HAKİKİ MANADA ELEŞTİREN DOSTUM

Umutcan UMUT

Sevgili  Dostum,

            Seninle kurduğumuz dostlukta en çok hoşuma giden şeylerden bir tanesi de beni eleştirmen. Beni eleştirmen bana son derece motive edici, moral verici, beni sevdiğini her haliyle gösteren ve  “gerçek dost böyle eleştirir “ diyeceğim bir eleştiri ve  bu dostluğumuzun da pekişmesine sebep olmakta. Bu yapıcı eleştirilerin bana dostluğumuzu  adete yapıştıran, kaynaştıran bir yapıştırıcı gibi gelmekte. Yapıcı eleştirileri  eleştirilen insan bir yapıştırıcı gibi görse hayat gerçek manada zevkli olur insana..

            Can dostum,

            Sen beni eleştirirken kırmamaktasın. Bunun sebebi de beni gerçek manada sevmen ve beni eleştirmenin beni kırmayacağına inanman ve benim de seni dinlerken dikkatle dinleyeceğime, üzerine düşüneceğime, haklı gördüğüm eleştirilerini çok iyi analiz edeceğime ve  düzeltileceğine inandığım yanlış hareketlerimi düzelteceğime olan inancından meydana gelmekte. Gene aynı zamanda benim seni eleştirirken aynı  yöntemi izleyeceğimi, senin de benim eleştirilerimden o kadar faydalanacağına olan inancından kaynaklanmakta.

            Can dostum,

            Bazı eleştirmenler vardır. Dost gibi insana yaklaşarak tüm kinini kusarlar ve sonunda derler ki, “Ben seni seviyorum, eleştiriyorum. Ama sen eleştiriye kapalısın da  ondan eleştiriden rahatsız oluyorsun. Dosta acı söyler ama gerçeği söyler” diyerek bir şeyler anlatırlar. Bu mudur dostluk?  Eleştiri insana hakaret ederek, onun bunun yanında küçük düşürerek mi yapılır?  Eleştiri insana  “beni seviyor ki,  yapıcı eleştiriyor, ne güzel de  beni iyiye güzele sevk ediyor” hissi verecek bir eleştiri olmalı. Yani aynen senin bana yaptığın yapıcı, yapıştırıcı eleştiriler  gibi…

            Can dostum,

            Bazı insanlara rastlarız. Karşısındaki insanın  kendisinden  mevkii ve makamca küçük olmasını ve kendisine  fırsat bilerek ve kendisine tepki gösteremeyeceğine inanarak aklına gelen her şeyi söylerler ve  kültür adamı geçinmelerine rağmen, kültürleri kıt olduğundan  dolayı da  hep aynı espriler, aynı şakalaşmaları sevgi adı altında göstererek komik duruma düşerler. Hele o küçümsedikleri insanlar tahammül sınırlarının zorlandığını görerek kıvrak zekalarını konuşturarak, ona cevap verdikleri zaman  ya sırıtmaya başlarlar, ya da kendi komik duruma düşmelerine kahkahalarla cevap verirler. Kendi düştüğü hale gülmek diye ben buna derim.

            Sevgili dostum,

            Eleştiri iğneli fıçıya benzer. Eleştiriyi  doğru kişiye doğru zamanda yaparsan hem o faydalanır, hem de sen faydalı olmanın sevincini yaşarsın. Ama  eleştiri yapmasını bilmezsen başkasına faydalı olamayacağın gibi dostunu düşman haline bile getirmene sebep olabilir. Bu yüzden insan eleştirmesini bilmiyorsa susması gerekir. Bir büyük insan der ki “Konuştuğum için çok zaman pişman oldum. Ama sustuğum zaman hiçbir zaman pişman olmadım” Bu güzel söz karşısında ben şapkamı çıkarmaktayım.

            Can dostum,

            Gene atalarımız der ki “Söz biliyorsan söyle de ibret alsınlar. Söz bilmiyorsan sus da seni adam sansınlar” der. Bilgisi ve insanlara gösterecek kadar sevgisi olmayan sevgi cimrisi insanların susması en güzel vatanseverlik olmakta bence.

            Can dostum,

            Bizim dostluğumuzun pekişmesi ve  bu güne kadar gelmesinin sebebi sence  bizim birbirimizi “Yaratılanı sevdim, yaratandan ötürü” demesinden değil mi? Eleştirilerimizde bile insanları iyiye güzele sevk etmek amaç olunca o zaman eleştirilerimiz de eleştiri olmaktan ziyade tavsiye  haline gelir. Yol gösterici fikir eleştiri  halinden  yol gösterici aşamaya geçer.

