5. ERCİYES ŞİİR AKŞAMLARI...

  Bir şarkı eşliğinde günü bitirmeye hazırlanırken önce şiir uzandı ellerime. 

Kimseler duymasın, görmesin, hissetmesin, kokusunu almasın istedi. Zaman ve mekana bağlı kalmadan sessizce akşama yolculuk istedi. Yalnızlığı seçti. şehirden, gürültüden uzak olsun istedi.

Bu yolcuğun başını da sonunu da kimse bilmesin istedi. Düşlerimi teslim almış mısralardan dizelere akıp, kıtalara teslim olmak istedi.

Yıllara kendini bırakmış şiir aşkının paslanmaya yüz tutmuş durgunluğuna çağlayan olmak istedi.

Ya bende kal, yada gün ve geceden uzak kal. Ya beni teslim al, yada şafağa uzanma.

Şiirin derinliklerinde mısralaşmayalı, dörtlükleşmeyeli yıllar oldu. Onca davete icabet etmeyen yılların sayısını unuttum.

Ya adam gibi yazıyor, yaşıyor, dokuyor, yada denemelerimle baş başa olma mutluluğumla yetiniyor sadece şiir yazmış olmak  gibi asla bir yanlışın içinde olmuyorum.

Takvim yaprakları tane tane tükenirken günleri aylara, ayları yıllara ekliyor ve kendi sessizliğimde güneşe posta koymanın, şafak aydınlığındaki dua vaktine teslim olmanın, bozkırın yalnız adamının neyi varsa yüreğimle paylaşıyorum.

Kayseri Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanı Oktay DURUKAN’ın şiir akşamlarına şair olarak daveti mutlu etti beni.

5. Erciyes Şiir Akşamları oğlumla katıldığım ilk programdı.

Eşim ve oğlumla güzel bir yolculuk sonrası  konak yerimize ulaştığımızda gün akşamı selamlıyordu.

Kendime el sallıyordum çok uzaklardan. Karanlıkların yok olduğu bir bahar akıntısıyla ılık bir rüzgar esti yüreğime. Kelkit kadar dost, doğal ve güvenilirdi.

Aklıma gelen ve gelmeyen ne varsa loş bir salonda Ahmet Teyfik OZAN ağabeye sarıldım saygı, sevgi ve hasretle. Başta Anadolu olmak üzere Türk dünyasına gezintiye çıktık kısada olsa.

Hazar’ın dalgalarına meydan okuyup, kardeş bayrakları selamladık.

Akşam yemeğinden sonra Sergül VURAL Abdullah SATOĞLU ve Türkmenistan’ın Hoca Nasrettin’i Oraz YAĞMUR’la  Kayseri şairlerinin   her cuma akşamı gerçekleştirdikleri geceye katıldık. Çok güzel bir paylaşım, birliktelik bir çok ilde olmayan bütünleşme.

Rahmetli Bahtiyar VAHAPZADE üstadımın “ Azerbaycan Türkiye” isimli şiirini bu kadar duygu yüklü okuduğumu hatırlamıyorum.

27.03.2010 cumartesi kahvaltı sonrası Erciyes’e çıkıyoruz. Yamaçları mevsim güzelliğinde beyaz gelinlik giymiş Erciyes gönül telinden dökülen güfteler gibi. Kardelen çiçekleri güneşe ulaşmak için hazırlık yapıyor.

Erciyes yamaçlarında su vaktin de bir ceylan şairlere  gülümserken, zirveye yürüyorum ayaklarımın ıslanışına aldırmadan.

Biliyorum, tenimi serinleten rüzgarın dostluğunu, erimeye yüz tutmuş kar tanelerinin sevgi sunduğunu biliyorum.

Gönül heybemdeki Çamlıbel kadar büyük yüreğimi Erciyes’e sunuyorum.

Öğle sonrası Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet ÖZHASEKİ’nin makamında çok sıcak bir sohbet.Genel Sekreter Mustafa YALÇIN, Erciyes Üniversitesi Rektörü Hasan Fahrettin KELEŞTEMUR’un katılımı şairleri mutlu etti. Başta A.Tevfik OZAN’ın uzun süre yaşadığı  Kayseri anıları harika dakikalara mühür vurdu.

