İLK BAKIŞA ÖNEM VEREN OĞLUM

Canım oğlum,

Bir insan, başka  insanlarla tanışınca, kimi zaman  ilk tanışmaya çok önem verir.Çok insan ise ilk tanışmaları  önemsemez.Tanıştıktan sonra tanışmayı ciddiye almadığından dolayı da tanıştığı insanı hemen unutur. Ama ilk tanışma, ilk konuşma,  ilk bakış önemlidir. Bugüne kadar yaşadığım tecrübe ve  bilgimi baba oğul olarak seninle paylaşmak istedim bugün.

Sevgili oğlum,

Ben ilk bakışa önem veririm. Çok zaman ilk bakışta insana sevgi ve saygımı göstermekten hiç kaçınmam. Ama karşımdaki insanların çoğu ilk tanışmaya önem vermediklerinden ve ilk tanışmada davranış ve sözlere ön yargı ile yaklaştıklarından, insanları sevmekte zorlandıklarından dolayı insanlardan kaçarlar. Bu kaçma her zaman karşısındaki insanın verdiği izlenimin olumsuz olmasından değil de, kendini tanıştığı  insandan daha yetersiz görmesinden  kaynaklanmaktadır.Halbuki özgüveni yüksek insanlar yeni insanlarla tanışmaktan zevk alırlar. Bir insanın “ Ben yüksek özgüven sahibiyim” demesine bakma sen. İlk tanıştığı insana nasıl baktığını ve tanıştıkları insanlarla ilişkilerini nasıl devam ettirdiğine bak . İnsan sözleri ile değil davranışları ile vardır çünkü. Dil yalan söyler ama beden dili asla yalan söylemez.

Sevgili oğlum,

Akıllı insanlar ilk defa tanıştığı  insanları dikkatle izlerler ve hemen yargıya kapılmazlar. İlk tanıştığı insanları tanırken, onları dikkatle izlerler. İnsan davranışları konusunda bilgi sahibi olduklarından dolayı da  insanları yargılamaya, ön yargı ile bakmaya değil de sevmeye, anlamaya  çalışırlar. Çok zamanda insanları sevdikleri ve anladıklarından dolayı da  insanlara kendilerini sevdirmekte zorlanmazlar. Bu gibi insanlar insanlarla çabucak kaynaştıklarından dolayı da hem ailede hem  işte hem de toplumsal olaylarda sevilir ve sosyal yaşantıda da iş yaşamında da başarılı olurlar her zaman.

Canım oğlum,

Sende ilk tanışmalara önem veren ve arkadaşlarını sevmeye çalıştığından  ve  onları yargılamaya zaman bulamadığından, daha doğrusu da yargılamadığından dolayı arkadaş çevren var ve arkadaşların tarafından da sevilen insansın. Bu tutumun devam ettiği müddetçe de arkadaşların tarafından sevilmeye devam edeceksin.

Canım oğlum,

Bugüne kadar binlerce insan tanıdım. Bu insanlar içerisinde  çoğunun önyargılı olduklarını gördüm. Önyargılı insanlar arasında çoğunlukla gençler olmakta. Aileleri tarafından yeterince sevgi gösterilmeyen, anlaşılmayan, ilgilenilmeyen  çocuklar ve gençler, insanlara karşı önyargılı yaklaşırken sadece kendi gibi düşünen ve yaşayan insanlarla arkadaşlık kurmaktalar ve onlara gereğinden fazla bağlanarak yeterince sosyalleşememekteler.

Canım oğlum,

Biz ailece senin ve kardeşinin sosyal ve ailesini seven insanlar  olmanızı istediğimizden dolayı da  tanıştığın insanlara dikkat etmeni sözle değil davranışlarımızla göstermekteyiz ve gerçek manada sevdiğin insanları bizlerde sevmekteyiz ve senin güvendiklerine bizlerde güvenmekteyiz. Bu da senin gelişmene ve sosyal insan olmanın yanında kendine güvenen insan olmana sebep olmakta.

Canım  oğlum,

İnsanlarla tanışınca insanların iyi niyetli olanlarının, karşısındaki insanların çoğunu iyi niyetli olduğu kanısına vardıklarını gördüm. Ama zamanla gördüm ki, kendisi gibi aktif olmayanları aktif olanlar, kendisi gibi  çekingen olmayanları da çekingen olanlar benimsememekte çoğu zaman. Başka insanlarla muhatap olmaktan korkmayan insanlar, başka insanların yanına gelmesini beklemeden sevdikleri insanın yanına giderler.

Canım oğlum,

Bizler tanıştığımız insanları sevmeye bakmalıyız. “ Yaratılanı hoş gör yaratandan ötürü” misali insanları sevmeye çalışmalıyız. Ama tüm çabalarımıza rağmen insanlar bizleri olduğumuz gibi değil de, kendi kafalarına göre, görmek istedikleri gibi algılamaya veya bizleri anlamadıkları gibi alay edip dalga geçmeye devam ederlerse onlardan da uzak kalmak bizim vatandaşlık görevimiz olmalıdır. Çünkü ne biz zorla bir kimseyi sevebiliriz ne de  kimse zorla bizi sevebilir.

