Muhsin Yazıcıoğlu Neden Unutulmaz?

Dünyada çok yaşamak değil dopdolu yaşamak gerekir sözünü doğrulayan bazı insanlar gelir, yaşar ve yaşantılarıyla, yaptıklarıyla, duruşlarıyla hayatımızda derin izler bırakarak tertemiz bir şekilde hayatımızdan çekilirler. Günümüzde en muhtaç olduğumuz şeylerden biri de “onurlu duruş” sahibi olmaktır.

 

Olaylara karşı daima sağlam bir bakış açısı belirlemek, zamana ve şarta göre renkten renge girmemek, adının anıldığı yerde sağlam bir güven duygusunun belirmesi bir kişinin hayatta kazanacağı en önemli servettir. Bu servet ki onun adı yaşadığı müddetçe artacak bir berekete sahiptir.

 

Muhsin Yazıcıoğlu, sadece birkaç tanesini sayabildiğim hasletlerin daha da fazlasına sahip bir kişi olarak yaşadı, adının anıldığı her yerde hayırla yâd edilmeyi hak etti ve bu topraklarda sanki yüzyıllar öncesinin nefesini taşıyan dervişane bir duruşla kalplerdeki yerini pekiştirdi.

Muhsin Yazıcıoğlu adının gündemde olduğu günlerden yaşadığı son ana kadar o, inandıklarından taviz vermeden yaşamış bir dava adamıdır. İnandıklarına sahip çıkma konusunda gözünü hiçbir tehlikeden sakınmayan, gördüğü işkenceler, idam kararları sonunda bile inandıklarından en küçük taviz vermeyen bir kişilik olarak Muhsin Yazıcıoğlu, her zaman ve herkes tarafından özlenecek bir liderdir.

 

Ölüm haktır, amenna. Fakat insanın içini acıtan, bir ölümün ardından ortaya atılan şaibeler, aydınlatılamayan karanlık noktalardır. Muhsin Yazıcıoğlu’nun aramızdan ayrılışının dördündü yılındayız ve hâlâ ortaya çıkarılamayan o kadar çok soru işareti var ki akıllarda sürekli canlı olarak duran “kaza değil cinayet” çığlıkları inandırıcılığını korumaya devam ediyor. Bu türden kazalar ilk olmadığı için de şüpheler her geçen gün daha da büyümeye devam ediyor.

 

            Kendisine son derece yakışan bir lider duruşunun yanında mütevaziliği hiç bırakmayan Yazıcıoğlu, eğer en çok seveni olan kişi iktidara gelseydi şüphesiz bunu hak edecek kişilerin ilk sıralarında yer alırdı. Görüşüne bakılmaksızın her kesim tarafından büyük bir sevgiyle karşılanan Muhsin Yazıcıoğlu, bu sevgiye karşılık verirken de hiçbir ayrım gözetmemiştir. Onu hiçbir zaman duruşuna ters bir tutum içinde kimse görmemiştir. Çünkü o liderlik duruşundan daha önce mümin duruşuna önem veren bir kişiydi.

 

            Davası, gelip geçici makam sevdası olsaydı belki de ülkenin en önemli mevkilerine gelebilecek bir donanıma ve konuma da sahipti. Kendisine yapılan böyle tekliflere hiç itibar etmeden, doğru bildiği yolda yürüyen ender şahsiyetlerden olmuştur Muhsin Başkan. 28 Şubatçıların karşısında dimdik duran, darbecilerin yüzüne en mertçe haykıran, dürüstlük denince bütün ezberleri bozan bir lider olarak her zaman gönüllerde yaşayacak o.

 

            “İki saniye sonrasına garantiniz olmayan bir hayat için, bir dünya için bu kadar fırıldak olmanın anlamı yoktur.” diyen gönül insanı Muhsin Yazıcıoğlu’nu her gün biraz daha özlüyoruz. Dik durmak, sözünün arkasında durmak ne yazık ki günümüzde en çabuk harcanan değerlerden oldu. Biz başkanı hep sevdik, Rabbim’in de sevdiklerindendir diye duamızı tekrarlayıp duracağız. Gönlümüzdeki yerini her gün biraz daha genişleteceğiz.