KANSERLE SAVAŞ HAFTASI

            Her yıl 1-7 Nisan tarihleri arasında “Kanserle Savaş Haftası” kutlanmaktadır.

            Değerli okurlarımı, kanser hastalığının oluşumu, gelişimi ve korunma yolları hakkında bilgilendirmek istiyorum. Kanser her insanda ve her yaşta görülebilen korkunç bir hastalıktır. Bu nedenden dolayı, dünyada önemli bir halk sağlığı sorunu olarak ilk sırada yer almaktadır.

KANSER NEDİR?

            Kanser, vücudumuzda bir hücrenin günün birinde hiçbir kontrol dinlemeden büyüyüp çoğalması sonucunda ortaya çıkan bir hastalıktır. Bir hücrenin ne zaman büyüyüp bölünmesi gerektiğini hücre çekirdeğinde bulunan genler, tayin ediyor. Kanser hastalığında tümörlerin oluşmasının sebebi, hücrelerin kontrolsüz büyümesidir.

            Bölünmeyi sağlayan genler fazla çalışmaya veya bölünmeyi durduran genler çalışmamaya başlarsa, hücre durmadan bölünmeyi sürdürüyor ve ortaya bir kitle çıkıyor.

            ‘Tümör’ adı da verilen bu kitle kanser olayının ta kendisi. Türkiye’de kanser eşittir ölüm şeklinde düşünülüyor. Aslında kanserli hasta iyileşebilir. Pek çok kanser türünde tamamen iyileşmek mümkündür.

            Kanser tedavisinde rolü olan üç tedavi yöntemi (cerrahi-ameliyat, radyoterapi-ışın tedavisi ve kemoterapi-ilaç tedavisi) arasında bütün vücuda etki edebilen tek tedavi yöntemi ilaç tedavisidir.

DÜNYADA VE TÜRKİYE’DE KANSER

            WHO (Dünya Sağlık Teşkilatı) verilerine göre dünyada her gün 20 bin kişinin öldüğü, her yıl 12 milyon insanın kansere yakalandığı, hastalanan bu insanlardan yaklaşık 7,6 milyonu hayatlarını kaybetmektedir. 25 milyon insan da kanserle yaşamını sürdürüyor. Türkiye’de ise yılda yaklaşık 150 bin kişi kansere yakalanırken, artışın aynı hızda sürmesi durumunda 2030 yılında kansere yakalanan kişi sayısının 500 bine ulaşacağı tahmin ediliyor. Kanser hastalığının görülme sıklığı yaşa, cinsiyete, köken aldığı organa, genetik faktörlere, çevre faktörlerine ve eski beslenme alışkanlıklarına göre farklılıklar göstermektedir. Çocukluk çağının özel tümörleri dışında, daha sonraki dönemlerde yaş arttıkça kanser hastalığının görülme riski de artmaktadır. Ortalama yaşın 50’nin üzerinde olduğu toplumlarda ise kanser riski daha sık görülmektedir.

            Önümüzdeki yıllarda ülkemizi Tsunami gibi bir kanser dalgası vuracak. 2020 yılında dünyada 20 milyon kişinin kanser hastalığına yakalanacağı tahmin ediliyor. Bu istatistik, gerek dünyada ve gerekse ülkemizde, kanserle savaş kampanyasının önemini ortaya koymak için yeterli.

KANSERE NEDEN OLAN FAKTÖRLER

Eski beslenme alışkanlıkları: Kızartmalar, tütsülenmiş besinler, hamburger, tatlılar, şekerli meşrubatlar, besinlerin tuzlanması, nitrat/nitrit gibi kimyasal koruyucularla işlenmeleri, mangalda pişirilmiş et, susamı yanmış simit, fazla kızartılmış ya da kabuğu yanmış ekmek, közlenmiş biber, üzerinde siyah noktalar olan sarı leblebi gibi dış yüzeyi yanlış besinler, bol miktarda tuz içeren turşu, salamura, kavurma et, pastırma, hazır çeşnilerin sık tüketilmesi. Turfanda ve hormonlu sebze ve meyveler kuyruk yağı, iç yağı gibi hayvansal kaynaklı yağlar.

Kimyasal koruyucular hazır yiyecekler: Margarin, konserveler, hazır çorbalar, sucuk, salam, sosis, kırmızı toz ve pul biber, hazır meyve suları, kolalı içecekler, hazır paket sütler, lezzo, oralet, hazır kekler, bisküvi ve pastalar, Light yiyecek ve içecekler, yapay tatlandırıcılar, fastfood yiyecekler, pizza, tantuni, mısır ve patates cipsi. Nitritli yani katkı maddesi olan gıdalardan tamamen uzak durunuz.

Sigara ve alkol: Sigaranın sebep olduğu kanser hastalığı 1 numaraya çıkmış bulunmaktadır. Sigara, şeker içerisindeki bir zehir gibidir. Taşlı, kayalı yollardan gitmek yerine, düz asfaltlı yollardan gidin ve boşu boşuna sigara içerek hayatınızı zehir etmeyin.