Canım oğlum,

Çok eskiden, çocukluğumuzda muhtemelen sen yaşta, bunları düşünemez, insanların  hep bizi sevdiğini zannederdim. Yaşadığımız tecrübeler ve  edindiğimiz bilgiler zamanla  tanıştığımız insanlara dikkat etmemiz gerektiğini  gösterdi. Adına hayat tecrübesi dediğimiz bu  öğrenme sonucunda artık ilk bakışta insanları az çok tanıyarak ona göre davranma becerimiz gelişti ve insanları tanırken daha az zarar  görmekteyiz. Seninde bu tecrübelerimize ortak olmanı sağlamaktayım ki, bu tecrübelere erken yaşta sahip olarak insanları tanıma, sevme ve onlara yardımcı olma konusunda sen bizden daha erken davran her zaman.

Canım oğlum,

Yeni  insanlarla tanışmak insanın doğası gereğidir. Gelişen ve sosyallikte ilerlemek isteyen insan yeni insanlarla tanışmaktan hiç kaçınmaz. Başkalarına faydalı olduğunu gören insanların  daha mutlu olduğu, hayatta daha çok manevi şeylere sahip olduğu ve aynı zamanda da  uzun yaşadıkları bilimsel olarak ispatlanmış. İşte bu yüzden çevrene baktığın zaman insanların kendilerini üzen dedikodu yapma, insanlara sinirlenme, önyargı ile yaklaşma yerine, insanları sevme, onları anlama, onlara yol göstererek veya gücü yetiyorsa  bizzat yardım etme yönünde  çaba harcarlarsa mutlulukları daha da artar.

Canım oğlum,

Gene sosyal insanlara baktığımız zaman ailelerinin de sosyal ve yardım etmeyi seven, aile bağlarının güçlü olduğu  ailelerden çıktığını görürüz. Buna istisna olarak  kendi çabası ile  ailesinin  aksine  kendini geliştirmeye azmederek sosyal olan insanlarda vardır. Kısaca çevresinin olumsuzluklarından ders alarak olumsuzlukları olumlu yapan insanlarda her zaman kazançlı çıkarlar. Ben de   bu insanlardan birisi olarak senin sosyal ve insanlara önyargı ile yaklaşmayan tutumunu görerek sevinen bir baba olmanın mutluluğunu da yaşamaktayım. Ne güzel değil mi ?

Sevgili oğlum,

Sende yeni tanıştığın her  insanı sana yeni ufuklar açacak, gönlünde sevgi deryasına yeni damlalar akıtacak insanlar olarak algılarsan ve insanları iyice tanıyana kadar onlar hakkında olumsuz ve önyargılı düşünmezsen bir süre sonra gönül gözünün açıldığını ve  hayata daha güzel açıdan baktığının farkına varacaksın. Hani bir büyüğümüz demiş ya , “ güzel gören, güzel düşünür, güzel düşünen de hayatından lezzet alır.” Sende böyle güzel lezzetleri tatmaya layık insansın.

Sevgili oğlum,

Tanışmak kaynaşmak ve güzellikleri paylaşmak biliyorsun ki, canlılar arasında sadece insanlara mahsustur. İnsanlar  hayata bakış açıları, inançları ile hayatı kendilerine  ya cennet kadar güzel ya da cehennem kadar acı verici yaparlar. Bu dünya olduğu gibi var, bu dünyayı acı yapmakta yaşamaktan zevk alacak hale getirmekte bizim elimizde. Hatta düşüncelerimizi geliştirerek  kötü bir düşünceden iyi düşüncelere, nefretten sevgiye geçersek o zaman hayatta bize güzel yüzünü gösterecek. Yeter ki tanıdığımız insanları doğru tanıyalım ve sevgi ile kucaklayalım.

Canım oğlum,

Yeni İnsanlarla ilişkilerimize dikkat ettiğimiz kadar , daha önce tanıştığımız insanlarla ilişkilerimizi de gözden geçirerek  hatalarımız varsa onları düzeltmenin yollarına da başvurmak insan olarak bizim şiarımız olmalı. Olumsuzlukları olumluya dönüştürmek ve nefretleri sevgi ile değişmek erdemli ve  gelişen insanın görevi olmalıdır.

 

Canım oğlum,

Bu mektuplardan sonra senin daha çok geliştiğine , duygusal yaşantının daha da  sevgi dolu olduğuna ve duygusallığının arttığına şahit oldum.Bu insan olmanın gereği. Hayvanların bile zaman zaman duygulu olduğu bir dünyada duygusal olmayan , robot gibi yaşamanın ne anlamı kalır kendimize saygımız varsa duygularımızı ve sevgilerimizi bunları anlayanlarla paylaşmak erdemine ulaşmak insanlık  işareti olmalı bizim için.

Seni bu yüzden sevgi ile kucaklamaktayım.