“Şiir ve Şair” konulu konferansta  Hilmi YAVUZ'u dinlerken dinlendim. Huzura aktım kendimce. Şiire gül gönderdim. Güle bülbül oldum adeta.

Akşam şehir tiyatrosundan fışkıran mısralar, beyitler şiirleşerek caddelere, sokaklara aktı sesli sessiz.

Ayşe EGESOY’un sunumuyla  Abdullah SATOĞLU Ahmet Tevfik OZAN, Ali BAŞ, Ali Rıza NAVRUZ, Ayşe PASLANMAZ, Dengiz ŞİMŞEK, Duran TAMER, Emel DEMİREZEN, Esin ARDIÇ, Saadet ÇAKICI, Hilmi YAVUZ, İbrahim MUCUK, Mahir SÜRMELİBEY, Mesut ÖZBEK, Mustafa Ferit YILDIZ, Mustafa KILIÇ, Mutlu ÇELİK, Naşide GÖKBUDAK, Oraz YAĞMUR, Osman BAŞ, Sergül VURAL, Süleyman KARACABEY, Turan KOÇ ve Vedat ÇALIK’tan şiirler dinledik.

5.Erciyes Şiir Akşamları’nın daha geniş katılımlı uluslarası düzenlenmesi Kayseri’nin ticari ve kültür alanında tanıtımına katkı sağlayacağını düşünüyorum.

“Şiir şairin yüreğindeki sırdır.” Bu bana ait bir tanımdır.

 Bilirim binlerce tarifi yapılan  şiirin gizemli dizeleri arasında bir ömür bitirmek zordur. “Şiir şairin yüreğindeki sırdır.” Ve… Irmaklar akar vücudun dört bir yanından. İnsanı tarifsizleştiren akıntıların sistemleştirilmiş ifadesidir.Geceyi gündüze karıp gece yarısı yanıştır. Yaşanmış ve yaşanacak ne varsa bir papatya ifadesinde bozkıra selam duruştur. Sınırsız bir ülke, sınırları leylaklarla çizilen sohbet akışıdır. Ölümden önce ve sonrasının ifadeleşsizleştiği duygu birikimidir. Çamurlu sokaklarda yırtık ayakkabılarla huzurlu oyuna dalışıdır çocukluğumun. İstanbulda başka, Anadolu bozkırlarında başka yürür şiir.

Göçmen kuşlar kadar özgürdür Anadolu’da. Bir boğaz sınırlanışında akar büyük şehirlerde.

Anamın tütün tarlalarında manileştirdiği, alın çizgeleriyle, nasırlı elleriyle süslediği yüreğidir. Bu cümleler yüreğimden damlalardır.

Doğduğum köyde çocukluğum,  dostum, Mehmet AYASUN ve eşi, Mevlüt - Sergül VURAL, Kayseri’de iki dost aile eşliğinde iki gün  cadde ve sokaklarda yürüyüş ve gezinti sonrasında şehrin bakımlı, temiz ve hizmet almış hali çok güzeldi.

Bahar başında hafta sonu seyahati yorgun tenin dinlenişine katkıda bulundu.
            Şimdi   adına bir avuç dua doldurmuş bir ses dinlenişinde kelimelerle dans ediyorum. Erciyes oturmuş yüreğimle rahat nefes alıyorum.

Kümbet altında dergimizin şair ve yazarlarından, Kayserili ağabeyim  Abdullah SATOĞLU adının bir sokağa verilmesi şiir akşamlarının unutulmaz mutluluklarından biriydi.

Programı resimleyen ve gönderen Türkiye gazetesi muhabiri Mehmet Fatih KAYMAZ’a teşekkürler.

28.03.2010 pazar günü öğle sonrasında, Laçın yayınları sahibi Mehmet ÇELEBİ’ye uğruyor, kahvelerimizi içiyor, Şair Fazıl Ahmet BAHADIR’dan son şiirlerimizi dinliyor ve Kayseri’den ayrılıyoruz.

Erciyes yamaçlarında topladığım kar tanelerini  Çamlıbel’de  toprağa karıyor, tatlı bir hafta sonu huzuru ve mutluluğuyla bir şarkı eşliğinde günü bitirmeye hazırlanırken önce şiir uzandı ellerime. 

Yaşadığım şehrin akşamları yanmak üzere.

Osman BAŞ

01.03.2010