SANATIN PUSULASI

Yolcu dergisinin 58. sayısında Selçuk Küpçük’ün Ahmet Kaya üzerine yazdığı uzun soluklu yazısını okurken şöyle bir düşündüm de, Ahmet Kaya’nın çoğu kişinin hayatında bir yeri var. Ahmet Kaya’nın dinleyici kitlesi hiç eksilmemiş. Hatta artarak büyümüş. Bir kesim sürekli onu dinlemiş ama bunun yanında sağcısından İslamcısına kadar her kesimden Ahmet Kaya’nın dinleyicileri olmuş. Ülkücü gençlerin ocaklarda Ahmet Kaya dinledikleri, İmam Hatip yurtlarında Ahmet Kaya dinlendiği bile olmuş. Hatta Ahmet Kaya ülkeyi terk etmeden verdiği konserlerde türbana destek veren açıklamalar yaparak kendisine yeni dinleyici kitleleri kazanmıştı.

Aslında film buradan başlıyor. Ahmet Kaya türbana destek veren açıklama yapınca İslami kesimden tam destek alıp dinleyici kitlesini arttırırken eski dinleyicilerini kaybetmeye başlamıştı. Çünkü devrimci, asi, protest Ahmet Kaya’nın türbanlılara destek vermesi birilerini sevindirirken bazılarını bu pek de hoşnut etmemişti.

Aynı durum Cem Karaca’da da yaşanmıştı. Bir kesim Cem Karaca’yı her döneminde dinlemeyi sürdürürken, Cem Karaca’nın eski dostlarından uzaklaşıp imani bir yapılanmayı seçmesini hazmedemeyen eski dostları onu terk etme kolaylığını göstermişti. Hatta cenazesinde alkışlamak yerine “Tekbir getirin.” vasiyetini duyan birçok dostu cenazesine bile gelmemişti.

Şiir yıllıkları çıktı, gördük. Bazı yıllıklarda her kesimden şair sayfaları doldururken bir takım yıllıklarda zoraki birkaç isim dışında tanıdık isimlere rastlayamadık. Buna bir kısım yerlere yaranmaya çalışmak falan demek de yersizdir. Çünkü edebiyatın yaranılacak bir yeri de yoktur ve olmamıştır. İşin doğrusu, iyi bir şey varsa ona iyi demek asıl büyüklüktür.

Selçuk Küpçük Ahmet Kaya yazısı yazar, Selda Bağcan’dan bahseder. Fakat Selçuk Küpçük’ün bestesini okuyan Selda Bağcan’dan Selçuk Küpçük yazısı okumak imkânsızdır. Onlar Hasan Sağındık’ı da bilirler, Ömer Karaoğlu’nun eserlerini de bilirler ama bunu dile getirme yürekliliğini gösteremezler. Elbette doğruyu görmek ve dile getirmek yürek işidir.

Bizler Turgut Uyar’ı, Edip Cansever’i, Ece Ayhan’ı okurken onların şiirlerini okumayı tercih edenlerdeniz. Ahmet Arif’in şiirlerini hem okur hem dinleriz. Bunda da bir beis görmeyiz. Bazı edebiyat adamları günün birinde Sezai Karakoç, Necip Fazıl çizgisinden uzaklaşırlarsa belki üzerlerindeki sis bulutundan da kurtulurlar.

Selçuk Küpçük Yolcu’nun 58.sayısında Ahmet Kaya’yı anlatmıştı. 59. Sayıda da Hasan Sağındık’ı anlatacakmış. Bizler onun yazısını aynı ilgiyle okuyacağız. Çünkü üzerimizdeki at gözlüklerini bırakalı çok oldu.