KENDİSİ KÜÇÜK AMA CÜRMÜ BÜYÜK DEVLET

Hasan Taşkın’ın ‘Callisto yayınlarında çıkan’, “Terör Devleti” isimli kitabını okudum. Bu küçük devletin neler yaptığını, neler yapacağını, Ahtapot gibi yeryüzünde kolları olduğunu ve bütün gücünü bu özellikleri ile sağladığını gördüm.

Dünya üzerinde şeriatla idare edilen tek ülke İsrail devletidir. Devletle ilgili çalışmalar yapılırken Tevrat’a uygunluğu araştırılır eğer Tevrat’a uygunsa karara bağlanır ve ondan sonra o çalışma yerine getirilir.

Tevrat’ta derki; “Ayak basacağınız yer sizin olacak. Sınırlarınız çölden Lübnan’a, Fırat ırmağından, Akdeniz’e kadar uzanacak.” İsrail’in tek amacı kendilerine vaat edildiğine inandıkları tüm bu topraklara hâkim olmak ve her türlü meşru veya gayrimeşru yolları denemektir. Bayrağında iki çizgi vardır. Beyaz ve mavi… Mavi çizgi Nil nehrini ve beyaz çizgi de Fırat nehrini temsil etmektedir.

Tarihsel ve Dini gerçekler eşliğinde, Yahudilerin “Vaat edilmiş Topraklara yerleşme amaçlarını ve gayretlerini oldubittilerle Müslümanların kanları üzerinde gerçekleştirmeye çalıştıklarını görmekteyiz.”

İşte örnekleri:

Türkiye Başbakanı Turgut Özal, 1990’lı yıllarda Fransa Devlet Başkanı Mitterrand’ın davetlisi olarak Fransa’ya gidiyor. Önceden programlanmış olmasına rağmen Mitterrand; Turgut Özal’ı Hava alanında karşılaması gerekirken karşılamıyor. Hiç bir mazeret göstermeden yardımcısını gönderiyor. Başbakan Turgut Özal’ı ikinci gün kabul ediyor. Bir hafta sonra İsrail Başbakanı Shimon Penes (Yanılmıyorsam) bir heyetle Fransa’yı ziyaret ediyor. Fransa Devlet Başkanı Mitterrand, İsrail Başbakanını Hava alanında devlet töreni ile karşılıyor. El ele ve kol kola beraber saraya beraber giriyorlar.

                                    ***                          ***

İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Danny Ayalon; Türkiye’de çekilmekte olan bir dizide İsrail eleştirilmektedir ve bundan dolayı rahatsızlığını dile getirmek için Ocak 2010 tarihinde Türkiye’nin İsrail Büyük Elçisi Oğuz Çelikkol’u, İsrail Parlamentosu Knesset’e çağırmıştı. Bizim büyük elçi alçak koltuğa oturtuldu ve Danny Ayalon ise yüksek koltuğa oturdu. Çelikkol’a hiçbir ikramda bulunmadı. Burada verilmek istenen mesaj şu idi; “Biz daha yüksekteyiz…” Bakanlık tarafından özel olarak davet edilen gazeteciler, fotoğraf çekmek için tokalaşmalarını istediler. İsrail Büyük elçisinin cevabı: “Hayır, tokalaşmayacağız. Buradaki önemli mesaj şudur: Görüyorsunuz, bizden aşağıda oturuyor, biz yüksekteyiz ve önüne tek bir bayrak koyduk-İsrail bayrağı… Ayrıca gülmüyoruz.” İsrail ‘in Türk Büyük Elçisi çağrıldı ve Türkiye’nin cevabı verildi. Ancak İsrail özür dilemeyeceğini açıkladı.

                                 ***                           ***

İsrail Komandoları 31 Mayıs 2010 sabahı Gazze’ye insani yardım malzemesi götüren Marmara Gemisine Uluslar arası sularda saldırdı ve dokuz vatandaşımızı katlettiler. İsrailli yetkililer sadece üzüntülerini bildirdiler. Birleşmiş Milletlerin hazırladığı rapor; saldırının uluslar arası sularda yapıldığını göstermiştir. Buna rağmen tazminat ödemeyi bırakın özür dahi dileme zahmetinde bulunmadılar. Biz ise esip gürledik. Bu dönemde Ticari ilişkilerimiz daha çok arttı.

                              ***                           ***

İsrail Dışişleri Bakanı Liberman, Mavi Marmara’daki davranışından dolayı Türkiye’yi cezalandırmak için İsrail’in PKK’yı destekleyeceğini açıktan açığa söyledi. Bunu bir Türkiye Başbakanı söyler miydi? Hayır söylemez. Fakat İsrail Türkiye’yi kıskaca almak için Yunanistan’la savunma işbirliğine gitti. Kıbrıs Rum kesimi ile doğalgaz ve petrol çıkarmak için ikili anlaşmalar yaptı.  

