İHH GEMİSİ NEDEN DİĞER LİMANLARA UĞRAMIYOR

                                                               Hasan AKAR

 

28 Mayıs 2010 Cuma günü Tokat Kent Konseyi Kültür ve Sanat Çalışma Grubu’nca Tokat Şairler ve Yazarlar Derneği ile Tokat İşeri Otel’in katkılarıyla, İşeri Petrol Tesislerinde “Kültür ve Sanat Şöleni” düzenlendi. Protokolle birlikte üç yüze yakın seçkin  izleyicinin katıldığı etkinliklerde  davetliler arasında Irak Türkmen Cephesi Türkiye Temsilcisi Av.Sadun KÖPRÜLÜ de vardı.Yanında danışmanı ve dört kişiden oluşan Kerküklü sanatçı grubunu  da getirmişti.Diğer değerli şairlerimizin sözlerine ve şiirlerine kulaklarımız  bir hayli alışıktı ama Sadun KÖPRÜLÜ mikrofona çıktığında herkesin gözü kulağı O’nda oldu.

 

O’nu ,9 Mart 2007’de 26 Haziran Atatürk Kültür Sarayı’ndaki Tokat Şairler ve Yazarlar Derneği ile Tokat Esnaf ve Sanatkarlar Odası Birliği’nce düzenlediğimiz “Irak’ın Geleceği ve Türkmenler” konulu panelde tanımıştık.Panele  Dış Türklerden Sorumlu Devlet Eski Bakanı Reşat DOĞRU,Tokat Milletvekili Orhan Ziya DİREN,Emekli General Abdullah KILIÇARSLAN,Irak Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği’nden Sabri KERKÜKLÜ,Global Strateji Dergisi Başyazarı Habib HÜRMÜZLÜ katılmış,programı Tokat eski Valimiz Erdoğan GÜRBÜZ  ve protokol da izlemişlerdi.Ertesi gün de Erbaa Belediye Başkanı Ahmet YENİHAN’ın davetlisi olarak Erbaa’ya oradan da Kerkük’le kültür bağlarının olduğu Karayaka Kasabası’na gitmiştik.Hürmüzlü Mahallesi’nde halkla sohbet etmiş,Hürmüzlü Camii’nde Müslüman Türk milletinin huzuru için  ellerimizi duaya açmıştık.

O,Tokat’ı sevmişti, biz de onu. Zira yoğun programları arasında o zaman da gönül ve kültür bağının oluştuğu Tokat’a zaman ayırmıştı.

Evet ,Sadun KÖPRÜLÜ, dertliydi.Küçük yaştan beri Türkiye’yi sevdiği,1967 yılında Başbakan Süleyman DEMİREL’in karşılanmasında içinin özünü dışarıya  döktüğü,türküler söylediği için reva görüldüğü işkencelerden,Irak zindanlarından  bu güne çıkabilmişti.Kısaca da olsa Irak’ta Türklere ve Müslümanlara uygulanan yok etme,sindirme harekatının dün baskı rejimlerince,Saddam Hüseyin tarafından uygulandığını bu gün de demokrasi ve barış amacıyla Irak’ta bulunduğunu iddia eden  ABD ‘ce devam ettirildiği üzerinde durdu.Millet olarak hepimizin beraber olmasını,aksi takdirde çözülmenin daha kolay olacağını belirterek,yaşanan olayların  ciddi bir şekilde takip edilmesini duygulu sözlerle vurguladı.

Kerkük’teki Tokat’ın izlerini yaşayan kültür değerleri ve varlıklarıyla örneklendiren Sadun KÖPRÜLÜ Tokat’a olan sevgisini de yazdığı hoyratlarla dile getirdi.

 

Tokat aşkım olacaksın

Aradığım mutluluğum

Beni sende bulacaksın

İlk göz açtım aşkın bildim

Tokat aşkım olacaksın

 

Estin aşkla serin serin

Gönüldesin derin derin

Kalbimizde duygu yerin

Tokat aşkım olacaksın.

 

Seninleyiz son nefeste

Toprağında bizi besle

Türkmen söyler yüksek sesle

Tokat aşkım olacaksın

 

Sana sevgi, saygımız var

Düşmanlardan kaygımız var

Türk aşkıyla duygumuz var

Tokat aşkım olacaksın.

 

Tokat’ım sana geldim

Türklük toprağa geldim

Al bayrakla coşarak

Tokat’ım sana geldim.

 

Sen benim şirin yurdum

Yerin korur Türk ordum

Ulu Tanrı korusun

Tokat’ı tek umudum.

 

Programın son bölümünde Kerküklü genç sanatçılar nefis bir müzik ziyafeti çekerek Kerkük’ü Tokat’a gönül ve kültür bağlarıyla yaklaştırdılar. Şehrimiz için önemli bir etkinliğin yaşattığı güzellikle moral bulurken 31 Mayıs Pazartesi’nde sonuçları oldukça vahim bir olay yaşandı. Gazze’ye “Rotamız Filistin Yükümüz İnsani Yardım” kampanyası doğrultusunda İHH tarafından  yardım götüren gemi İsrail komandolarının saldırısına uğrayarak kan döküldü, insan katliamı yapıldı.

