Bağımsız Eğitim Sen Başkanı Soy ile söyleşi

Umutcan Umut: Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız? Bugüne kadar nerelerde okudunuz ve ne işler yaptınız?

Abdullah Soy: Annemin tabiri ile pancar teklemeleri zamanında, yani 10 Nisan 1963 yılında Tokat’ın güzel ve şirin ilçesi olan Pazar’da, dünyaya gelmişim, ben çiftçilikle uğraşan 5 çocuklu bir ailenin tek erkek evladıyım. Çocukluğum ve Lise tahsilime kadar olan yaşantım pazarda geçti. Her çiftçi çocuğu gibi ben de, okuldan arta kalan zamanlarda ve tatillerde aileme işlerinde yardım etmekle geçti. Bu yardım; okul öncesi ve ilkokul yıllarında hayvanlarımızı otlatmakla, Ortaokulla birlikte doğrudan tarla işlerinde çalışmak şeklinde oldu. Yani çocukluğum ve gençlik yıllarım, ailemin iş alanı olan hayvancılık ve tarla işlerinde çalışırken aynı zamanda eğitimimi de sürdürmek mecburiyeti ile geçti.

Liseyi Pazar’da 1980 yılında bitirdikten sonra Cumhuriyet Üniversitesine bağlı olarak Tokat’ta kurulan Tokat Meslek Yüksekokulu Elektrik bölümüne girerek 1983 yılında buradan mezun oldum. 1984 yılında Üniversite sınavlarına girerek Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi “İKTİSAT” bölümünü kazandım. Bu Fakültenin Ankara’da olması memleketim olan Tokat’tan eğitim amaçlı da olsa ilk defa ayrılarak Büyükşehir yaşantısına bu yılda başladım.

Fakülteye kaydımı yaptırdıktan sonra Ankara’da mevcut ekonomik imkanlarla kalacak yer bulmak, yaşamını sürdürmek, iaşemizi temin etmenin o kadar da kolay olmadığı gerçeği ile karşılaşmak mecburiyetinde kaldım. Dar gelirli ailenin mensubu olmamız nedeni ile Ankara’da barınmak bizim gibi bir ailenin ekonomik imkanlarının çok daha yukarılarında külfet getirmekte idi. Çünkü; İkinci Üniversitem olması ve daha önce yüksek okul bitirmem nedeniyle Kredi Yurtlara bağlı herhangi bir yurda yerleşememiştim. İlk sene sınav zamanlarında Ankara ya gelerek bazen akraba yanında bazen ucuz otellerde kalarak Ankara da ilk eğitim yılımı zar zor da olsa tamamlayabildim. Tabiî ki bu şekilde derslere girmeden sadece sınavlara girerek durumu kurtarmaya çalışmak toplam ders sayısının yarısından fazlasının zayıf olması neticesi beraberinde getirdi. Bu işin böyle olmayacağını kendime daimi bir kalacak yer bularak eğitimime devam etmem gerektiği kanaatine vararak Üniversiteden arkadaşım Ali Çakırla Cebeci semtinde Siyasal Bilgiler Fakültesinin karşısında bulunan bir binada çatı arasından çevrilme öğrenci evi tuttum. Burasının çatı arası olması bizi evde olduğumuz zaman ayakta dimdik duramıyorduk çünkü dik durmaya çalıştığımız zaman kafamız tavana değiyordu. Bu şartlarda eğitimime devam ederken 1986 yılında PTT’nin açmış olduğu sınava girerek PTT Ankara Baş Müdürlüğünün 1986 yılında açmış olduğu sınavı kazanarak 25-02-1987 günü Ankara Yenişehir Telefon Müdürlüğünde Tekniker olarak işe başladım. Eğitimle birlikte iş hayatımı da devam ettirerek 1990 yılında Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nden mezun oldum. Aynı zamanda 1989 yılında evlenerek Eşim Leyla ile hayatımı birleştirdim. 1990 yılında kızım Fatma Sıla, 1991 yılında oğlum Furkan dünyaya geldiler. Bu arada eğitim hayatıma devam ederek 1993 yılında girdiğim Gazi Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsünü,” Türk Telekom Çalışanlarına Ergonomik Yaklaşım” adlı Yüksek Lisan Tezi ile Yüksek Lisansımı 1996 yılında tamamladım.

