İLKÖĞRETMENİMİZ ANNE...!

Hayatımızın yönlendiricisi, yaşam biçimimizin usta terzisi; zor günlerin aydınlığı, evlerimizin bilge kişisi ANNE...

            Kuş kanatlarının çırpınışı misali çırpınan yüreciğine ummanları sığdırandır o. Acılarıyla, ızdıraplarıyla, sancılı geçen geceleriyle , kendi yarattığı güzellikleriyle hayatın her bölümünde yolumuzu ışıtarak, doğruyu gösterendir,

İlköğretmenimizdir ANNE...

            O, sabahın ilk ışıklarıyla kalkar. Mutfaktan gelen tıkırtılar, kızarmış ekmek kokularıyla karışırken ayak seslerini yanıbaşınızda hissedersiniz hemen. Kalkma vaktidir... Başından hiç çıkarmadığı, pembe oyalarının sırtını ve omuzlarını örttüğü beyaz namaz örtüsüyle dolanır oda oda. Elindeki tesbihi dudaklarındaki dualarla o kadar güzel örtüşür ki bu ilahi güzelliği görmek gerekir.

            Pencere önlerindeki teneke saksılarda yetiştirdiği sardunya, fesleğen, nergiz çiçekleri de onu beklerler sulanmak için sabahları...

            Yıllar fiziki güzelliğini acımasızca talan etse de, ruhundaki güzelliklerden zerre koparamadığı tescillenmiştir. Onca yaşadığı zorluklara rağmen ketumluğuyla sevgi, saygı, sadakat, hoşgörü ve dürüstlük yaşam felsefesi olmuştur. Bu felsefeyi çocuklarına aşılamış olması ise onun iyi bir öğretici olma özelliğindendir. Onun içindir ki hayatını yavrularına, eşine, sevdiklerine adamış ulu çınardır o...

            Bir düşünür, bir yetenek, bir efsanedir..!

            Alnındaki derin çizgiler, göz altlarındaki hareler verdiği mücadelelerin anlamlı izlerini taşımaktadır

            Aza kanaat eden, hep şükür çekendir. Çaresizlik karşısında daima kendince çareler üretmek hiç bir zaman zor olmamıştır onun için.

            Soğuk kış gecelerinde daima yanıbaşınızdadır. Odun sobasının çıtırtısıyla, soba üzerinde kavrulan nohutun pırıltısı, atmış mumluk lambanın titreyen ışığında doyumsuz bir mutluluk, anlatılmaz bir güven ortamı hazırdır çocukları için.

            O, doktorudur evin; elini alnınıza, dudaklarını yanaklarınıza kondurduğu an, en güçlü teşhisini koymuş, tedavi beyninde şekillenmiştir. Sıcacık sevgisiyle ısıtır, kollarında mutluluğu yaşarsın. Ertesi güne de sağlıklı ve gülerek başlarsın.

            Bilge kişidir. Tarih olur, İstanbul’u fetheder. İlk çağları, mağra devrini anlatır. Kosova’da bayrağın doğuşunu ondan öğrenirsiniz.

            Dört mevsimde coğrafyayı tanıtır. Haritalar, atlaslar ailelerinin altında kayar örselenerek, Yedi bölge ve güzellikleri onun anlatımıyla çok daha güzelleşir.

            Haksızlığa asla tahammülü yoktur “Hak dendimi akan sular durur” en sevdiği söz dizisidir.

            Küçük yaşta evlendiği için, kucağına çok erken aldığı bebeleriyle beraber büyüdüğünü söylerken, yüreğindeki yaşama, yaşatma arzusu onu yarınlara taşıyan en önemli etken olmuştur.

            Çok zaman dilinden düşürmediği;

            Gözemi geldik, sen mi unuttun

            Gelmiyorsun ah..!

            Öyle karanlık geceki ruhum,

            Olmuyor sabah, olmuyor sabah... Şarkısı...

            Kulaklardan silinmeyen berrak ve içli sesiyle onu dinlemek huzur verir insana. Kaybettiği hayat arkadaşına yarım asrı geçen bir ömür vermişti. Bu şarkılarla yaşamıştı hep. Sevgi, saygı, özlem ve sadakat kokuyordu buram buram. Bundan daha güzel bir sunum olabilir miydi ki.

            Bayram sabahlarında, gece boyunca ellerinde şekillenen çiçekli basmaları, bayram yemeklerinin leziz kokularıyla uyandığınızda başucunuzda görmek, çocuk yüreğinizde unutulmaz bir haz oluştururdu.

            Güçlü bir maneviyata sahip oluşu, bağnazlığa asla taviz vermeyişi çocuklarının yetişmesinde de ona güç kaynağı olmuştur. Allah sevgisini, ana, baba sevgisini, vatan, bayrak aşkını ilmek ilmek işlemiştir körpe beyinlere...

            O, bir Atatürk kadınıdır..! O, bir Cumhuriyet kadınıdır..!

            O, bir GAZİ kızıdır. Kurtuluş savaşında, Afyon Ovası’nda yaralandığında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çadırına çağırarak alnından öptüğü Muallim:Öğretmen Hafız Mehmet Kemal ÖZDİLEK’ih tek kız evladıdır. Bu onun için anlatılmaz bir onur, erişilmez bir şereftir. Belli ki Atatürk sevgisiyle büyümüş, bu sevgiyi nesillere taşıyabilmiştir.

            Bayramlarda gururlanır, coşar yüreği... 10 Kasımlarda göz pınarları dolup dolup taşarken “Gözlerime bakıp beni anlayın” der.

            Çünkü o, fikirleriyle, öğretileriyle; hayat tecrübeleriyle, bıraktığı güzellikleriyle, maddi, manevi değerleriyle bizim için tükenmez zenginlik kaynağımızdır.

            O, yaşantımda ilkem. Evimde, işyerimde                      gölgem,

            Nar tanem, nur tanem, bir tanem.

            BENİM CANIM ANNEM dir...!

Esen kalın...