BARIŞ VE DEMOKRASİ

Alman, İngiliz, Amerikalı, birlikte Türkiye’yi geziyorlarmış.

Alman demiş ki, “ Türklere amelelik işi verdik. Şimdi holdingleri var.”

Bunun üzerine İngiliz, “O da bir şey mi? Biz onlara “come here”’i öğrettik. Şimdi hepsi kendisini İngiliz zannediyor.” Demiş.

O sırada Amerikalı, elini kaldırıp söz istemiş. Ama bir türlü konuşamıyormuş. Bakmış olamayacak, kâğıda yazmış.

Biz Türklerden bazılarına, demokrasi kelimesini öğrettik. Şimdi, bizim adımıza da, halkları adına da sadece onlar konuşuyor.”

1919’da İngilizler İstanbul’u işgal ettiklerinde Damat Ferit Paşa, İngiliz General Webb’e “Ben ve Sultan, Allah’tan sonra umudumuzu İngilizlere bağladık” diye söz ediyor.

Damat Ferit, İngiliz yüksek komiseri J.De Robecke’e “Gelecek şehzadelerin tamamen İngiliz dostu olacak şekilde yetiştirileceğini” vaat edip ‘İngiliz Himayesi’ne girmeyi talep ediyor.

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Sosyalist Grup Başkanı Andreas Grosa: Türkiye’nin artık birinci madde ya da üçüncü madde gibi Türklüğe vurgu yapan maddelere ihtiyacı olmadığını ve olamayacağını” söylüyor.

Yine aynı Parlamento: “Abdullah Öcalan’ın idamı Türkiye ile Avrupa Birliği sürecine zarar verir. Kürt halkının siyasal, kültürel, sosyal haklarını tanıyan bir çözüm bulmalıdır. (22.07.2000)

ABD, “Sizi öldürmekten vazgeçmem karşılığında LOZAN’ı yırtın. Yeni bir Anayasa yapın. Kurucu unsur Türk milleti değil, Kürt ve Türk milleti olsun” diyor, yani ülkeyi ikiye bölüyor. Türkiye’nin bu bölünmüş haritaları İtalya’da yapılan NATO toplantısında ABD subayları yanlışlıkla toplantı raporu diye orada bulunan subaylara veriyorlar. Türk subayları bakıyorlar ki Türkiye’nin bölünmüş haritaları… ABD subayları çok ısrar etmelerine rağmen haritaları Türk subayları vermiyor. Daha sonra bu haritalar o dönemin gazetelerinde yayınlanıyor. Biz de bu bölünmüş haritaların Barış ve Demokrasi adı altında uygulanmasına yardımcı oluyoruz.

ABD, Afganistan’da Usame Bin Ladin’i yakalayıp denize atıyor ve hiç kimseden ses çıkıyor mu? Irak’a, Libya’ya, Mısır’a ne oldu? Saddam gitti. Kaddafi gitti. Hüsnü Mübarek gitti. Her gün yüzlerce Müslüman katlediliyor. Libya, Mısır, Tunus ve Suriye’ye Barış ve Demokrasi mi geldi?

Biz de ne yapıyoruz? Nerede Marksist-ateist, Ermenici, liboş, liberal, Kürtçü, yazar, çizer artist ve sanatçı ile ABD ve AB vakıfları tarafından desteklenen sivil toplum örgütleri başkanları ve üyeleri varsa onlardan Akil adamlar grubunu oluşturuyor; Anadolu’ya, “PKK silahı bıraksın barış gelsin, Anadilde eğitim gibi Kürtlerin hakları verilsin. APO’ya özgürlük gelsin, Yerel yönetimler güçlendirilsin, Valiler halk tarafından seçilsin, Anayasa’nın ilk üç maddesi değiştirilsin, federasyona geçilerek kardeşlik pekiştirilsin.” gibi düşüncelerle halkı yanıltmaya çalışıyoruz. Amaç burada Barış ve kardeşlik değil halkı ikna etme ve Türkiye’nin bölünmesi projesidir.

Bu açılım Projesini de ‘Uluslar arası Kriz Grubu’ yönetiyor. Bu grubu: Mütevelli Heyet Başkanı ve ABD’nin Orta Amerika’da yürüttüğü kirli savaşın baş aktörü Piskering ile Yönetim kurulu üyesi, turuncu darbelerin finansörü Soros, ABD eski başkanı Jimmy Carter, Nelson Mandela, BM Genel Sekreteri Kofi Anman oluşturuyor.

Güle oynaya yürütülen bu projenin sonunda Türk’e de Kürt’e de gözyaşından başka bir şey kalmayacaktır. Proje ne Türk’ün ve ne de Kürt’ün projesi. Proje ABD’nin bir Haçlı projesidir.

Bizzat üreticilerinden biri olan Condoleezza Rice’nin, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 30’a yakın, halkı Müslüman olan devletin sınırlarını değiştirecek olan “Büyük Orta Doğu Projesi” bu hedefin ürünündür.

Ne yazık ki bugün PKK ile masaya oturan hükümet başı, kendi ülkesinin sınırlarını değiştirecek olan Büyük Orta Doğu Projesi’nin Eş Başkanı’dır ve Eş Başkan olarak, “İnşallah Büyük Orta Doğu Projesi hayata geçer de Diyarbakır bu projenin yıldızı olur” demiştir, diyebilmiştir.

Bu Proje zamanında yapıldı ve uygulanması için de gerekli yerlere iletildi. Hazmettire hazmettire de uygulanıyor. Barış ve Demokrasi adı altında yürütülüyor. Ülke yedi bölgeli eyaletlere ayrılacak. Bunu BDP milletvekilleri açık açık söylüyorlar. Akıl hocaları da Barzani’dir. Bu konu Barzani’nin başkanlığında Erbil’de yapılan Kürt yöneticileri toplantısında gündeme getirildi.  ABD’de; Irak ve Suriye’de olduğu gibi Türkiye’nin güneyin- de de bir Kürdistan kurdurup sözde bu Kürdistan bölgelerini Türkiye’ye bağlamayı düşünüyor. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu da bu projenin mimarlarından olup Osmanlı tipi bir yapılanmaya gitmeyi düşünüyorlar. Akil Adamlar da bunun alt yapısını hazırlıyor.

Halk her şeyin farkındadır. Damat Ferit’in Heyeti Nasiha’sı, Heyeti Temsiliye karşısında nasıl başarılı olamadıysa bu Akiller grubu da yeni Milli Güç grubu karşısında başarı gösteremeyecektir. Demokrasi mi gelecek? Barış mı gelecek? İnşallah bu halk oyunu bozacaktır. Barış ve Demokrasi adı altında geliştirilen bölünme projelerinin kimler tarafından üretildiği ve ne amaçla ne için kullanılacağını yakın zamanda görecek ve gerekli cevabı verecektir. Hiç kimsenin kuşkusu olmasın!