GEMİLER GİDENDE CÂNIM...

Mustafa UÇURUM

 

            Yıllardır meydanlarda atılan sloganların, nutukların, yapılan eylemlerin bir hamaset göstergesi olmadığını gemiler yola çıkınca anlayanlar, gemilere saldırılınca ve amaçları yalnızca mazlumlara yardım olan kişiler bu uğurda canlarını verince her şeyin aslında ne kadarda gerçekçi olduğunu anladılar. Elbette bu noktada “anlayan anladı” demek daha doğru olur.

            Bir takım medyanın her şeye inat İsrailci olmasını inanın hiç yadırgamadım. Çünkü biliyorum ki bunların ekmek kapısını Yahudi lobileri sağlıyor. Onların büyük ağabeyleri onlar. Müslümanların, yardım için koşanların kim olduğu onlar için önemli değil. Dünya bu insanlık dışı olayı lanetlerken İsrail gazeteleri ve bizim İsrail seven gazetelerimiz ne kadar masumdu öyle ve bu saldırıyı ne kadar masumane gösterdiler kendilerine.

            O gemiye biniyor olmak demek ölümü göze alıyor demekti ve bunu o yolculuğa çıkan herkes biliyordu. Çünkü karşılarında bebeklere, eli silahsızlara gözünü kırpmadan silah doğrultan bir zihniyet vardı. Hem de arkasındaki büyük desteği bilen bir zihniyet. Fakat bu kez öyle bir halt ettiler ki büyük destekçileri bile ne kadar isteksiz olsalar da “dur” demek zorunda kaldılar. Somali’deki korsanlara özenen bu zihniyet aslında gerçek niyetini gösteren bir hareket yapmıştır. İçinde patates soymak için bulunan bıçaklardan başka tek silah aleti bulanmayan yardım gemilerine saldırmak ileriyi görmekten başka bir şey değildi. Çünkü biliyorlardı ki bu gemiler bir gedik açacaktı. Bir başlangıç olacaktı. Yıllardır sadece sloganlarla lanetleniyorlardı fakat şimdi gemilerle Gazze’ye ulaşılıyordu. Biliyorlardı ki bunun arkası gelecekti.

            Hakan Albayrak’ın “One minute” diyerek saldırdılar sözü bir gerçeği de ortaya koyuyor. Başbakanın bu çıkışının onların üzerinde ne kadar büyük etki yaptığını gösteren bu hareketleri bir işaret olmalı. Bir sert çıkışla bile sarsılan bu zihniyet gemilerle birlikte nasıl büyük bir sarsıntı yaşamıştır, gerisini siz düşünün. Saldırının ardından yapılan sert açıklamalar, iptal edilen, askıya alınan anlaşmalar onlar için büyük kayıptır. Bunun farkındalar.

            Dünyanın yapması gereken, ah vah edip İsrail’i en ince sözlerle kınamak olmamalı. Gazze gerçeği hâlâ capcanlı durmakta. Oraya uygulanan ambargolar kaldırılmadan söylenecek ne kadar destek sözü varsa boşlukta kalacaktır.

            Basınımızın bir takım güzide temsilcilerinin (!) asıl amaçları da belli olmaya başladı. Hatta öyle fikirler ortaya attılar ki “pes” demekten başka şey gelmiyor aklıma. Kemal Kılıçdaroğlu rüzgârını başlatan bir takım basın, bu rüzgâra kendilerini öylesine kaptırmıştı ki uzun zamandır tek kelimeleri, tek manşetleri Kılıçdaroğlu idi. Fakat birden ortaya çıkan Gaaze’ye yardım gemileri, gemiye saldırı haberleri her şeyin önüne geçti. Onların başlattığı rüzgâr da böylelikle dinmiş oldu. Köşelerinde ortaya attıkları fikir ise şuydu: “Kılıçdaroğlu’nun yükselişinden korkan başbakan, gemilerin saldırıya uğrayacağını bile bile tekrar bir “one minute” atağı için böyle bir yolculuğa göz yumdu.” Sonucunda ölenlerin olduğu, dünyayı ayağa kaldıran bir saldırının gerçekleştiği böyle bir olaydan bu sonucu çıkarmak ancak bizim ileri görüşlü yazarlarımıza has bir erdemdir. Bunu da yazdıkları yazılarla göstermiş oldular.

            O gemilerde olmak, bir yürek işidir. Sözün değil fiilin harekete geçmesidir. Dünyaya, Gazze’ye nereden baktığımızı göstermenin bir fotoğrafıdır. O gemiye binmek kadar gemiye bir dua etmek, bir ilaç vermek, bir kat elbise göndermek Gazze yolunda açılacak gediğin büyümesi için bir sebeptir. Bunun herkes farkında, İsrail farkında, dünya farkında.