Bir Çiçek Bin Bir Gönül

Bahar ufkunun gönüllerimizi kuşatmaya başladığı şu günlerde sevgiden, güzellikten, sadakatten, adaletten, şefkatten ne kadar bahsedersek edelim, bir çiçeğin gönül okşayıcı zarafeti kadar hiç bir şey gönül dünyamıza aydınlık vermez.

O nedenle çiçekleri iyi tahlil etmek, onları yaratıcının sırlarının sırrı içinde en nadide sırlardan biri gibi görmek icap eder.

Çiçekler, kimi zaman hüzün kalelerinde tutsak düşen yüreğimizin aydınlığı, gönül ferahlığı ve mana aralığı gibidir.

Evrenin Efendisi olarak yaratılan insanın, mahlûkatın en sefili noktasına gelince, aklını başına devşirip: yakıcılığını, yıkıcılığını, yok ediciliğini ve bütün olumsuz kulelerini ve kalelerini; Nevruzla başlayan bahar günlerinde çiçeklerin kokusuna ve dokusuna terk etmesinin tam zamanıdır.

Dem bu demdir.

Zaman bu zamandır.

Çiçeklerle olmak, gönülleri, elleri, dilleri çiçeklerle doldurma zamanıdır.

Bir dostum yazısında:

“Çiçek, huzurun ve güzelliğin adresidir.

Çiçek, sadakatin ve vefanın evidir.

Çiçek, bütün güzelliğin timsali, remzi ve nişanesidir.

Çiçek tefekkürün zirvesidir.” Diyor.

Ben de:

Çiçek, zikrin de fikrin de şahikasıdır.

Çiçek gönül evinin mahbubu,

Çiçek uhrevi âlemin padişahıdır, diyorum.

Ben, şu Nevruz gününde; hepinize gül ya da fesleğen ya da yasemin yahut karanfil ikram etmek istemem.

Hepiniz zaten bir çiçeksiniz.

Size, sizin gönül çiçeğinizi hediye etmek isterim.

Her biriniz ummanları aşıp Kaf dağına ulaşacak kadar kahraman;

Her biriniz, bütün kötülükleri ortadan kaldıracak kadar dilde yaman, takvada yaman, meydana yaman birer cengâversiniz.

Size, sizin dilinizle, sizin elinizle, sizin gönlünüzle, sizin sevdanızla, sizin aşkınızla ve hangi çiçeği seviyorsanız; o çiçeğin rengine, kokusuna ve donuna bürünmüş olarak önünüzde saygıyla eğilerek; bütün dünyanızı, bütün gönlünüzü sevdiğiniz çiçekle be doldurarak; evreni sevdiğiniz çiçekle bezemeniz için yalvarsam, önünüzde diz çöküp ağlasam, acep bana cevabınız ne olur?

Biliyorum hepiniz asude zamanları billurlaştıran bin bir gönül çiçeklerisiniz. İçiniz buz tutmuş olsa bile, yüreğinizle, aşkınızla, imanınızla, inancınızla bir sevda çiçeğisiniz. Ve hepiniz sevmek ve sevilmek adına yaratıldık. Neden en sevilmezleri bile sevmek mecburiyetindeyiz, biliyor musunuz?

Çünkü sevgi çiçeği olduğunun farkında olmayanların gönlünü, sevgiyle doldurmak da bizim görevimiz de ondan.

Gerisi yalan ve dolan…

Ben, dünyada sevgiden, şefkatten başka bir şey asla tanımam…

Eğer siz de, kendi gölünüzün derinliklerine gizlenmiş sevgi çiçeğinin farkındaysanız, neden en yakınızdakine bir çiçek armağan etmiyorsunuz?

Bu sadece bir tebessüm olsa bile…      

                                                                                              MEHMET EMİN ULU