ÖYKÜLERDEN ÇIKARILMASI GEREKEN DERSLER

 

Öyküler genellikle doğruya ve güzele götürecek öğütler üzerine kurulur. Öyküler insan hayatının gerçekleridir. Her insanın hayatında yaşadığı öyküleri vardır. Bunlar bazen acı ve bazen de tatlı olabilirler. Esas olan ondan ders çıkarmaktır.

Öyküler farklı zamanlarda geçseler de, insan her devirde ve her yerde yine insandır. Erdeme giden yol ise, insanın kendini bilmesinden geçmektedir. Bir söz vardır. “Düşünüyorum o halde varım.”

Burada amaç insanları düşündürmek ve ondan ders çıkarmalarını sağlamaktır.

 

GERÇEK DOST

“Soğuk bir kış günü küçük bir serçe yerde donmak üzeredir. O sırada oradan geçmekte olan bir inek tam serçenin üzerine pisler. Sıcak pisliğin üzerine düşmesiyle donmaktan kurtulan serçe, dışkının sıcaklığıyla keyfi yerine gelmiş bir halde kafasını pisliğin dışına çıkartarak sevinçle var gücüyle ötmeye başlar.

Kuşun sesini duyan aç bir kedi hemen oraya gelir. Kuşu pislikten çıkarır, önce onu güzel bir temizler ve sonra da oturup afiyetle yer.”

Bu öyküden çıkarılması gereken ders:

Felaket anında üzerinize pislik atan, her zaman düşmanınız değildir.

Sizi pislikten kurtarıp temizleyen her zaman dostunuz da değildir.

**

MECNUN

                   

           “Mecnun bir gün köpeği okşamakta, öpmekte, önünde yanıp erimekteydi. Etrafında eğilip bükülerek, onu ululayıp ağırlayarak dönüp dolaşıyor, ona saf şeker şerbeti veriyordu.

             Birisi dedi ki:

            “A ham Mecnun, bu yapıp durduğun şey ne delilik, ne sersemlik, köpeğin ağzı daima pis şeyleri yer. Ardını bile ağzıyla temizler.”

Köpeğin ayıplarını bir hayli sayıp döktü. Zaten ayıp gören bilinmeyen âlemin kokusunu bile anlamaz.

Mecnun dedi ki:

“Sen, baştanbaşa şekilci yaklaşıyorsun. Gel de benim gözümle bir bak! Bu köpek bence Tanrı’nın bir çözülmez tılsımıdır. Bu köpek Leyla’nın mahallesinin bekçisidir. Onun gözleri, Leyla’yı gören gözler, onun ayakları Leyla’nın bastığı yerlere basan ayaklar. Ben böyle gözleri nasıl öpmem, böyle ayaklara nasıl yüz sürmem.” Hz. Mevlâna

Her insanın görmek isteği şey farklıdır.

İnsan neyi düşünüyorsa onu görmek ister.

**

İSTANBUL’A GELEN BİR KÖYLÜ

 

İstanbul’a gelen bir köylü, kuyumcu dükkânının önünde durmuş, vitrini inceliyormuş. Kuyumcu biraz da köylünün kıyafetinden dolayı aşağılayarak:

-Ne bakıyorsun öyle hemşerim? Demiş.

-Hiç, sizin dükkânda ne sattığınızı merak ettim. Adam alay edercesine cevap verir.

-Biz eşek kafası satıyoruz.

ADAM:

-Allah versin: işleriniz iyi gidiyora benziyor.

KUYUMCU:

-Nereden bildin iyi gittiğini?

ADAM CEVAPLAR:

-Baksana, koskoca dükkânda seninkinden başka kalmamış da ondan!

*İnsanları kılık ve kıyafetlerine göre değerlendirmek yanlıştır.

Bir söz vardır. “İnsanlar kıyafetleriyle karşılanır, fikirleriyle yolcu edilir.”