Sigara, eroin ve esrardan 8 kat daha fazla bağımlılık yapıyor. Her yıl dünyada, sigara nedeni ile 4 milyon ölüm meydana geliyor. 2020’de her üç erişkinden birinin ölüm nedeni sigara olacak. Sigara, en büyük sağlık sorunu, bulaşıcı ve öldürücüdür. Önümüzdeki 20 yılda dünyada, sigaradan ölenlerin sayısı 10 milyona çıkacaktır. Bu ölümlerden 7 milyonu, bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde olacak. Türkiye’de sigara kullanımı yüzde 80 artmış. Amerika’da ise yüzde 30 azalmış durumdadır. Ülkemizde 2023’te yılda 600 bin kişi sigaradan kansere yakalanacak. Yılda ortalama 500 bin kişi kanserden ölecek. Kansere yılda 1 milyar dolar harcanıyor. Doktorlar ve öğretmenler sigarayı bırakmadan, tütüne karşı savaş asla kazanılamaz. Sigara gençliğin başındaki en büyük belalardan biridir.

            Sigaradan, en çok akciğer kanseri görülüyor. Sonra kolon (bağırsak), meme, prostat ve cilt kanseri geliyor.

Genetik faktörler.

İyonize ışınları, elektromanyetik radyasyon: Cep telefonları, bilgisayar, televizyon, telsiz telefon, mikrodalga fırın gibi elektrikli aletler, evlerde “elektromanyetik radyasyon” yayıyor. Ayrıca tost makinesi, çamaşır makinesi, kahve makinesi, çay makinesi, buzdolabı, elektrikli süpürge, ütü, saç kurutma makinesi, elektrikli battaniye, tıraş makinesi, lamba, müzik seti, bulaşık makinesi, DVD, playstation, teyp… Gibi elektronik aletlerden yayılan dalgalar, elektromanyetik alanlar meydana getiriyor. Bu, beyin sinirlerinin zarar görmesine ve yıpranmasına sebep oluyor.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), elektronik araç ve gereçlerle ilgili kullanma kılavuzu yayınladı. Bunlardan bazıları özet olarak şöyledir!

Televizyonu uzaktan izlemeli.

Bilgisayar ekranından 90 santimetre uzakta bulunarak çalışmalı.

Cep telefonu, biz zaman için kullanılmayacaksa kapalı tutulmalı. Çaldığı zamanlarda da, vücuttan uzakta tutularak cevap düğmesine basmak ve kulağa tam olarak yaklaştırmamak gerekiyor.

Şarj cihazları uzakta tutulmalı.

Mikrodalga fırın çalışırken en az 1 metre uzakta durulmalı.

Saç kurutma makinesinin manyetik alanı yüksektir.

Elektrikli tıraş makinesini mümkünse şarjlı olarak kullanmalı.

Lazer yazıcılar, en az sigara kadar tehlikeli.

 Kokulu kırtasiye malzemelerinin kanserojen etkisi var.

Baz istasyonlarından uzakta ikamet etmelidir.

Ultraviyole ışınlar: Güneş ışınları (mor ötesi), saloryumlar, suni UVA lambaları güneş ışınlarına göre 26 kat daha fazla zararlı ışınlar içermektedir. Solaryum, kronik güneş etkileri olan foto yaşlanma ve deri kanseri oluşturmaktadır. Solaryum güneşten çok daha tehlikelidir.

Hava kirliliği,

Arseniz, krem bulaşık deterjanları, asbest ve kırsal kesimde evlerin çatı ve badanalarında kullanılan “ak toprak” kansere yol açmaktadır. Ayrıca kuaförlerin kullandıkları kimyasal malzemeler, kuru temizleme yapan işyerlerinde kullanılan kimyasal maddeler de zararlıdır.

Çizilmiş eskimiş teflonlar, bakır ve alüminyum kaplar.

Virüsler: Dünyada kanser vakalarının yaklaşık yüzde 15’ini enfeksiyondan kaynaklandığı tespit edilmiştir. Gelişmekte olan ülkelerde enfeksiyona bağlı kanser oranının, gelişmiş ülkelerdekine göre 3 kat fazla olduğu (yüzde 26’ya yüzde 8) vurgulanmıştır. Hepatit B virüs enfeksiyonu, HIV (AİDS) enfeksiyonu, pnömokok; prömoni (akciğer iltihabı), menenjit (beyin zarının iltihabı) siroz, dişeti, bademcik, ortakulak iltihabı, kirli ve mikroplu sular, çeşitli enfeksiyonlar.

Ruhsal, sinirsel gerginlik, büyük üzüntü, stres:

Stres, bağışıklık sistemini zayıflatarak kansere davetiye çıkarıyor. Bir yakının ölümü, boşanma, parasal sorunlar, iş hayatında çöküş gibi üzüntü yaratan sebepler kanser riskini artırıyor.

Hareketsizlik.

Aşırı şişmanlık ve obezite: Şişmanlık geni kanser riskini 5 kat artırıyor. Karın içi yağlarda bulunan ‘STAMPZ’ geninin kanserle ilişkili olduğu tespit edildi. Fazla kilolar, karaciğerde kanser riskini 5-6 kat, sindirim sisteminde 4 kat artırıyor. Meme ve prostat kanserini de tetikliyor.

ERKEN TEŞHİS HAYAT KURTARIR

            Bu ölümcül hastalıktan korunmak için, yapılacak erken teşhis ve tedavi hayat kurtarmaktadır. Erken tanı yapıldığı takdirde tedavi şansı yüzde 95’e kadar çıkıyor.

(Devamı yarın…)