MUHALEFET VE ELEŞTİRİ

Mustafa UÇURUM

Büyük bir kavram karmaşası yaşıyoruz. Kavramların aklımızda yaptığı ilk çağrışımlarla hareket edip gerçeğin asıl yüzünü görmezden gelmeyi tercih ediyoruz. Bu gerçeğin üzerini toplum olarak örtmeye çalıştığımız her gün biraz daha netlik kazanıyor.

Bu sıralar birkaç kavramı bu düşünceyle kafama taktım. Aslında buna sebep televizyonda bir muhalefet partisinin en önde gelen yetkilisinin şu sözleri oldu:

“İktidar iyi bir şeyler yapıyor olsa bile biz iyi diyemeyiz ki. Çünkü biz muhalefetiz. Eleştirmek, karşı gelmek zorundayız.”

Dibe vurmanın, kişiliğini, kendini rencide etmenin açık bir itirafından başka bir şey olmayan bu açıklamaya “talihsiz” demek bile yetersiz kalır. Muhalefet olmayı, yalnızca karşı gelmek, iktidar ne yaparsa yapsın eleştirmek olarak algılamak ne büyük gaflettir. Kötüye kötü demek nasıl bir bakış açısını gerektiriyorsa, iyi olana iyi demek de büyüklük ve erdemdendir.

Bu tavır ne yazık ki bizim siyaset dünyamızda bu şekilde yerini almış görünüyor. İktidar kim olursa olsun muhalefet olanlar kendilerine biçilen görevin yalnızca yıkmak olduğunda ne yazık ki hemfikirler. İktidarı onaylıyor olmayı kendilerine, seçmenlerine bir ihanet olarak algılayan bir zihniyetle karşı karşıyayız.

“Muhalefet” kavramı kadar ipin ucunun kaçtığı diğer bir kavram da “eleştiri” kavramı. Eleştirmek denince akla gelen ilk çağrışım; kötü yanlarını ortaya koymak olarak karşılık buluyor. Eleştirmeye kalkışanlar, iyi birkaç söz etmeyi akıllarına getirmeden hep yıkmak için cümleler kuruyorlar. Sanki iyi bir şeyler söyleyince eleştiri yapılamayacağına inananlar, nerede eksik gedik varsa onların ardına düşüyorlar.  Şükür ki bu yanlışa edebiyat dünyamız pek düşmüyor. Özellikle son zamanlarda yapılan kitap, yazı, şiir eleştirilerinde bakıyoruz ki bazen iyi yönler daha çok ortaya konmaya çalışılıyor.

Eleştiri, özneldir. Elbette birinin iyi dediğine bir başkasının kötü demesi son derece normaldir. Yanlış olansa, çoğunluğun iyi dediğine kötü deme gayretidir. Kendini hatasız görenlerden iyi bir sonuç ummak da zaten beklenemez. Böyleleri, iyi bir şeyle karşılaştıklarında ne yapıp edip kötü bir noktanın ardına düşerler. Çekememezlik çukuruna yuvarlandığının farkına bile varamadan baltayı hep taşa vurmaya devam ederler.

Bir internet sitesinde kitap yorumu yapan yazarın yazısının altına yazılan bir yorum şöyle diyordu. “Bu yazıyı hiç beğenmedim. Eleştiri dediğin, biraz nalına mıhına vurmalı. Siz sadece övmüşsünüz bu kitabı.” Bazı ruhlar vardır ki sadece görmek istediğini arar. Onu da bulamazsa hemen silahları çeker.

Muhalefet ve eleştiri iyice çizgiden çıkmış durumda. Kavram karmaşasının yanına bir de kafa karışıklığı eklenince böyle sonuçlar çıkması çok normal. Siyasilerimiz muhalefet olunca farklı bir gözle her şeye bakmaya başlıyorlar. Amaçlarının sadece yıkmak olduğuna o kadar inanıyorlar ki soluğu televizyonda, mikrofonun başında alıyorlar. Belki ülkede çok iyi şeyler olmayabilir ama olsa bile muhalefet görmez. Görse bile bunu ancak kapalı kapılar ardında itiraf eder. Gerçekleri söylerse büyü bozulacak sanır.

Aklıselim, vicdanı hür, özü sözü bir muhalefet ve eleştirmenlerle karşılaşmamız dileğiyle.