Tokat'tan görüntüler

Tokat bir çok medeniyetin, değişik kültür ve yaşamın medeniyetlerinin bileşkesidir. Bunun içindir ki dokuz yüz adımda, dokuz yüz medeniyeti görür, yaşar, hissederiz. Her köşesinden, her sokağından bir anı bir sevinç, açı çıkar karşımıza. Kulaklarımızı çınlatır. Bu anıları hatırlatacak yaşatacak tarihi hissi verecek eğitimli, bilgili insanlar topluluğuna ihtiyacımız vardır.

Bu tarihi ve güzel şehirde neler görmek istemez ki insan? Gönlünce gezip eğlenmek mi? Bir köşeden aydınlatılmış eserin müzik eşliğinde sizi alıp götürmesini mi? Size hizmet eden insanların tarihi mekana uygun giyimlerini mi? Güzel Türkçe konuşan insanlar mı? Bir kaç dil bilen esnaflar mı? Tokat'a sahip çıkan, parti ayırt etmeden hizmet eden milletvekilleri mi? Birbirini destekleyen, ortaklık kurup şirketler, holdingler yöneten işadamları mı? Her sokağı, caddesi düzenlenmiş, alt yapısı, sosyal tesisleri, eğlence merkezleri kurmuş bir belediye mi? Eğitim ve öğretime meraklı araştıran, soran, sorgulayan öğrenci grupları mı? Bilim için kurulmuş merkezi yerlerimiz mi? Okumak isteyip de okuyamayan öğrencilere kucak açanlar mı? v.b.ş. Elbette bu ve benzeri yüzlerce soruyu Tokat'ta görmek, yaşamak isteriz. Bunların olduğu yerde Tokat daha da muhteşem olacaktır.

Kimse işsiz kalmayacak. İşi olan insanların da suç işleme oranının azalacağını, topluma ve bireylere olan saygınlığının da üst düzeyde olacağını bilmeliyiz. Şu durumda Tokat geriye itilmekte, sessizliğe, sakinliğe itilmektedir. Türkiye'de göç birinciliğini elinde tutan Tokat; sanırım bu birinciliği uzun süre elinde tutacağa benziyor. Çöp bidonlarını demir çubuklarla karıştıran insanları görürüz. Pazar yerlerinde, akşam karanlığında sebze artıklarını seçen insanları görürüz. Yağışlı havada bir binanın kenarında ayakkabı boyamaya çalışan insanı görmemiz mümkün. Bunları çoğumuz görürüz ama görmemezlikten geliriz. Kirasını ödeyemeyen, işçisinin parasını veremeyen esnafın derdini ne bizler görürüz ne de esnaf çıkar anlatır. İşçilerin, memurların sorunlarını az da olsa eylemlerle duyarız. Aş evlerinden yemek yiyenlerin haddi hesabı yok. Sosyal yardımlaşmadan yardım alanlar da başka bir boyutu. Nüfusa ve Tokat'a bakınca üretim alanları sınırlı. Üretim yerleri açmak için de kim nasıl bir caba sergiliyor, bilmiyorum. Tokat'ın ev ekmeği meşhurdur. Bir bakkala girdim ev ekmeği alayım dedim. Sohbet açıldı, bu arada da bakkalcı genç arkadaş bir çay ısmarladı. Tokat'tan söz acılınca bakkalcı ''Abi Tokat'ta fabrika yok. Var olanlar da kapandı. Allah razı olsun üniversiteyi Tokat'a getirenlerden. Öğrenciler kıt olan haçlıklarıyla şehri canlandırıyorlar. Öğrenciler de olmasa, şehrin üst ve alt tarafına bir kilit vur. İçinde üç beş memurdan başka kimse kalmaz. Şansızlığımız, bir ve beraber olup iyi bir milletvekili çıkartamıyoruz. Var olanların da bir iş yaptıkları yok.'' Genç bakkalcının yüzü kızarmış gözleri nemlenmişti, ağlamamak için sağa, sola gidip geliyordu.

Tokat'a bahar geldi. Bundan sonra gurbetçiler gelmeye başlayacaklar. Bir miktar da olsa ekonomi canlanacak. Bu canlanma geçici olacak ama hiç yoktan iyidir. Satılık evlerin, zararına kapatıyoruz diyen dükkanların, tayin isteyen memurların bir kez olsun komşuluk hatırına hal, hatırını soralım. Yetkililer bir araya gelerek (göç) olayını masaya yatırsınlar. Tokat'ta yaşayanlar da şapkasını önüne koyup düşünmelilerdir. Yaşamaya değer bu yurt köşesi bizimdir. Tokat'tan görüntüleri bundan sonra inşallah tersinden görmeye başlarız. Gülen bir şehrin, gülen insanlarına şimdiden selam olsun.
 
 
                           SÜLEYMAN ERKAN  30-03-2013  CUMARTESİ ŞİŞLİ-İSTANBUL