Tokat Milletvekili sn. Ali Şevki Erek’in Ulaştırma Bakanlığı yaptığı dönemde kadrom Türk Telekom uhdesinde tutularak, Ulaştırma Bakanlığına Geçici görevli olarak tayin edildim. 1995 – 2000 yılları arasında, Bakan danışmanlığı, Özel Kalem Büro Müdürlüğü görevlerini yürüttüm. Türk Telekom, özelleştirme sürecinin hızlanması nedeniyle, Bakanlıklar emrindeki  personelini çekme kararı alması üzerine, 2001 yılında Türk Telekom Ankara – Oğulbey Depo Müdürlüğü görevine atandım.

2003 yılında Depo Müdürlüklerinin kapatılması kararına istinaden makara(Merkez Müdürlüğü) alındım. 2004 yılında Türk Telekom Malzeme Dairesi Başkanlığı 4. Satınalma Müdürlüğüne atandım.

2007 yılında Türk Telekom’un grup şirketlerinden ASSİSTT Rehberlik ve Müşteri Hizmetleri A.Ş’nin kurucu ekibinde bulunarak bu şirkette 2009 yılına kadar vekaleten Genel Müdür Yardımcılığı görevini yürüttüm.

2009 yılında Özelleştirme Kanununu gereğince, Kamu Personeli niteliğindeki Türk Telekom çalışanlarının Kamu Kurumlarına naklinin yapılması gerektiğinden, Milli Eğitim Bakanlığına Araştırmacı ünvanı ile nakledildim.

Halen Milli Eğitim Bakanlığı’nda Araştırmacı ünvanı  ile görev yapıyorum.

Türkiye de kamu Çalışanlarının haklarının ve sendikalar kanununun çıkarılmasında önemli çaba ve gayretleri olan Bağımsız Sendikalar Konfederasyonu Genel Başkanı sn. Resul Akay’ın teklifi ile Bağımsız Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri Kamu Görevlileri Sendikasının kurucuları arasında yer alarak kuruluş aşamasında aynı sendikanın Genel Mali Sekreterliğine 2012 yılında yapılan İlk Olağan Genel Kurulunda Genel başkanlığına seçildim.

Umutcan Umut: Bağımsız eğitim sendikasının temel ilkelerinden bahseder misiniz? Bağımsızlık vurgusu sendikanızın gelişimine ne etki edecek sizce?

Abdullah Soy: Bu sorunuza cevap vermeden önce Türkiye’deki memur sendikacılığının günümüzde görünümünü ve içerisinde bulunduğu çıkmazların bir fotoğrafını oraya koymak gerekmektedir. Şöyle ki;

Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana Milli Eğitim sistemimiz, maalesef, her gelenin içine bir çomak sokup karıştırdığı, sorunları çözme yerine, sorunlar yumağı haline dönüştürülen bir sistem haline getirilmiştir. Milli Eğitim politikaları ve uygulamaları çoğunlukla siyasetin ve siyasi hesaplaşmaların odağına çekilerek, eğitim ve öğretim çalışanlarını bilhassa öğretmenlerimizi siyasi yaptırımların hedefi ve kurbanı konumuna getirip, öğretim kurumlarını siyasi arena, çalışanlarını da oynanan oyunun piyonu haline getirme amaç ve gayesinde olmuşlardır.

Sizlerin de bilindiği üzere, eğitim öğretim ve bilim hizmet kolunda bir çok sendika bulunmakta ve hepsi kendi İdeolojik görüş, düşünce ve kuruluş ilkelerine, tüzüklerine misyon ve vizyonlarına göre hizmet etmeye çalışmakta ve faaliyetlerine devam etmektedir. Bağımsız Eğitim Sendikasının dışında ki diğer sendikaların, neredeyse tamamı adeta siyasi partilerin eğitim teşkilatını oluşturmaktadırlar. Maalesef öğretmenlerimiz ve diğer eğitim çalışanları da siyasi görüşüne uygun sendikanın üyeliğine girmekte sözüm ona bu şekilde sendikacılık yaparak, hak ve emek mücadelesi içerisinde olduklarını zannetmektedirler?

Hal böyle olunca; bu tür sendikalar siyasi eğilimlerinin vermiş olduğu tazyik ile, eğitim ve öğretim çalışanları üzerinde çalışma koşullarının zorlukları yetmiyormuş gibi bir de meslektaşlarının baskılarına ve yıldırmalarına maruz kalabilmektedirler.

Bu durum çalışma barışının ve ortamlarının bozulmasına neden olmakta, çalışanın ekonomik şartlarını iyileştirmek yerine daha da kötüleşmesine yani eğitimcinin, öğretmenin ve üniversite çalışanlarının tamamen aleyhine bir durum teşkil etmektedir.  Memurun zorla elde ettiği ayrıca sendikal hak, memura zulüm eden yapıya dönüşmektedir.

