MUSTAFA BERÇİN VE DİLARA...

Yüreğine sevda düşen yiğitlerin hayat akışında fırtınalar koparda dizginlenmez bir küheylan kükreyişiyle dağları, ovaları aşarda soğuk sularda serinleyip yay gerip ok atar, güneşin doğduğu yöne sefere çıkar.

Rüzgara doğru kılıç sallar da bozkurt duruşu ve dalışıyla vatan olmuş aşkın bütün basamaklarını tek tek adımlayıp dört bir yana nam salmışlığın rahatlığında ilmek ilmek yüreğine toplar neyi varsa, nakış nakış süsleyip çağlayanlara karışır sessizce..

Nereye gittiğini bilerek, isteyerek, hazırlıklı giden dizelerin ve vatanı karış karış dolaşan kelimelerin hikayeleştiği bir tatlı anlatımla okuyucunun kendi hayatındaki unutulmazları hatırlatışın ötesine tatlı bir huzur veren kaç kalem kaldı, kaç yanmış yürek ateşin korundan kıvrılan dumanlarında gökyüzüne meydan okumaya cesaret etti.

“Nadasa bırakma gönlünü sakın

Keyifle özgürlük tacını takın

Hükmünü sonra ver bitsin merakın

Sular tersten akıyor mu sevdiğim.”

Bir ömrün tahlilini sade bir dille yazılışın. Bizim nesilde bıraktığı izleri hatırlatışın anılarını yaşayıştaki tatlı burukluğun farklı güzelliğini Mustafa BERÇİN’in yüreğiyle bütünleştirmenin ılık bir rüzgar esintisince tüm bedeni teslim alışını teşvik etmek gerek.

Yağmur çisesi ıslanışında dağ yamaçlarında yolculuğun gizemli adımlarıyla yorulmuş bir vücudun beyinle uyumunda Anadolu olmak alabildiğine, vatan sevdasının sevgi ötesine ulaştığı anların aşka dönüşüp yaşanması gereken ne varsa eyvallah demek.

Sevgiyi, aşkı ve dahi feryadı bir yapmış şair yüreğin edebiyat dünyasında emin adımlarla yürüyüşünü görmek, ona arkadaş olmak, dost olmak dahası kardeş olmak ne güzel.

Bilindiği gibi dil, din, tarih, kültür ve ülkü birliği, ahlakta, terbiyede, örf ve adetlerde ortak duygu ve hedefler, ortak davranışlar milleti oluşturur. Millet ile vatan, ruhla vücut gibidir.

 “Her taşı bir yakut olan bu vatanın  güzel yarınları için can verme sırrında toprağa düşen yiğitlerin bayraklaştığı günde duygularını şiirleştiren kaç sevda çınarı kaldı,  bir elin parmakları misali olan yüreklerin ebediyyen bitmeyeceği de bilinmeli elbet.
            Türk olmanın gururundaki duruşun bir adım ötesinde, hilalden kan damlayışın üzüntüsü, ülkemizdeki olumsuzlukların her noktasının ayrı yorgunluğunu tatmanın bahara sunduğu kelimelerle cümle oluşunda otağ kurmuş bir Türkmen Beyi Mustafa BERÇİN.

“ Birlikte yaşamanın hazzı var dünümüzde

Sonsuza dek sürecek gelecek önümüzde

Sımsıkı sarılırken toyda, düğünümüzde

Halayı kurşunladık, Hilal’den kan damladı.”

Şimdi edebiyat dünyamızın derinliklerinde peşpeşe yayınlanmaya hazır şiir, hikaye ve denemeleriyle adını her geçen gün daha ötelere yazdıracak bir dostu kutluyorum.

Sevda Şiirleri, Sıla şiirleri, Sosyal içerikli şiirler, Diğer şiirler, Kısa ve çeviri şiirler diye beş başlık halinde sunulan şiirler ve Hikayeleri okumak  ve Mustafa BERÇİN’i tanımak çok güzel.

Şiirler dans ederken hikayelerle çetin yollar aşmanın insan olmakla eşdeğer olduğunu bilenler bilir.

Şiir insan hayatının kendisidir. Yaşanılan onca olumsuzluklara karşı koyuş, kabullenmeyiş, nara atıştır.

Bizi sadece savaşçı olarak gören gözlere, sanatçı olduğumuzu da görmeleri gerektiğini hatırlatıyoruz. “Şair millet “ tanımı da bizi çok güzel tarif etmektedir.

Duygular vardır ulu orta haykırışın  dizelerle ifadesini okumak bozkırda çiçek toplamakla birliktedir. Duygular vardır denizin derinliklerinde kendi seyrinde sadece yaşayanla beraberdir.

Bu eserin; problemlerin, stres ve sıkıntıların sürekli arttığı günümüzde; bir bahar tazeliğinde Alperen yüreğin titreyişi ve yarınlara uzanışında gözyaşlarımızı umutlandıran dilara ufkunda açelya ruhunun sadeliğiyle rahatlayış olsun okuyuculara. Anadolu’yu ebediyyen kendine vatan yapan Müslüman Türk’ün gür sesini duymaktan mutlu olanlara yol versin.

Mustafa BERÇİN kardeşimi ikinci kitabı “DİLARA” için candan kutluyor; sağlıklı, mutlu ve huzurlu bir ömür diliyorum.

 

Osman BAŞ