DEĞERLER EĞİTİMİ DERKEN

Eğitim-öğretim alanında yapılan değişiklikleri, bırakın halkı eğitimin içinde yer alanların bile tam anlamıyla takip ettiğini sanmıyorum. O kadar hızlı bir değişim yaşıyoruz ki hangisine uyalım hangisine göre hareket edelim bazen kestirmekte zorlanıyoruz.

 

Yoruma açık bir alanda çalışıyor olmak da ayrı bir sıkıntı. Bazen bakanlığın yaptığı açıklamaların zıddında ısrar edilmesi, ne yazık ki eğitim camiasında sık rastlanan durumların başında geliyor. Birine ayak uyduralım derken başka bir yeniliğin duyurulması da hız çağının eğitim camiasına bir yansıması olsa gerek. Yorum farkı olarak, bir eğitim denetmeninin istediğini bir diğerinin gereksiz görmesi en sık rastlanan durumlar arasındadır.

 

Bazen öyle oluyor ki “Biz neden varız, neye hizmet etmemiz gerekiyor?” çelişkisiyle karşı karşıya kalıyoruz. Bir insan hayatta onuru için yaşar. Şerefli bir hayat sürmek için ne gerekliyse bunları kuşanarak hayat denen yolda emin adımlarla yürümeye çalışır. Okulda aldığı dersler onun akademik geleceği için gereklidir. Bu ayrı. Bir de erdemli olmak vardır. İnsana bütün diplomalardan daha gereklidir erdemli bir kişilik sahibi olmak.

 

Ne yazık ki gün geçtikçe toplum olarak bize en çok lazım olan değerlerimizi yitirmeye başladık. Okul sıralarında verilmesi gereken değerleri verecek öğretmenlerin elleri kolları adeta bağlandı. Sadece bilgiyi veren, bunun dışında etliye sütlüye karışmayan öğretmenler ordusuyla karşı karşıyayız. Çünkü son gelişmeler öyle hale geldi ki öğrenciye dersin dışında bir şeyler vermek, onun toplum nazarındaki konumunu düzeltmeye çalışmak yok sayılmaya başlandı.

Çocuğuna ders dışında ahlaktan, şereften, dürüstlükten bahseden veli okula gelip pervasızca “Hoca, sen dersini ver çık, gerisine karışma.” deme cüretini kendinde bulur oldu.

 

Tepkisizlik en doğal hal olmaya başladı. Tv’deki okul dizilerinin sadece bir bölümüne bakmanız yeterli. Perişan, sefil, ahmak, hovarda gösterilen öğretmenler ve onları parmağına dolayan öğrenciler. Okula yeni atanan genç bayan öğretmeni paylaşamayan öğrencilerin rol aldığı diziler oynuyor televizyonlarda.

 

Değerler eğitimi en baş eğitimimiz olmalı diyoruz. Neyle, nasıl? Ayda bir panolara asılan birkaç özlü söz, birkaç afilli fotoğraf ve geçip giden bir değer. Değerler eğitimi bu kadar önemliyse ders olarak okullara konsun. Okulun baş dersi olsun, baraj dersi olsun. Değere layık hale gelen öğrenciler geçmeyi hak etsin. Fakat nerdeee!!

 

Sınav puanlarının hesaplanmasında davranış notları etkili olacaktı. Belki sevgiyle bazı şeyleri vermek mümkün değilse notla bazı değerler kazandırılabilecekti. Olmadı. Bir veli, çocuğunun derslerinin çok iyi olduğundan ve ahlaki davranışlarının bununla ilgisi olmaması gerektiğinden dem vurarak mahkeme kararıyla bu uygulamayı iptal ettirdi. Yani dediği şuydu; Benim çocuğumun matematiği, feni, sosyali iyi olsun ama ahlakı çok önemli değil.  

 

Durum böyle olunca saygıdan, sevgiden yoksun bir toplum haline geldik. Akademik başarıların yanında değerinden bîhaber yetişen bir nesil aramızdan geçip gidiyor. Eğitim adına ne kadar karar alınıyorsa sanki biraz daha bizi bizden uzaklaştırıyor. Keşke, daha ahlaklı nesillerin yetişmesi için bütün müfredatlar baştan sonra ahlak merkezli düzenlense. Bizi ayakta tutacak, millet ve ümmet yapacak yeğâne hedef, ahlaktan geçiyor. Gerisi kitapların sayfalarında zaten var.