Bütün dünyada derin yankı uyandıran bu olay karşısında mitingler yapılarak dikkatler İsrail’in bu acımasız tutumuna çevrildi. Basın ayrı, siyasiler ayrı, vatandaşlar tamamen ayrı yorumlar getirerek yaşanılan olaya gözyaşı döktüler. Ama kimse bu dramın perde arkasını bir türlü çözemedi çözülecek gibi de gözükmüyor. Belki yıllar sonra bazı ifşaatlarla, bugün için sır sayılanlar, saklananlar gün yüzüne çıkacak. O zaman da çok kimsenin umurunda olmayacak , zira dünya siyasetinden  düşüp dikkat çekmeyecek bir şekilde  soğumuş olacak.

Tüm dünyadaki kaderimiz bu olsa gerek. Haçlı savaşları ne zaman başladıysa aynı hızıyla devam ediyor. Eskiden kılıçla olan savaşlar bugün çok değişik kisvelerle, adlarla sürüp gidiyor. Sanmayalım ki bu Haçlı savaşları sona erecek. Korkarım kıyamet gününün son saniyesine kadar devam edecek. Ne zamanki Yüce Yaradan yarattığı dünyanın sonunun geldiğini bildirecek, işte o zaman bütün canlılar gibi Müslümanlara eziyeti kutsal savaş kabul eden Haçlı sürüleri de toprakla yeksan olacak.

Tabii bu menfur saldırıyla birlikte  bizim asıl sormamız, düşünmememiz gereken  bir nokta var. Neden hep Filistin ?Yeryüzünde zulüm gören Müslüman,  Türk ülkesi sadece orası mı var?Yeryüzünde sadece bir İsrail mi var?Diğer İsrailcikler ,onlara perde arkasından destek verenler neden bilinmek istenmiyor?Bizim ağrıyan başımız,kanayan yüreğimiz,iyileşmeyen yaramız bir tane mi?Neden Irak’ta 1.5 milyon Müslüman’ın katledildiği, kadınların ,kızların, ırzlarına geçildiği göz ardı ediliyor?İnsafsızca işgal edilen  Türk toprağı     Karabağ’da yapılan canice katliamlar duyulmuyor?Tanklar altında istiklal mücadelesi için ezilenlere neden insani yardım gemileri ya da tek küçük olsun gemicikler hazırlanmıyor? Tokat’ta bile Ermeni katliamı oldu diye İstanbul’da düzenlenen amaçlı bir etkinlikte, eskilerin söylemlerine dayanarak belgesiz, bilgisiz ahkâm kesenler neden gerçekleri görmemezlikten gelip pamuklaşırlar anlaşılır gibi değil?

Kerkük’te her gün biraz daha azaltılan Türk-Müslüman nüfusuna niçin seyirci kalınıyor? Kıbrıs’ta oluşturulan siyasi atmosferler, verilen tavizler ne çabuk unutuldu? Niye beş yüz vatan evladını ailelerinden ayırarak kara topraklara gömdük?

            Batı Trakya’da sinsice hazırlanmış bir trafik kazasına giden Sadık Ahmet niye kurban oldu? Bulgaristan’da, Güney İran’da yaşayan Azerbaycan Türkleri, Çinlilerin kıpırdatmadığı esaret altında inim inim inleyen Uygur Türklerinin akıbetini neden kimse görmeyi bırakın duymak bile istemiyor?

Hiç kusura bakmayın yardım gönüllüleri, değerli dostlar. Artık dünyayı ve gelişen olayları tek gözle görmekten vazgeçelim. Nerede bir Müslüman’ın nerede bir Türk’ün acısı nerede bir mazlumun kanayan yarası varsa bizim de acımız olsun. Müslüman adaletli olmalı, yardımını da bu paralelde yapmalıdır.Birimizin derdi hepimizin derdi olsun.

Ama biz, içimizdeki terörü bitirmeden , yanı başımızdaki yangını söndürmeden Hatay’ı unutup nerelere uzanıyoruz? Hepsi bizim derdimiz ama önce içimizdeki sönen ocaklara kucağımızı açalım. Sonrasında da elbet gücümüz yettiği müddetçe her yere koşalım.

 

Yoksa Müslüman ülkeler, Türk dünyası, Abdulvahap KUZECİ’nin:

“…

Kerkük’üm fener Kerkük

Mum kimin yanar Kerkük

Yağ bitti, fitil yandı

Korkarım söner Kerkük

…”

 Mısralarında olduğu gibi yavaş yavaş mum gibi eriyecek sönecektir. Ya da hemşerimiz, bayrak şairi Arif Nihat ASYA’nın:

“…

Perdeleri örtük

Lambaları sönük,

Sırtında yıllar yük

Hatıraları kırık dökük

Bir yer olacak orada

Adı”Kerkük”

                                 

Dizelerinde olduğu gibi perdelerimiz bir daha gün yüzüne açılmayacak, yılların yorgunluğuyla yüklerimiz taşıyamayacak kadar çoğalacak, gün gelecek Türk-Müslüman ülkelerinin Allah korusun ışıkları sönecektir.

Faciada din kardeşlerine yardım etmekten başka bir amacı olmayan, hayır yoluna koşarken hayatlarını kaybeden masum insanlara Yüce Mevla’dan rahmet, yaralılara acil şifalar dilerim.