YUNUS DİYARINDAN SEVGİ ÇAĞRISI

                                                                                                                   Mehmet Emin ULU

Yunus’un kabrinde çocuklar dolaşıyor aramızda. Onlar tanışıyoruz, bilişiyoruz. İki çocuk yanımızda kendi, aralarında konuşuyor… “Yavrum bunlar kim biliyor musun? Öteki gururla cevap veriyor: “Evet biliyorum… Bunlar Şiir Şairleri!” Bizim gibi diğer çocuk da tebessüm ediyor. Arkasından beyinleri allak bullak eden cevabı yapıştırıyor.

“Hayır Yavrum, bunlar Yunus’un Şairleri!...”

Yunus’un Şairi olmak…

Çocuk yüreğinden yükselen böylesine manidar bir ifade, kaç gönül erinden çıkar acaba? Bu olsa olsa Yunus kabrinin başında açan bahar çiçeklerini öpüp koklayan Yunus Gönüllü çocukların gönül dilinin ifadesi olabilir…

13–14–15 Mayıs 2010 tarihlerinde Afyonkarahisar’ın Sandıklı ilçesindeydik. Gönlündeki güzelliği yüzüne aksettiren saygıdeğer Sandıklı Kaymakamı Samet Ercoşkun’un konuklarıydık.

Yunus adına bizi çağırmıştı. Yunus adına çağrıya koştuk.

Öylesine güzel insanlarla birlik olup, öylesine güzel günler yaşadık ki; Yunus Diyarında sevgiden başka hiçbir şey devşirmedik… Üç gün içinde Sandıklı ilçesinin bütün güzelliklerini ruhumuzun imbiklerinden geçirerek; ilçenin esnafıyla, memuruyla, eğitimcisiyle, yoksuluyla fakiriyle, köylüsüyle, kentlisiyle, çoluğuyla çocuğuyla hemhal olduk.

Bu öyle bir hal ki; “Gelin tanış olalım/İşi kolay kılalım/ Sevelim sevilelim/ Bu dünya kimseye kalmaz”  dörtlüğünün ruhlara bıraktığı cazibeye eşdeğer bir hal… Ve “Anadolu Yunus’tur” söz incisinin bütün derinliğini yansıtan, saatler ve anlar…

Azerbaycan’dan katılan Zelimhan Yakup’un hem sözde, hem şiirde, hem de Yunus Emre Destanını yorumlayışındaki heyecanını, aşkını, coşkusunu, vecdini, şevkini ancak böyle ortamda olduğunuzda yaşamanız mümkün olabilir.  Saatlerce, hiç durmadan, dinlememeden, yorulmadan, arılmadan, darılmadan, o güzelim Azerî Türkçesiyle yaptığı sohbet, Yunus Emre Destanı kadar destanlaşacak güzellikteydi…

Beni gördüğünde “Tokatlı, Köroğlu’nun Memleketinden” deyişinin altındaki Tokat Köroğlu Destanını, bir gün Tokat’ın zümrüt bahçeleri arasında, semasında parlayan yıldızları altında; ister gözüm açık olarak, ister gözüm kapalı olarak, Yasin’le birlikte dinlemezsem, inanın ruhum asla rahat olmayacaktır…

  Gerek katılımdaki yoğunluk, gerek program akışındaki zarafet “Anadolu Yunus’tur Şiir Şöleni” için herkesin söyleyeceği bir şeylerin olmasından daha tabii ne olabilir?

Yunus Emre Ruhunun, Yunus Emre Aşkının, Yunus Emre Sevdasının, Yunus Emre Felsefesinin, Yunus Emre Hoşgörüsünün böylesine bir organizasyonda, böylesine deruni olması; yine Yunus bir kerameti olsa gerektir.

Yedi yüzyıl öteden hâlâ insanlara: “Ben gelmedim Dava için/ Benim işim sevgi için/Dostun evi gönüllerdir/ Gönüller yapmaya geldim…” düşüncesini yansıtabiliyorsa; bu ebedi ve ezeli çağrıyı yapmak için onca güzel insanı bir araya getirebiliyorsa; insanlığın geleceğinden umut kesilmemiş demektir.

Ben Sandıklı’dan dünyaya yapılan, “Sevgi Çağrısı”nın çağlayanlarını gördüm ve yaşadım.