                               ***                         ***

31 Mayıs 2010 Mavi Marmara Gemisine baskın yapıldığı sabah saatlerinde Hatay İli İskenderun İlçesinde Sefer Deniz Üs Komutanlığına bağlı Destek Komutanlığına PKK’lı teröristlerin düzenlediği roketatarlı saldırıda altı askerimiz şehit oldu, üçü ağır yedi asker de yaralandı. Uluslararası kara sularındaki insani yardım gemilerine yapılan saldırının hemen akabinde gerçekleşen bu saldırının oluş, icra ve plan şekilleri İsrail’in Türkiye’nin gündemini ve dikkatini buraya çekmesi konusunda terör örgütü PKK’ya planlı desteği olduğu izlemini vermektedir.

                 ***                               ***

ABD tarihinin en başarılı başkanı olarak gösterilen Bill Clinton, dünyada da çok sevilen bir liderdi. Barışçıl tavrı ile büyük övgü alan Clinton, Beyaz Saray’daki ikinci döneminde İsrail’in çıkarlarına karşı çıkmaya başladı.

1997’de Washington’da bulunan dönemin İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’ya, “İşgal ettiğiniz Filistin topraklarını hemen terk edin. Siz kendinizi süper güç olarak tanımlıyorsunuz. Süper güç siz değilsiniz, biziz.” dedi. Hemen İsrail gizli servisi MOSSAD iki yıl önce Beyaz Saraya yerleştirdiği seks manyağı Monica’yı: Clinton’un bayanlara olan zaafından da yararlanarak onu tuzağına düşürdü ve onunla kısa bir süre aşk hayatı yaşamasına sebep oldu. 1996’da Beyaz Saray’da Oval Ofis’te Clinton ile yapılan bu seks kasetleri ile Clinton tehdit edildi. Ancak MOSSAD, Monica’nın ilişkiyi kabul ettiği telefon görüşmesini medyaya verdi. Clinton’un daha önce söylediği sözleri geri almadığı takdirde kasetlerinin de medyaya verileceğini söyledi. Clinton işlerin büyüyeceğini anlayınca sözlerini geri aldı.

                 ***                              ***

Türkiye, Brezilya ve İran arasında Uranyum Takas Anlaşması” imzalandı ve Birlemiş milletlere sunuldu. İran’a yaptırımlar 15 üyeli Konsey’de 12 oy ile kabul edildi. Brezilya ve Türkiye karşı oy kullandı. Lübnan çekimser kaldı. İsrail ve ABD’nin baskısı ile Brezilya imzasının arkasında duramadı. Kararından vazgeçti. Geri adım attı. Türkiye geri adım atmadı.

                      ***                                 ***

Almanya’nın Geliştirme ve Kalkınma Bakanı Dire Niebel Haziran 2010 programı ile Alman parasıyla Gazze’de imal edilen bir su arıtma tesisini ziyaret edecekti. Ancak İsrail bakana giriş izni vermedi.

Dire Niebel’in yaptığı 4 ziyaret başvurusu İsrail tarafından geri çevrildi.

                                                                                 

                     ***                                 ***

14 Eylül 1982’de İsrail askerleri Batı Beyrut’u işgal etti. 16-18 Eylül 1982 tarihlerinde, İsrail ile ittifak içindeki Falanjistler, İsrail birliklerinin kuşattığı Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında yüzlerce Filistinliyi katlettiler. Sabra ve Şatilla katliamı sorununun tarihi boyunca meydana gelen en kanlı eylemlerinden birisidir. Bu katliamı Birleşmiş milletler kınadı. Ama bir karar çıkaramadı. 

                   ***                                   ***

Mehmet Ali Ağca cezaevinden İran’a kaçmıştı. 3-6 ay arası İran’da kaldı. Orada Papa’yı vurması için eğitildi. Mehmet Ali Ağca’yı eğiten eğitmenlerin üç tanesi İsrail ajanı idi. Sonradan İran bunu kabul etmişti. Mehmet Ali Ağca, Papa’yı vuruncaya kadar adım adım MOSSAD ajanları tarafından izlenmiştir. Bu konu çok geniştir. Papanın vurulması olayında en büyük rolü İsrail oynamıştır. Bunu İtalyan makamları bildiği halde en ufak bir açıklama da bulunmamışlardır..”

İsrail devletinin yapmış olduğu eylemler o kadar çok ki biz sadece birkaç tanesini yazabildik. Burada vurgulanmak istenen devletin büyük olması değil, bu ülkeyi yönetenlerin tarihini iyi bilip buna göre dik duruş sergileyebilmesidir. İşte size İsrail örneği… Yazımızın başında da söylediğimiz gibi kendisi küçük ama cürümü büyük…