Kim Bu Adam?

Unutun çocuklar, unutun

Oyunların adını, pamuk şekerin tadını unutun.

Tekerlemelerin, bilmecelerin, masalların; güzel rüyaların, derin hayallerin, sevgilerin, aşkların; düşlerde uçuşların, saklambaçta kaçışların, belki tek gerçek olan, dünyasını unutun.

 

Unutun kahramanları.

Unutun geçmiş zamanları.

İhanet diye bir şey olmadı hiç.

Kimse yaralanmadı, kimse parçalanmadı; kimseler olmadı şehit

Kucağında üç aylık yetimiyle ağlayan genç kadın var ya? Yok öyle biri aslında.

Şehirlerde beyaz mermerden yapılma şehitlikler var ya? Masal!

Unutun bütün bildiklerinizi çocuklar.

Hafızanızı tazelemeyin, hafızanızı yenileyin!

Gözü bağlı adam vardı ya hani, göbeğini kaşıyan. Hani otuz bin cana kıyan. Hani ihanetin tartışılmaz lideri; katillerin peygamberi. Meğerse öyle değilmiş! Bir Ermeni Pici değil, aslında çok cici imiş.

Unut bütün bildiklerini çocuğum!

Yenile zihnini,

Ya da dur… Sen düşünme… Umut et… Bak!... Böcekler de öyle yapıyor…

 

*          *          *         

Neleri unutmadık ki.

Neleri unutturmadılar ki bize? Ne hainleri kahraman ettik, ne kahramanları kahrettik.

Hiç Nuri Demirağ adını duydunuz mu mesela?

Bilir misiniz, kahraman mıdır, hain midir?

1886 Sivas, Divriği doğumlu. Rüştiye’den sonra muallimlik, bankacılık, müfettişlik yapmış. Ardından Türkiye’nin ilk sigara kâğıtlarını üretmeyi başarmış. Hızla zengin olmuş. Yol, bina ihalelerini kazanmış. Demiryolları yapmakta bir numara olmuş. Merinos Fabrikasını kurmuş. İstanbul boğazına köprü projesi yapmış; Atatürk “Aferin Nuri’ye” demiş ama İnönü “Bu adam fazla hızlı yükseliyor, ayağımıza dolaşmasın” diye “dur” demiş. Karabük’te Demir Çelik fabrikasını kurmuş. İlk şehir ve köy planlarını hazırlamış.  İstanbul’da büyük hal binasını yapmış. Sivas’ta çimento fabrikasını, İzmit’te selüloz fabrikasını açmış. Türkiye’deki toplam 10 bin kilometrelik demiryolunun 1250 kilometrelik bölümünü tek başına yapmış. İlk paraşüt fabrikasını kurmuş.

            1930’lu yıllarda ülkemiz mali kriz ile boğuşurken devlet Hava Kuvvetlerimizin ihtiyacı olan uçakları alamamış. Bu sefer de şehirlerde gönüllü vatanseverler büyük kampanyalar düzenlemişler ve gücü yeten her şehir bir uçak alıp hediye etmiş Hava Kurumuna. Uçakların kanadına da hediye eden şehrin adı yazılırmış. Niksar’ın adı bir uçakta yazılıdır mesela.

             Türk Hava Kurumu yetkilileri zamanın zenginlerine de yardım talebiyle gitmişler. Vehbi Koç o zamanlar da en zengin adam. “Hay hay” demiş. Ve “5 milyon” lira bağışlamış. Nuri Demirağ’ın ortağı olan kardeşine gitmişler o da “Hay hay” demiş ve “125 milyon” bağışlamış. Nuri Demirağ’a gitmişler. O da “Eğer benim ülkemin uçak sıkıntısı varsa ve bizden yardım istiyorsa bize düşen para vermek değildir, bize düşen uçak fabrikası yapmaktır” demiş. Nuri Demirağ bir Türk mühendisle işe başlamış ve kısa zamanda Türkiye’nin ilk tamamen yerli üretim olan uçak fabrikasını yapmış.

            1941 Ağustosunda ilk Türk uçağı ile İstanbul’dan memleketi olan Divriği’ye gitmiş. Sonra 12 uçaklı bir filo ile çeşitli şehirlerde gösteri uçuşları yapmış ve Türk Hava Kurumundan siparişler almış.

            1945 Seçimlerinden önce çok partili döneme geçişin üçüncü denemesinde ilk muhalefet partisi olan Milli Kalkınma Partisini kurmuş ve seçime girmiş. CHP ile AP arasında pek başarılı olamamış. Ardından Türk Hava Kurumu verdiği ihaleyi iptal etmiş ve Nuri Demirağ bütün ihalelerde engellenmiş.

            Engellenmesi bir tarafa tamamen bitirmek için vergiler yükseltilmiş, cezalar kesilmiş, en sonunda da ekonomik olarak bitirilmiş.

            Sonra uçak fabrikası kapatılmış, fabrikanın parçaları satılmış, dışarıdan on katına uçaklar alınmaya başlanmış.

            Çünkü Türkiye’de hainler kahramanları bitirir; kendilerini kahraman gösterirler.

            Devrim otomobillerinin bitiş hikâyesini, “Benzin koymayı unutmuşlar” şeklinde bize yutturmaya çalışanların da nasıl bir oyun tezgâhladıkları apaçık ortadadır.

            Bu ülkede ASELSAN mühendislerini şehit edenler de, Isparta uçağını düşürenler de, uçak fabrikasını kapattıranlar da, Devrim Otomobiline suikast düzenleyenler de, 30 bin kişiyi katledenler de aynı kaynaklardan emir alan; çok çeşitli şekillerde görülebilen; ihaneti ibadet gören; kimi eli kanlı, kimi fikri kanlı şebekelerdir.

            O zamanlar belki Nuri Demirağ’ın ufkuna sahip, bilinçli, güçlü, zeki adamlar azdı. Şimdi onun gibi binlerce vatan evladı var. Binlerce mühendis, binlerce bilim adamı, milyonlarca vatansever var. Şimdi çok daha güçlüyüz.

            Şimdi neden olmasın?

            Yerli otomobil

            Yerli uçak,

            Yerli hızlı tren

            Yerli uydu

            Yerli bilgisayar parçaları          

            Neden olmasın?

           

            Nuri Demirağ unutulmamalıdır. Yolundan gidilecek adam varsa odur. Çünkü onlar iyi adamların başarabileceğine olan imanımızı taze tutuyorlar.