            Can dostum,

            Her söz etkili olsaydı, insanlara hep konuşan, hep  birilerine hitap eden, öğretmenler, imamlar, yöneticilerin hepsi çok saygın insanlar olurdu. Ama sen de bilmektesin ki bu kesimin sadece  yüzde 1'lik kesimi ancak çok sevilen insanlardır ve onlar yolda giderken bile saygı görürler. Çünkü onlar düşünmeden konuşan değil, düşünen, sonra onu analiz eden ve kalp kırmadan insanları  hakiki manada severek ve  hem beden dili, hem kalp dili, hem beyin dili, hem de zahiri dil  ile hepsi bir arada ahenk ile   konuşan insanlardır. Bu yüzden de hem konuşmalarını geniş kalabalıklar dinler, hem de öldükten sonra bile asırlarca anılırlar. Biz belki asırlarca anılmayacağız ama ikimiz de miras olarak  kimseye örnek olmasa bile çocuklarımıza güzel bir dostluğu miras olarak bırakacağız.

            Canım dostum,

            Sadece eleştiri değil de her konuda ölçülü olmak, dengeli ve  seviyeli olmak  da bilgi ve kültür işidir. Okumayan, sadece duyarak, duydukları yalan yanlış bilgilerle insanları değerlendiren, “ben yaşlıyım, ben üniversite mezunuyum” diyerek  bilgilerini yenilemeden sadece eski bilgilerine dayanarak konuşan insanlar belki nezaket icabı dinlenir ama  sonrasında insanlar onlar hakkında iyi kanıya sahip olmazlar. İşin esası önce okumak, sonra dinlemek ve analiz etmekten geçer.

            Can dostum,

            Her duyduğunu   başkasına anlatan ya da her duyduğunu önemsemeden “bir kulağından girip ötekinden çıktı” dedirtecek kadar vurdumduymaz olmak  iyi şey değil. Bizlere düşen duyduklarımızı iyi dinleyerek beynimizde  iyi değerlendirmek, bir değirmen gibi öğütmek, işlemek zorundayız. Sonrasında okuduklarımız üzerinde düşünmek, sonrasında da düşündüklerimizden kesin doğru olanları, doğru zamanda ve doğru bir şekilde birbirimize anlatmak bizim dostluğumuzun temel prensi olduğundan birbirimize çok faydalı olmaktayız.

            Can dostum,

            Kim ne derse desin bizler birbirimize karşı övgü dolu sözleri az kullanarak ama zayıf gördüğümüz yönlerimizi birbirimize anlatarak ve bu zayıflıklarımızı anlattıktan sonra da nasıl güçlendireceğimiz konusunda  da birbirimize rehberlik eden insan olmaya edersek bu  tutumumuzdan sadece bizler değil, çocuklarımızdan başlayarak yakın çevremizde, eğer gerçek manada bizleri seviyorlarsa, istifade ederek, onlar da başkalarına anlatarak  faydalı olmaya bakarlar.

            Can dostum,

            Bu anlattıklarımı anlamayarak ya da yanlış anlayarak gene bizlere saldıran bizi kibirli, kendini beğenen insan gibi algılayan insanlar çıkacak mutlaka. “Kedi  ulaşamadığı ciğere murdar dermiş” misali bizim seviyemize çıkamayan, dostluğumuzun özündeki manayı anlayamayan insanların böyle yorum yapmasına da alışmamız ve “meyveli ağacı taşlarlar” misali   onlara kulak asmadan “it ürür kervan yürür” diyerek atalarımızın sözlerine uyarak birbirimizi eleştirerek geliştirmeye  devam edelim. Başkaları varsın ne derse desinler.

            Can dostum,

            Sen eleştirilerine devam edersin. Bizleri suçlamadan, bizi anlayarak, yol göstererek yapacağın eleştiri mutlaka bizlere faydalı olacaktır. Çünkü sen, kendi adını gizleyerek, O'nun bunun adına bana eleştiri yöneltmiyorsun ve gerçek adını kullanarak ve  dürüstçe eleştirmektesin. Gerçek manada eleştirenler  kendilerini gizlenmeden ve arkadan değil de dostunun yüzüne karşı ve kimsenin olmadığı ortamlarda söylerler eleştirilerini ve  bir defa söylerler. Her gün aynı eleştiriyi de tekrarlamazlar.

            Can dostum,

            İnsanın kendi yaşı ve tahsili ile övünerek, başkalarını eleştirmesi  de insanlar tarafından  hoş karşılanmaz. “ Akıl yaşta değil baştadır” ata sözünü atalarımız neden söylemişler? Niçin söylemişler bu konu üzerinde iyice düşünmek lazım. Okuduklarını uygulamayan ve bilgisini paylaşmadan sadece  övünme vesilesi olarak her yerde  konuşan insanlar  bir şey kazanmazlar. Bizler ise birbirimizi eleştirmek ve geliştirmek için diplomalarımızdan ve yaşımızdan çok samimiyetimize ve okullarda öğrendiklerimizi ne kadar hayatımıza uyguladığımıza bakarak “hayat üniversitesinde ne kadar başarılı olduğumuza” bakarsak hem biz, hem çevremiz ve hem de gelecek nesiller bundan faydalanacaklardır.

            Selamlarımı sunuyor, seni kucaklıyor, dostluğumuzun öldükten sonra da aynen devamını diliyorum..