Bağımsız Eğitim Sendikasının kurulmasına vesile olan da resmini çizmeye çalıştığımız Türkiye’deki sendikal yapılanma şeklinin çarpıklığını ortaya koyabilmek ve memurun tamamen aleyhine olan bu çarpık yapılanmanın çarpıklığını giderebilme arzusundan kaynaklanmıştır.

Böyle bir sendikacılık anlayışı Gelişmiş batı ülkelerinde rastlamanız mümkün değildir. Bu çarpık yapının özellikle de eğitim çalışanları üzerinde nasıl aleyhte durum teşkil ettiğini biraz daha açarak cevaplandırmaya çalışalım. Bağımsız Eğitim-Sen’in dışında sendikaların neredeyse tamamı Siyasi partilerin uzantısı konumunda ki sendikalardır ifadesini kullandık bunu görebilmek için dahi olmaya gerek yok, herkes bunu biliyor. A partisinin sendikasını x sendikası, B partisininkini Y sendikası, C sendikasının kini de Z sendikası oluşturuyor. Bu durumda A partisi İktidara geldiğinde X sendikası, devlet dairelerinin tozunu atıyor başta B ve C partisinin sendikası olan Y ve Z sendikasına üye olan üyeleri tehdite başlıyor. Yıldırma ve düşman tavırları alabildiğine devam ediyor. Bu diğer partiler iktidara geldiğinde tersine dönüyor ve bu kör dövüşü sürüp gidiyor.

Bu durum, okullarda, üniversiteler de ve yurtlar da ki huzurlu eğitim ve öğretim sürecinin bozulmasına neden olarak, başta öğretmenlerimiz olmak üzere bütün eğitim çalışanları hak etmedikleri uygulamalarla karşı karşıya kalmalarına sebebiyet vermektedirler. Çoğu zaman tayinleri çıkarılarak sürgün edilmekte, ders programlarında adalet ölçüleri hiçe sayılarak, idarenin çifte standardına maruz kalabilmektedirler.

Bu muamele geçmişte birçok meslektaşımızın başına geldi. Bugünde buna benzer olaylar öğretmenlerimizin ve eğitim çalışanlarının başına gelmeye devam etmektedir. Mevcut işini elinden alma, görev yeri değişikliği, tenzili rütbe ve tayinin başka il ve ilçelere çıkarılması gibi mesleklerini icra noktasında büyük sıkıntılara düşürülmeleri kasti olarak gerçekleştirilmiştir.

Bizler, Bağımsız Eğitim Sendikası olarak; hiçbir eğitim çalışanının yukarıda bahsedilen siyasi muamelelere maruz kalmadan, huzurlu mutlu eğitim, ortamının yaratılmasından yana olup, sendikaların eğitim ve öğretimin huzuru noktasında önemli rolü olacağına inanmakta ve memur sendikacılığının sadece hak arama noktasında faaliyet içerisinde olması gerekliliğini savunmaktadır.

İşte Bağımsız Eğitim sendikasının varlık sebebinin ve ortaya çıkışının en önemli nedeni budur.

Gerçek sendikacılığın hiç kimseyi ötekileştirmeden, belden aşağı vurmadan üyemiz olsun olmasın herkese eşit mesafede durarak, tüm eğitim öğretim ve bilim hizmetleri kamu görevlilerini, bu ülkenin evlatlarının yetişmesin de büyük katkı ve emekleri olan kutsal görev yapan gönül erleri olarak görüyor, art niyet içerisinde olmayan tüm eğitim, öğretim ve bilim çalışanlarını, mensubu olduğumuz büyük bir ailenin ferdi olarak görüyor, her görevliye saygı ve sevgiyle bakıyor minnet ve şükran duyguları besliyoruz.

Bağımsız Eğitim Sendikası olarak hiçbir siyasi partinin hiçbir odağında, hiçbir görüşün arka ve ön bahçesi olmadan, sadece üyelerine hizmet etmek amacında olup, eğitim hizmetleri çalışanlarının toplumsal saygınlığının artırılması için, gerekli yasal düzenlemelerin yapılmasını, kamu çalışanlarının lehine sosyo ekonomik şartlarının olgunlaştırılmasını, mevzuatların günümüz şartlarına uygun olarak memurun ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde düzenlenmesini ve değişen şartlar ışığında iyileştirilmesi ve geliştirilmesi yönünde çalışmayı, görüş ve öneride bulunmayı, amaçlamaktayız.

 

(Devamı yarın)