir pencereden seslenen annenin haklı sitemiyle kendime geliyorum. “Oğlum Ahmet! nerdesin. Bak bak… halen ses vermiyor. Baban kızacak şimdi. Yemek yiyeceğiz çabuk ol.”

            Evin köşesinde iki çocuk sarmaş dolaş.

- Kanka bizim aramızı kimse bozamaz.

- Elbette bozamaz..

Oyundaki davranışım için özür dilerim seni bir daha asla üzmeyeceğim.

Ahmet gülerek adımları ikişer ve üçerli atarak eve giderken “geliyorum anne“ deyişindeki mutluluğu tatlı bir tebessümle tamamlıyor.

Çocuklar arasında güzel anıların büyüdüklerinde tatlı bir tebessümle tamamlanması gerek.

Büyüyen bedenler.

Büyüdükçe değişen, değiştikçe kontrolden uzaklaşan ve kendine dünya kurmanın bir tatlı hazırlığında olan yaşanılanların tamamını yaşadığımız yılları zaman zaman aradığımız doğru değil midir?

Her yaşta eğitimin önemi tartışmasız ön plandadır.

            Çocuğun eğitim alanındaki hazır bulunuşluk seviyesi tespitiyle başlayış başarılı bir yolculuğa çıkışın sağlıklı olması için, planlı, bilgili, teknoloji donanımlı, okul ve aile destekli bir bütün oluşturmalıdır.

            Çocuğun ilgileri ve bilgileri, ilgi alanları, özel ve gizil güçleri eğitimciler tarafından çok iyi tespit edilmeli bu tespitle yönlendirilmelidir.

            Çocuk, nasıl bir eğitim almalıyım sorusuyla baş başa kalmadan uzmanlarca “iğne deliğinden deveyi geçirme” sözündeki ifadeyle anlamı netleşen şekilde yönlendirme çalışmaları yapılmalıdır.

            Eğitim bittiğinde meslek edinme veya diğer anlamıyla iş sahibi olma konusunda sağlıklı düşünme ve hedefe ulaşmada rahatlığın olduğu çocuklar daima başarılı olmuştur.

            Geleceğini planlayan, ne olacağım diye düşünme haklılığındaki genç beyinler en güzel yaşlarında güzel günler yaşamaları, tatmaları, mutlu olmaları sağlıklı düşünmeyi desteklerin yanlarında olduğunu hissetmeleri ile bütünleştiğinde çok şey kendiliğinde hal oluyor ve başarı da hemen arkasından geliyor.

            İlköğretim 2. kademe ve orta öğretim öğrencileri arasında hızla yaygınlaşan kanka olma yarışı şimdilik yaygınlaşmaya devam ediyor.

            Hayat boyu öğrenme mücadelesi çizgi üstünde olması gerekli olanlar yine hayat boyu rehberlik hizmeti almalı mıdır? Bu uzmanların kafa karıştırmadan sınıf ve şube öğretmenlerini bilgilendirmeleri sonucunda yanlış konuşma, takılma, yardımlaşma ve güveni olumlu davranışa dönüştüreceğini düşünüyorum.

            “Dan oğlum.” Diye başlayan dinlemekten ve duymaktan şiddetli rahatsızlık duyduğumuz argo cümleler her gün renk ve cins değiştirerek önümde durmaktadır.

            Çocukluğunda evde ve okulda alt küme de olan çocuklar ilerleyen yıllarda hangi yaşta olurlarsa olsunlar, hangi kurum ya da üniversite veya meslekte olurlarsa olsunlar lider olamazlar. Sahte liderlerin etrafında ikinci sınıf olmaya mahkum olurken, başarılı olanların daima ayaklarına çelme takmak, onun yerine geçmek vb. olumsuzluklarla ömürlerini tamamlarken de asla kul hakkına uzanmaktan da çekinmezler.

            Son nefeslerine kadar, lider olamazlar, müdür olamazlar, başkan olamazlar.

            Bunlar olurken insan gücünü etkili ve güvenli kullanan ve dahi hayat boyu okuma ve öğrenme düsturu ile daima önüne bakan, ufukların ardını gören aktif olan beyinlerin başarıları daim olmaktadır.

            Şehrin ışıkları halen yanmakta. Yeşilırmak üzerindeki tarihi köprüden geçerken akşamın dua vaktine ulaşıyorum.

            Kanal yolundan ev görünme  uzaklığındayken bahçe aralıklarında çocuklar sesli ve argo kelimelerin hayada uçuştuğundan habersiz oyun faslındalar.

Haydi çocuklar,  gençler kendinize güzel olan ne varsa onu örnek alarak yolunuza devam edin.

Ki başarınız daim olsun.

 

            08.12.2010 / Osman BAŞ