Ali Akbaş’tan Yahya Akengin’e, Bahaettin Karakoç’tan Rıdvan Çongur’a,  M. Nuri Parmaksız’dan İsmet Bora Binatlı’ya, İlter Yeşilay’dan Mine Bahçeci’ye, R. Mithat Yılmaz’dan Gazi Özcan’a, Hadi Önal’a, Harun Yavruoğlu’ndan, Yurdal Demiral’a, Talat Ülker’den, Ahmet Otman’a,  İbrahim Yavuz’a, Muharrem Kubat’tan İsmail Göktaş’a Mevlüt Uluğtekin Yılmaz’a varıncaya kadar öylesine güzel insanlar, gül bahçelerinde öyle gül derdiler ki; hangisinin kokusu hangisinden üstün, kimse anlayamadı, bilmedi... Çünkü hepsi Yunus Bahçesinde yoğrulmuş, Yunus tahtına konmuştu. Herkes o gözle baktı. Herkesin gönlüne şiirler, türküler, ilahiler o berraklığıyla aktı…

Atatürk Kültür Merkezinden gelen panelistler: Prof Dr. Mehmet Akkuş, Prof. DR. Kamil Veli Nerimanoğlu, Doç. Dr. Bayram Dalkılıç ve Mustafa Özçelik Yunus’un dünyasına yeni pencereler açtılar, nice gönüllere girip, nice kaleler ve kuleler fethettiler.

Bütün bu güzellikler içinde “Elazığ Kürsübaşı” ekibinin program kurgusu, işleyişi ve icrası göz kamaştıracak kadar güzel ve samimiydi.

Sandıklı “Yarenler Gecesi”ni tertipleyenlerin işlerini profesyonelce yaptıklarını; seyredenleri kahkaha gözyaşlarına boğmasından anlamak mümkündü.

Esat Kabaklı’nın programdaki coşkusu, yağ üstüne bal, bal üstüne kaymak gibiydi…

Bütün bu güzelliklerin arkasında elbette pek çok güzel insanın damgası var. “Hazar Şiir Akşamları”nın görünmez kahramanı Şener Bulut Beyin, mütevazı, mütevazı olduğu kadar içten, bir arı beyi gibi, her görüşün, her düşüncenin altında olmasına rağmen, hep başkalarını öne çıkarması, çileli bir hayatın masumiyetinin inceliklerinin bir insanda nasıl şekillendiğini ispatıydı.

Elazığ Belediyesi, hizmeti il sınırlarını ötesine taşımış. Elazığ Kürsübaşı ekibini ülkenin dört bir yanına göndermek için kendisiyle yarış ediyor.  Elazığ Belediye Başkanı Süleyman Selmanoğlu’nu yürekten kutluyorum.

Elazığ İl Kültür Müdürü Tahsin Öztürk’ün programa katkısı azımsanacak gibi değil. Sanki Elazığ Valiliğinin bütün imkânlarını seferber etmiş gibi…  Her işte, her uğraşta çabalıyor, yüreğini ortaya koyuyor…

Fırat Üniversitesinin de taşın altına elini koymuş olması; bir ilde olması gereken Üniversite-Valilik ve Belediye üçlüsünün çalışma anlayışının ne boyutta olduğunun göstergesi değil de, nedir?

Sandıklı Belediyesinin genç ve dinamik başkanı İsmail Beyin yaptığı işten memnuniyeti yüzündeki tebessümlerden belli oluyordu.

Sandıklı ilçesine gıpta ediyorum.

Çünkü Samet Ercoşkun gibi bir kaymakamları var.

Ne yaptığını, nasıl yaptığını, niçin yaptığını bilmenin keyfi hem yüzünde, hem sözünde, hem de nazik davranışlarında öylesine mütenasip bir şekilde yansıyordu ki, ne kadar övsek azdır…

Sözü uzatmayalım…

Onca insana yüreğini açan Sandıklı ilçesi halkına, Reşadiye köylülerine, Sorkun İlçesi Belediye Başkanına, Mustafa Kemal İlköğretim Okulu öğrenci ve öğretmenlerine, kardeşim kadar sevdiğim rehberim Mehmet Gönen’e, Park Otel Sahiplerine, Belediye Başkanı İsmail Bey ve Saygıdeğer Kaymakam Samet Ercoşkun’na binlerce teşekkür…

Allah gayretinizi daim etsin… Sandıklı’dan yaptığınız “Sevgi Çağrısına” bütün insanlık avdet etsin!...